• Kategori yok
  • Felsefe

    Ahlak Felsefesi Temel Soruları

    1. Ahlaki eylemlerin bir ereği var mıdır? 2. İrade seçim yaparken, özgür müdür? 3. Evrensel bir ahlak yasası var mıdır?...

    Ahlak Felsefesi

    İnsan sadece bilen bir varlık değil, aynı zamanda eylemde bulunan bir varlıktır. İnsan eylemleri meydana geliş, yöneldikleri erek ve değerler...

    Felsefi Antropoloji

    BİR VARLIK OLARAK İNSAN (FELSEFİ ANTROPOLOJİ) 19. yüzyılın ikinci yarısında felsefe; insanı, onun varlık yapısında ortaya çıkan fenomenleri, soru ve...

    Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm)

    Varoluşçuluğun öncü isimleri şunlardır: Sören Kierkegaard, Karl Jaspers, Gabriel Marcel, Jean Paul Sartre ve Martin Heidegger. Kierkegaard Kierkegaard, düşünceleriyle Varoluşçu...

    Pragmatizm (Faydacılık)

    William James’a (1842 – 1910) Fayda sağlayan bilgi, doğru bilgidir, diyen görüştür. William James’a göre, insan yaşamının amacı vardır. Bundan...

    Yeni Ontoloji (Nicolai Hartmann)

    Yeni ontolojinin kurucusu, İstanbul Üniversitesinde de hocalık yapmış olan Alman filozof Nicolai Hartmann’dır. Yeni ontoloji düşüncesinin ana ilkelerinin başında, varlığın...

    Fenomenoloji (Görüngübilim)

    Varlık Fenomendir (Görüngü bilim) Yaklaşımı Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl’dir. Husserl varlığı, fenomen olarak görür. Fenomenoloji, ancak doğrudan ve temel verileri...

    Düalizm (İkicilik)

    Varlık Hem Madde Hem de Düşüncedir: Düalizm (İkicilik) Felsefe tarihinde her filozof, var olanı yalnızca tek bir ana maddeye bağlayarak...

    Materyalizm (Maddecilik)

    Varlığın madde cinsinden olduğunu savunan görüştür. Materyalizm, “mekanik” ve “diyalektik” olmak üzere iki farklı şekilde ele alınır. Temsilcileri : Demokritos,...

    Hegel Varlık Anlayışı

    Hegel (1770 – 1831) Tüm evren, bir ilkenin bir ilk temelin belli bir amaca doğru gelişmesidir. Bu ilk ilke “geist...

    Farabi Varlık Anlayışı

    Farabi ( 870 – 950) Arist0teles’in öğretisini İslam düşüncesine taşıdığından Muallim-i Sani (İkinci Öğretmen) unvanıyla anılmıştır. Varlıkları “zorunlu” ve “mümkün...

    Aristoteles Varlık Anlayışı

    Aristoteles (MÖ 384 – MÖ 322) Platon’un “ideaları”, Aristoteleste “form” şekline dönüştürülmüştür. “Form”, maddeye şekil verendir. Madde, formsuz bulunamaz. Madde...

    Sonraki Sayfa »

    FELSEFE NEDİR?



    Felsefe, insanın içinde yaşadığı evrenin ve evrendeki varlığının anlamını açıklama çabasıdır. Felsefe, varlığı ve ona ilişkin sorunları, eleştirel bir yaklaşımla ele alan sistemli, tutarlı ve tümel bir açıklama etkinliğidir. Felsefe, bütün var olanların temel ilkelerini ve ilk nedenlerini bilmeyi amaçlayan, düzenli, eleştirel ve birleştirici düşünme etkinliğidir. Felsefe terimi, eski Yunanca “sevgi” anlamına gelen “phileo” ile “bilgi, bilgelik” anlamına gelen “sophia” sözcüklerinin birleşimiyle oluşturulan ve “bilgi sevgisi” anlamına gelen “philiosophia” sözcüğünden gelmektedir. Bu kavram, ilk kez Pythagoras tarafından kullanılmıştır.

    Felsefenin Doğuşu

    Felsefe, mitolojinin kıvrımlarında doğup büyümüş ve onun büyülü ortamından uzun süre kendini kurtaramamıştır. Filozofların, evren ve insan üzerine köklü düşünceler oluşturmaya yönelmeleriyle mitolojik düşünce önemini yitirmeye başlamış ve inanç olarak kalmıştır.



    MÖ IV. binyıldan MS 476 yılına (Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışı) dek süren zamanda birçok kültür doğup gelişmiştir. Bu kültürlerin en önemlileri Sümer, Mısır, Akad, Babil, Hitit, Hint, Yunan, Pers, Kartaca ve Roma kültürleridir. İlk (Eski) Çağ, sadece Yunan kültürünü değil, yukarıda değinilen tüm kültürleri kapsar.

    Bu kültürler arasında en yetkin gelişmişlik düzeyine erişmiş olan Yunan düşünce yaşamı, Özel bir yere ve öneme sahiptir. Bu nedenle İlk Çağ felsefesi, Yunan felsefesi olarak kabul edilir. İnsanın kendi yaşamıyla ilgili sorumluluk bilinci kazanması, soru sormayı öğrenmesi, kısaca kendini fark etmesi, Eski Çağda başlamıştır.

    Niçin Felsefe?

    Fizyolojik açıdan kâinatta en güçsüz varlık olmasına rağmen insan, aklını kullanarak en güçlü varlık hâline gelmiştir. Neden insan, fizyolojik açıdan kâinattaki en güçsüz varlıktır? Çünkü yaşayabilmesi için başkalarına önemli derecede ihtiyaç duyar. Çünkü; ne bir aslan gibi sert pençeye, ne bir ceylan gibi hızlı bacak kaslarına, ne bir kaplumbağa gibi sert kabuğa, ne de bir kartal gibi kanatlara sahiptir. Bu özelliklerden yoksun olan insan, neredeyse kendisini kâinata hükmetmeye götürecek bir yetiye sahiptir. O yeti, akıldır. İnsan, aklı sayesinde en güçlü canlı konumuna ulaşmıştır.