• Kategori yok
  • Felsefe

    Doğru Bilginin İmkansızlığı (Septisizm)

    Doğru bilginin mümkün olmadığını savunan görüşe septisizm (şüphecilik) denir. Bu görüşü benimseyen filozoflara ise septik (şüpheci) denir. Septisizm, genel-geçer bilgiye ulaşmanın imkansız...

    Bilgi Üzerine Felsefe

    1. Bilginin değerine ilişkin sorular Varlığın doğru bilgisi var mıdır? İnsan neyi, ne kadar bilebilir? İnsan aklı her şeyi bilebilir...

    Bilginin Doğruluk Ölçütleri Nelerdir?

    Burada yeni bir problemle karşı karşıyayız. Bu da doğruluğun ölçütünün ne olduğu sorunudur. Sağduyunuza dayalı olarak doğrunun ölçütünün kolay olacağını...

    Doğruluk (Hakikat) ve Gerçeklik (Realite)

    Doğru ve gerçek kelimeleri sıklıkla birbirine karıştırılır. Gökyüzündeki Güneş, teneffüs ettiğimiz hava, kalbimizin küt küt çarpması birer gerçektir. Buna karşılık,...

    Teknik Bilgi ve Özellikleri

    Teknik terimi Grekçe’de beceri ve sanat anlamına gelen “techne” sözcüğünden türemiştir. İlk çağlardan beri insanın el çabası ve becerisiyle ortaya...

    Sanat Bilgisi ve Özellikleri

    Sanat etkinliğinde de suje obje ilgisi söz konusudur. Yalnız burada suje diğer bilgi türlerindeki sujeden yaratıcı hayal gücüyle ayrılır. Burada...

    Dinsel Bilgi ve Özellikleri

    Bütün dinler insanı, varlığı ve doğayı açıklamak ister. İlkel dinler bunları, sihir ve büyü gibi gizemli güçlerle; Tanrısı birden fazla...

    Felsefi Bilgi ve Özellikleri

    Felsefi bilgi, araştırmaya ve incelemeye dayanarak eleştirel bir düşünmenin sonucunda ortaya çıkar. Çünkü felsefi tavır sahibi birisi her şeyi olduğu...

    Bilimsel Bilgi ve Özellikleri

    Sınırlı bir konusu ve belli bir yöntemi olan, sistemli ve genel – geçer sonuçlara ulaşmak isteyen ve konusuna “bilmek için...

    Gündelik Bilgi (Düzensiz Bilgi)

    Biz herhangi bir nesneyi algılar, böylece onu hem tanırız hem de biliriz. Örneğin, masanın üzerinde duran su dolu bardağı algılıyorum...

    Bilginin Temel Unsurları

    Felsefede bilgi denilince, suje ile obje arasında kurulan ilişkinin söz ile ifade edilmesi akla gelir. Tanıma baktığımızda iki önemli kavramla...

    Felsefe ve Dil

    İnsanı diğer canlılardan ayırt eden başlıca özelliği “konuşan ve düşünen” bir canlı olmasıdır. Konuşmak da düşünmek de dil aracılığıyla gerçekleşen...

    Sonraki Sayfa »

    FELSEFE NEDİR?



    Felsefe, insanın içinde yaşadığı evrenin ve evrendeki varlığının anlamını açıklama çabasıdır. Felsefe, varlığı ve ona ilişkin sorunları, eleştirel bir yaklaşımla ele alan sistemli, tutarlı ve tümel bir açıklama etkinliğidir. Felsefe, bütün var olanların temel ilkelerini ve ilk nedenlerini bilmeyi amaçlayan, düzenli, eleştirel ve birleştirici düşünme etkinliğidir. Felsefe terimi, eski Yunanca “sevgi” anlamına gelen “phileo” ile “bilgi, bilgelik” anlamına gelen “sophia” sözcüklerinin birleşimiyle oluşturulan ve “bilgi sevgisi” anlamına gelen “philiosophia” sözcüğünden gelmektedir. Bu kavram, ilk kez Pythagoras tarafından kullanılmıştır.

    Felsefenin Doğuşu

    Felsefe, mitolojinin kıvrımlarında doğup büyümüş ve onun büyülü ortamından uzun süre kendini kurtaramamıştır. Filozofların, evren ve insan üzerine köklü düşünceler oluşturmaya yönelmeleriyle mitolojik düşünce önemini yitirmeye başlamış ve inanç olarak kalmıştır.



    MÖ IV. binyıldan MS 476 yılına (Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışı) dek süren zamanda birçok kültür doğup gelişmiştir. Bu kültürlerin en önemlileri Sümer, Mısır, Akad, Babil, Hitit, Hint, Yunan, Pers, Kartaca ve Roma kültürleridir. İlk (Eski) Çağ, sadece Yunan kültürünü değil, yukarıda değinilen tüm kültürleri kapsar.

    Bu kültürler arasında en yetkin gelişmişlik düzeyine erişmiş olan Yunan düşünce yaşamı, Özel bir yere ve öneme sahiptir. Bu nedenle İlk Çağ felsefesi, Yunan felsefesi olarak kabul edilir. İnsanın kendi yaşamıyla ilgili sorumluluk bilinci kazanması, soru sormayı öğrenmesi, kısaca kendini fark etmesi, Eski Çağda başlamıştır.

    Niçin Felsefe?

    Fizyolojik açıdan kâinatta en güçsüz varlık olmasına rağmen insan, aklını kullanarak en güçlü varlık hâline gelmiştir. Neden insan, fizyolojik açıdan kâinattaki en güçsüz varlıktır? Çünkü yaşayabilmesi için başkalarına önemli derecede ihtiyaç duyar. Çünkü; ne bir aslan gibi sert pençeye, ne bir ceylan gibi hızlı bacak kaslarına, ne bir kaplumbağa gibi sert kabuğa, ne de bir kartal gibi kanatlara sahiptir. Bu özelliklerden yoksun olan insan, neredeyse kendisini kâinata hükmetmeye götürecek bir yetiye sahiptir. O yeti, akıldır. İnsan, aklı sayesinde en güçlü canlı konumuna ulaşmıştır.