Kategoriler: 11. Sınıf Biyoloji, Biyoloji, Denetleyici ve Düzenleyici Sistem, Duyu Organları, Dersler, İnsan Fizyolojisi

İnsanlarda ışığı algılayan organ gözdür. Gözde ışığın algılanması görme olayında ilk evre olmasına rağmen aslında beynimizle görürüz. Göz, dış nesnelerden gelen ışınlarla uyarıldığında beyne sinir impulsları gönderir. Beyin, görüntü oluşturmak için bu impulsları yorumlar. İnsanda göz, yardımcı yapılar ve göz küresinden oluşur.

GÖZE YARDIMCI YAPILAR

Göz küresi çevresinde bulunan kaşlar, kirpikler, göz kapakları, gözyaşı bezleri ve göz kasları göze yardımcı kısımlar olarak ifade edilir. Kaşlar ve kirpikler yoğun güneş ışınlarından gözü korur. Ayrıca yabancı cisimlerin ve terin göze kaçmasını önlemede rol oynarlar. Göz kapakları bir tehlike anında refleks olarak kapanır ve böylece gözü mekanik olarak korur. Her iki göz çukurunun üstünde birer tane gözyaşı bezi yer alır. Gözyaşı bezlerinden gözyaşı denilen bir sıvı salgılanır. Çeşitli tuzlar ve antibakteriyel bir enzim (lizozim) içeren bu sıvı, göz yüzeyini sürekli ıslak ve temiz tutar. Gözyaşının fazlası kanallardan geçerek burun boşluğuna akar. Göz kasları göz küresinin hareketini sağlamada görev yapar.

GÖZ KÜRESİ

Göz küresi farklı tabakalar ve yapılardan oluşan küre biçiminde bir kapsüldür. Göz küresini oluşturan tabakalar; sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabaka olarak adlandırılır.

Sert Tabaka: Göz akı olarak da bilinen bu tabaka bağ dokudan oluşmuştur. Kalın ve dayanıklı bir yapıya sahip olan sert tabaka göze şeklini vermeye yardımcı olur ve gözün iç kısmını korur. Sert tabaka gözün ön tarafında incelip şeffaflaşır ve hatif şişkinleşerek kornea denilen saydam tabakayı meydana getirir. Işık, göz içine korneadan girer ve burada kırılarak göz merceğine ulaşır. Kan damarı içermeyen kornea difüzyon ile beslenir.

Damar Tabaka: Sert tabakanın altında bulunur ve gözü besleyen kan damarlarını yoğun olarak içerir. Damar tabakada bulunan koyu pigmentler göze gelen ışığın çoğunu emerek geri yansımasını engeller. Böylece görüntünün parlaması önlenmiş olur.

Damar tabakanın ön kısmına iris adı verilir. İris, içerdiği pigmentlerin miktar ve dağılımına bağlı olarak gözün rengini belirler. İrisin ortasında bulunan deliğe göz bebeği denir. İrisin yapısındaki kaslar bir kameranın diyaframı gibi çalışarak göz bebeğini daraltır veya genişletir. Göz bebeği parlak ışıkta daralırken zayıf ışıkta genişler. Böylece göze giren ışık miktarı düzenlenmiş olur. İrisin yapısındaki düz kaslar, ışık şiddetinde meydana gelen ani değişimlere hemen uyamazlar. Bu yüzden aydınlıktan karanlık bir yere giren insanın gözleri, belirli bir süre geçtikten sonra karanlığa uyum sağlayabilir.

İrisin arkasında saydam yapılı bir göz merceği yer alır. Göz merceği, içinden geçen ışınları kırar ve böylece ışınlar ağ tabaka üzerinde görüntü oluşturacak şekilde toplanır. Göz merceğinin yerinde sabit kalmasını asıcı bağlar (mercek bağları) adı verilen lifler sağlar. Bu lifler sayesinde mercek kirpiksi cisme tutunur. Kirpiksi cisim, iris etrafında kalınlaşan damar tabaka ve düz kaslardan oluşur. Kirpiksi cisim kaslarının kasılıp gevşemesiyle asıcı bağların gergin veya gevşek olması ayarlanır. Böylece merceğin kalınlığı değişir ve bakılan cisim hangi uzaklıkta olursa olsun, ışınların daima retina üzerinde odaklanması sağlanır. Bu süreç göz uyumu olarak adlandırılır.

Gözde, kornea ile mercek arasındaki boşluğa ön oda, mercekle iris arasındaki boşluğa ise arka oda denir. Ön ve arka odalar özel bir sıvı ile doludur. Bu sıvılar gözdeki basıncın devam etmesini sağlar. Ayrıca kan damarı içermeyen kornea ve merceğin beslenmesinde görev alır. Ön ve arka odalardaki sıvıyı uzaklaştıran kanallar tıkanırsa, göz içi basıncı artar ve göz tansiyonu denilen bir durum meydana gelir. Mercek ile ağ tabaka arasındaki boşlukta camsı cisim adını alan jelimsi bir sıvı yer alır. Göz hacminin büyük bir kısmını oluşturan bu sıvı, gözün şeklinin korunmasına ve ışığın kırılmasına yardımcı olur.

Ağ Tabaka (Retina): Gözün en iç tabakasıdır. Retinada ağ şeklinde dağılmış sinir hücreleri ve ışığı algılayan reseptörler (fotoreseptörler) bulunur. Retinadaki fotoreseptörler, biçimleri nedeniyle çubuk hücreleri ve koni hücreleri olarak adlandırılır. İnsan retinası 6 milyon civarında koni ve 125 milyon civarında çubuk hücresi içerir.

Çubuk hücreleri karanlıkta ve loş ışıkta görmeyi sağlar. Bu hücreler renkleri ayırt edemezler ve sadece siyah beyaz görüntü üretirler. Koni hücreleri gün ışığında renkli görmeyi sağlar.

Dikkat: Retinada kırmızı, yeşil ve mavi ışığı algılayan üç çeşit koni hücresi vardır. Genetik bozukluk sonucu koni hücrelerinden bir ya da ikisinin bulunmaması veya bulunsa da fonksiyon göstermemesi durumunda renk körlüğü ortaya çıkar. Renk körlüğünün en yaygın olan tipinde kırmızı ve yeşil renkler birbirinden ayırt edilemez. Koni hücrelerinden üçü de bulunmazsa kişi her şeyi siyah beyaz görür. Buna tam renk körlüğü denir.

Retinanın arka bölgesinin ortasında küçük bir çöküntü bulunur. Keskin ve ayrıntılı görme alanı olan bu bölgeye sarı benek adı verilir. Sarı benek, koni hücrelerinin en yoğun olduğu yerdir. Belirli bir cisme doğrudan bakıldığında, bu cisimden gelen ışınlar sarı benekte toplanır. Görme sinirinin (optik sinir) retinadan çıktığı noktaya kör nokta denir. Burada çubuk ve koni hücreleri bulunmadığından görüntü oluşmaz. Çubuk hücrelerinin karanlıkta görmeyi sağlayan pigmentine rodopsin adı verilir. Rodopsinin yapısında A vitamininin bir türevi yer alır. Rodopsin, fazla ışıkta işlevini yitirir ve karanlıkta yeniden oluşur. Aydınlık bir ortamda uzun süre kalan bir insan, loş veya karanlık bir ortama girince görmede önce zorluk çeker. Bunun nedeni rodopsinin henüz sentezlenmemiş olmasıdır. Bir süre sonra rodopsinin yeniden sentezlenmesiyle görüşte artma olur. Bu durum “gözün karanlığa adaptasyonu” olarak adlandırılır.

Dikkat: Rodopsinin sentezi için A vitamini gereklidir. A vitaminini yeterince alamayan insanlar, çubuk hücrelerindeki rodopsin azaldığı için loş ışıkta göremezler. Bu durum “gece körlüğü” olarak adlandırılır.

GÖRME OLAYI

Göze gelen ışınlar korneada kırıldıktan sonra göz bebeğinden geçer ve merceğe ulaşır. Mercekte tekrar kırılan ışınlar camsı cismi geçerek retina üzerine düşer ve burada ters bir görüntü oluşur. Bu şekilde retinaya gelen ışınlar çubuk ve koni hücrelerini uyarır. Uyarılan bu hücreler de görme sinirlerinde impuls başlatır. İmpulslar bu sinirlerle beynin görme merkezine iletilerek değerlendirilir. Bunun sonucunda düz, net ve renkli görüntü algılanır.

İki gözden çıkan optik sinirler hipotalamusun altında birleşir ve daha sonra tekrar ayrılır. Optik sinirlerin birleştiği yere optik kiyazma adı verilir. Optik sinirler, optik kiyazmada çaprazlanır. Her iki gözün sol kısmındaki görme alanından gelen duyular beynin sağ tarafına, sağ kısmındaki görme alanından gelen duyular ise sol tarafına iletilir.

GÖZ KUSURLARI




Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar