Fiziğin Diğer Disiplinlerle İlişkisi

Bilim dalları gelişirken diğer bilim dallarından yardım alarak bunu başarabilirler. Yani hiçbir bilim dalı diğer bilim dallarından bağımsız olarak yoluna devam edemez. Mesela Matematik olmadan Fizik bilimini düşünebiliyor musunuz? Matematik fizik biliminin önünü aydınlatan bir ışıktır.



Fizikle uğraşan bilim adamları atomu ve onu oluşturan proton, nötron ve elektron gibi parçacıkları incelerken elektronların çekirdek etrafındaki yörüngelerde nasıl hareket ettiğini, bu yörüngelerin şeklinin nasıl olduğunu ve elektronu bularak kimyacılara yardımcı olmuşlardır.

Astronomi bilimi ile uğraşan bilim insanları ise elektronların çekirdek etrafındaki dolanımlarını fizik bilimi sayesinde öğrenerek bunları güneş sistemindeki gezegenlerin hareketlerine uyarlamışlardır. Yani bir bakıma fizik bilimi mikro alemden makro aleme geçişlerini sağlamıştır.

Bitkilerin fotosentez yapabilmeleri için öncelikle ışığı soğurmaları gerekir. Biyologlar soğurulan ışığın nasıl bir şekilde enerjiye dönüştürüldüğünü, hangi renkteki ışığın neden daha iyi sonuçlar verdiğini fizik bilimi sayesinde öğrenmişlerdir.



Fizik biliminin tıp bilimine katkısı çoktur. Kemikteki kırıkların nerede ve ne şekilde olduğunu ameliyat etmeden bilebilmek için kullandıkları röntgen cihazı fizikçilerin tıp bilimine armağanıdır.

Aynı şekilde tıpçıların hastalığa tanı koyabilmek için kullandıkları MR cihazı, dopler cihazı, ultrason cihazı, elektro şok cihazı ve daha birçok cihaz fizikçilerin eseridir.

Yorumlar

  1. gizemli^_^ dedi ki:

    değişik anlatmış ama sevdim

  2. Anonim dedi ki:

    Çok güzel anlatılmış teşekürler

  3. Ebru dedi ki:

    Bu zaten 9. Sınıf biyoloji kitabının aynısı.
    Ozet olarak yapilsaydi daha iyi olurdu. Bunu zaten biliyoruz

  4. ilknur dedi ki:

    çok güzel anlatılmış ben çok beğendim

Yorum Yaz

Bilim tarihi incelendiğinde bütün bilimler gibi fizik de felsefenin içinde yer almıştır. Bilimsel bilginin gelişmesiyle felsefeden ayrılan ilk bilim dalı fizik olmuştur. Fizik sözcüğü, Eski Yunancada “doğa” anlamına gelen physis (fiysis) kelimesinden gelmektedir. Uzun süre doğa felsefesi olarak kabul görmesi doğayı anlama, açıklama çabasından kaynaklanır. Doğanın tüm makroskobik ve mikroskobik görünümünü inceleyen ve bu olayların neden ve sonuçlarını araştıran doğa bilimlerinin kaynağı fizik bilimidir. Kimya, biyoloji gibi disiplinlere ait alt dallar, mühendislik alanları fiziğin ilkelerinin uygulanmasıyla doğmuştur. Fiziğin etkileşimde bulunduğu disiplinlere felsefe, biyoloji, kimya, matematik, teknoloji, mühendislik, sanat ve spor örnek olarak verilebilir. “Bilgiseverlik”, “bilgelik sevgisi” anlamlarını içeren felsefe; insanın varlığını bilme, aklını kullanarak evrendeki yerini açıklama isteğidir. Felsefe ve fizik akıl yürüterek evreni, zamanı ve mekânı anlama yolunda sorular sorup cevaplamaya çalışır. Fizik biliminde var olan gelişmeler felsefeyle etkileşim hâlindedir. Örneğin felsefe tarihi boyunca zaman-mekân kavramlarının ne olduğuna dair düşünceler tartışılmıştır. Newton’ın “Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri” adlı eseri (Görsel 1.1.15) fizik biliminin temel eseridir. Bu eserinde Newton mekaniğin temel ilkelerini; gezegenlerin, Güneş’in etrafında nasıl ve neden hareket ettiklerini ve evrensel çekim kanunlarını açıklamıştır. Aynı esere felsefi açıdan bakıldığında ise zaman ve mekân açıklamaları dikkat çekicidir. Newton’ın doğada insan bilincinden bağımsız zaman ve mekân olduğunu açıklaması felsefi açıdan önemli olmuştur. Newton’ın fiziksel ya da maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bu görüşü 20. yüzyılda ortaya atılan Albert Einstein’ın (Albırt Aynştayn) Rölativite Teorisi ile sorgulanmaya başlanmıştır. Uzay ve zamanın mutlak olmadığı görüşü evrene yeni bir bakış açısı getirmiş ve bilimde değişmez, evrensel kabul edilen bilgilerin değişebileceği (rölativizm-görecelik) görüşü felsefeye de yansımıştır. Felsefe ve fizik arasında gelişen etkileşimi ünlü fizikçi Einstein’ın “Evren, bir bütündür, tektir. Belki bu yüzden evrende birbiriyle tamamen ilişkisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde evren kalbini açar size.” sözü özetlemektedir. Fizik, temel bilim dallarından biyoloji ve kimya ile yakın ilişki içerisindedir. Bu yakınlık yeni alanların oluşmasına sebep olmuştur. Atom kavramının gelişmesi ile fizikokimya, kimyasal reaksiyonların oluşumunda meydana gelen bazı olayları fiziğin alt dallarından yararlanarak açıklar. Biyoloji DNA’nın yapısı için atomik fizik bilgilerini kullanır. Katıhâl fiziği ve nano teknoloji çalışmalarında kimyadan destek alınır. Sinirlerde bilgi iletimi ve biyoelektrik illüstrasyonu Disiplinlerarası bir bilim dalı olan biyofizik, fizik biliminin teknik ve prensiplerini biyolojiye uygular. Sinirlerde bilgi iletimi, biyoelektrik ve sinir yapılarının tanımlanması gibi canlı yapısı ile ilgili konularda çalışmalar yaptığı için tıpta da geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bilimsel çalışmalarda elde edilen sonuçların bilimle ilgilenen insanlar tarafından anlaşılır ve evrensel nitelikte olması önemlidir. Bu nedenle fizik biliminde yapılan çalışmalarda, kullanılan teori ve yasaların ifade edilmesinde, fiziksel ilkelerin matematiksel olarak ispatlanmasında matematik kullanılır. Örneğin bir fizik deneyinin sonucu, formüller ve işlemler kullanılarak herkes tarafından anlaşılır hâle getirilebilir. Hatta bir öğrenci evde kullanılan elektrikli aletlerin gücüne bağlı olarak günlük, haftalık ve aylık elektrik enerjisi tüketimi hesabını yapabilir. Uygarlıkların gelişmesinde fizik bilimi önemli bir rol oynamıştır. Tekerleğin icadından mancınıklara, cami ve köprülerden dev gökdelenlere, gaz lambasından harekete ve sese duyarlı aydınlatma sistemlerine kadar pek çok yapıda fizik bilgileri kullanılmıştır. Coğrafyada yer kabuğunun hareketinde etkili olan kuvvetlerin; gelgit olayının; iklimlerin oluşumunun; yağmur, kar ve rüzgâr gibi meteorolojik olayların; yerin manyetik alanı ve etkilerinin açıklanmasında fizik kanunları kullanılır. Pusulanın icadı ile gemilerle yapılan coğrafi keşifler de fizik biliminin sayesinde olmuştur. Arkeolojide kazılarda bulunan eserlerin tarihî değerinin olup olmadığının ispatlanması ve yaşının hesaplanmasında radyoaktif tarihleme yöntemleri kullanılır. Bu yöntemler nükleer fizik bilgisi ile geliştirilmiştir. Fizik, mühendislik ve teknoloji birbirinden ayrılması güç kavramlardır. Mühendislik; sorunlara çözüm ararken fizik biliminden ve diğer bilimlerden yararlanır, teknolojiyi kullanır ve hatta teknolojiyi geliştirir. Bu süreçte fizikteki gelişmeler teknolojiyi, teknolojideki gelişmeler de fizikteki çalışmaları hızlandırır. Makine, inşaat, elektrik-elektronik, bilgisayar, yazılım, uzay, uçak, endüstri, genetik, jeoloji, cevher hazırlama ve mekatronik gibi mühendislik dallarında yapılan çalışmalarda fizik kanunları temel alınır. Sanat ve bilim birbirinden çok uzak disiplinler gibi düşünülse de ortak noktalarda buluşabilir. Fiziğin müzik, sahne sanatları, sinema, görsel sanatlar ve müzikle yakın ilişkisi vardır. Görsel sanatların temel unsurlarından biri ışıktır. Işık cisimlerin görülmesini sağlar. Cisim tarafından yansıtılan ışın göz tarafından algılanır. Belli bir ışık kaynağı ile aydınlatılan cisimler için aydınlanma oranı cismin her yerinde aynı değildir. Işığı fazla alan kısımlar aydınlık ve parlak görülürken ışığı daha az alan veya gölgede kalan kısımlar daha karanlık görülür. Bir cismin renginin görülebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır. Renkler ışık renkleri ve boya renkleri olmak üzere ikiye ayrılır. Işık renkleri bir prizmaya gelen beyaz ışığın kırıldığı anda görülen renklerdir. Oluşan bu farklı renklerin günlük hayatta bir arada görülebildiği bir örnek de sabun köpükleridir. Resimde renklerin önemi kadar perspektif de önemlidir. Mekaniğin çalışma alanı içerisine giren ses, madde moleküllerinin titreşimi sonucunda oluşan bir enerji türüdür. Ses oluşumu için ses kaynağına ve titreşimi iletecek maddesel ortama ihtiyaç vardır. Sesin ve müziğin nasıl oluştuğu, ortamın ve kaynağın sese etkisi gibi konular fizik kanunları ile açıklanır. Vurmalı çalgılarda yüzey gerginliği; üflemeli çalgılarda çalgının boyu, çalgıda ki delik yerleri ve sayıları; telli çalgılarda ise tel uzunluğu, gerginliği ve gövdenin yapısı gibi konular fizikle doğrudan ilgilidir. Cisimlerin bizden uzaklaştıkça küçülmüş ve renklerinin solmuş gibi görünmesi olayına perspektif adı verilir. Resim sanatında ise üç boyutlu varlıkların iki boyutlu çizimi olarak tanımlanır. Bir manzarayı resmedecek sanatçı; perspektif özelliklerini resmine yansıtabilmek için ışığın geliş doğrultusuna, gölge ve renk gibi optik özelliklerine dikkat etmelidir. Örneğin Hoca Ali Rıza ve Osman Hamdi Bey resimlerinde optik özellikleri çok iyi kullanmış ve iyi bir perspektif oluşturarak iki boyutlu çizimin üç boyutlu algılanmasını sağlamış ünlü Türk ressamlarıdır. Fiziğin ilişkide bulunduğu bir diğer disiplin de spordur. Biyomekanik, mekanik prensiplerin canlılara uygulanması anlamını taşır. Mekanik kavramlarını kullanarak canlı hareketlerini açıklamaktadır. Spor biyomekaniği ise sporcuların biyolojik yapılarına etki eden kuvvetleri ve etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Spor dallarına göre özelleşmiş insan hareketlerini mekanik kavramlarını kullanarak açıklar. Belirli spor hareketlerinin biyomekanik incelemesini ve bazı hareketlerin niceliksel hesaplamalarını yaparak sporcuların performans gelişimini sağlar. Spor malzemelerinin performansını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapar. Bu çalışmalar sırasında bazı sorulara cevap arar. Örneğin futbolda topu atmada, atış uzaklığı ile atış açısı, topun atış hızı ve atış yüksekliği arasında nasıl bir ilişki vardır? Basketbolda basket atışında oyuncunun kol eklemlerindeki farklılıkların, topa uyguladıkları kuvvete etkisi nedir? Teniste servis atışında raketin örgü gerginliği veya topun kütlesi ile topun hızı arasında nasıl bir ilişki vardır? Sırıkla atlamada bir kaldıraç olarak kullanılan sırığın esnek yapıda olması sayesinde sporcu yukarı doğru yükselir. Sırıkla atlamada sırığın yapıldığı malzeme ile yükselme miktarı arasındaki ilişki nedir? Basketbol topunun yapımında kullanılan malzemenin esnekliği, dayanıklılığı, genleşmesi gibi özelliklerinin atışlara etkisi nedir? Fizik ile spor arasındaki ilişki her spor dalının ve sporcunun fiziksel özelliklerine göre değişmektedir. Örneğin hava dalışçılarının kol ve bacaklarını açmalarının sebebi sürüklenmelerini maksimum seviyeye çıkarmak içindir. Çünkü sporcunun hava ile temas eden yüzeyi arttıkça sporcu daha çok sürüklenecek böylece havada daha uzun süre kalacaktır. Okçuluk sporunda yayda gerilme sonucunda oluşan enerji ok fırlatılınca kinetik enerjiye dönüşür. Gerilme ne kadar büyükse ok o kadar ileri doğru hareket eder.
ankara escort bayan ankara escort ankara escort bayan bayan escort ankara