Padişah, Hanedan ve Kanunname-i Ali Osman 10. Sınıf


Kategoriler: 10. Sınıf Tarih, Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatı 10. Sınıf, Tarih

Osmanlı devlet anlayışının ve yönetim sisteminin temelleri; Orta Asya Türk gelenekleri, İslam dininin devlet anlayışı ve egemenlik kurulan coğrafyalardaki devlet anlayışlarına dayanır. Osmanlılar, ilk Türk devletlerinde olduğu gibi hükümdarlığın ilahi takdire göre belirlendiğine inanmış, hükümdarlık hakkının Osmanlı ailesine ait olduğunu kabul etmişlerdir. Bütün devlet işleri padişahın kontrolündeydi ve kanunlar mutlaka padişahın emri olarak çıkardı. Padişah ölünce yaptığı bütün icraatlar, atamalar geçerliliğini yitirirdi. Yeni padişah, beratları yenilemezse vezir dâhil hiçbir yöneticinin yetkisi meşru sayılmazdı.



Osmanlı Devleti’nde Merkezî Otoritenin Güçlendirilmesine Yönelik Adımlar

  • Veraset sisteminde düzenleme yapılmıştır. I. Murat döneminde kabul edilen “Devletin toprakları padişah ve oğullarınındır.” ilkesinin yerine Fatih devrinde “Devletin toprakları padişahındır.” anlayışı geçerlilik kazanmıştır.
  • Fatih Sultan Mehmet, daha önce var olan kanunlarla kendisinin düzenlemiş olduğu kanunları birleştirerek Fatlh Kanunnamesi olarak da bilinen “Kanunname-i Ali Osman“ı oluşturmuştur. Bu kanunname ile devletin bekası için padişahlara kendi kardeşlerini öldürme izni verilmiştir.
  • Fatih Sultan Mehmet, devşirme sisteminden yetişenleri veziriazam, vezirlik, beylerbeylik gibi yüksek görevlere getirerek Türk devlet adamlarının hükümdar üzerindeki gücüne son vermiş, mutlak gücün padişahta olduğu anlayışını yerleştirmiştir.
  • Divân-ı Hümâyunun başkanlığı vezîriâzama bırakılarak bu kurumun işlevselliği artırılmıştır. Ancak padişah, Kubbealtı salonunun üstünde kafesle ayrılan bir bölümden bu toplantıları takip ederek vezîriâzamı ve Divân üyelerini denetime tabi tutmuştur.
  • Haremden evlenme geleneği başlatılmıştır. Bu usul sayesinde padişahın aile sırları dışarıya yayılmamış, güçlü ailelerin akrabalık ilişkilerini kullanarak padişah üzerinde nüfuz kurmaları engellenmiştir.
  • Müsadere usulü yaygınlaştırılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında zimmetine mal geçirenlere ve isyancılara uygulanan bu sistem Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren gelenek hâline gelmiştir.

Bilgi: Haksız yollarla servet edinenleri cezalandırmak amacıyla devlet tarafından kişinin malına el konulması anlamına gelen müsadere sistemi, kanuni sınırlamalarla kişisel mülk ve servetin veraset yoluyla ailelerin elinde toplanmasını engellemiştir. Böylece devşirmeler arasında aristokratik bir sınıf oluşmamıştır.

Siyasetnamelerde Padişahların vasıfları

Siyasetname (nasihatname) türündeki eserler devrin hükümdarlarına ve devletin ileri gelenlerine yol gösteren kaynaklardır. Osmanlı Devleti’nde ilk siyasetname Şeyhoğlu Mustafa tarafından kaleme alınan Kenzü’l-Küberâ ve Mehekkül Ulemâ adlı eseridir. ll. Murat’ın oğluna nasihatı Nasihat-ı Sultan Murad, Yavuz’un Kanuni’ye yazdığı Siyasetname, Lütfi Paşa’nın Asafname, İdris-i Bitlisi’nin Kanûn-ı Şâhenşâhî adlı eserleri önemli nasihatnamelerdendir.

Bilgi: Osmanlı siyasetnamelerinde padişah ve yöneticilere genel olarak adaletli olma, reayaya karşı şefkatli ve hoşgörülü davranma, görevi ehil olanlara ve hak edenlere verme, devlet işlerinde danışmaya önem verme, bilim insanlarını destekleme gibi öğütler verilmiştir.

Şehzadelerin Eğitimi

  • Padişahın erkek çocuklarına şehzade denirdi. Devlet için resmî bir olay kabul edilen şehzade doğumları şenliklerle kutlanırdı. Saray geleneğine göre dört yaşına gelen şehzade, haremdeki Şehzadegân Mektebinde ilk eğitimine başlardı. “Bed-i Besmele Merasimi” denen büyük bir törende şehzadeye konusu besmele öğretimi olan ilk dersi şeyhülislam verirdi. Devletin en iyi hocaları, geleceğin padişahlarını yetiştirmek için görevlendirilirdi.
  • I. Murat döneminden itibaren ise şehzadeler on dört, on beş yaşına geldiklerinde, sancak beyi olarak görevlendirilmeye başlanmıştır. Şehzadelerin sancaklara çıkarılmasındaki temel amaç devlet yönetimiyle ilgili bilgi sahibi olmaları ve tecrübe kazanmalarıdır.
  • Sancaklara vali olarak atanan şehzadelere lala denilen tecrübeli devlet adamları yardımcı olurdu. Şehzade Alayı denilen büyük bir törenle başkentten uğurlanıp sancaklara vali olarak atanan şehzadelere “Çelebi Sultan” denirdi.
  • Osmanlı Devleti için stratejik öneme sahip olan şehzade sancaklarının birçoğu Balıkesir, Kütahya, Manisa, Isparta, Antalya, Konya, Kefe, Amasya, Kastamonu, Sivas, Karaman, Trabzon, Bolu gibi eski beyliklerin merkezleriydi.
  • II. Selim döneminden itibaren en büyük ve padişah adayı şehzadenin sancağa çıkarılması uygulamasına geçilmiştir. Sancağa çıkma usulüyle yetişen son padişah III. Mehmet’tir. XVII. yüzyıldan itibaren şehzadeler eğitimlerini sarayda almaya başlamış ancak bu durum, şehzadelerin idarî tecrübe kazanmasını engellemiştir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi