Tüp Bebek Yöntemi (In Vitro Fertilizasyon) ve Aile Planlaması


Kategoriler: 11. Sınıf Biyoloji, Denetleyici ve Düzenleyici Sistem, Duyu Organları, İnsan Fizyolojisi

TÜP BEBEK YÖNTEMİ (In Vitro Fertilizasyon) 

Tüp bebek yöntemi, yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllenmesidir. Bu yöntem başarılı olduğu zaman, prosedür, embriyo  transferi ile devam eder. Bu da bebeği fiziksel olarak annenin rahmine yerleştirme işlemidir.

Bu yöntemin temel 5 adımı vardır. Bunlar;

1) Yumurtalıklarda, sağlıklı yumurtaların oluşmasını takip etmek ve sağlamak
2) Yumurtaları toplamak
3) Spermleri güvenli bir şekilde saklamak
4) Sperm ve yumurtayı laboratuvar ortamında birleştirmek ve embriyo gelişiminin gerçekleşmesi için uygun ortamı oluşturmak
5) Embriyoyu ana rahmine yerleştirmek

Adım 1: Anne adayının yumurtalarının olgunlaşma zamanını kontrol altına almak ve birden fazla yumurtayı toplama şansını artırmak için anne adayına doktoru bazı ilaçlar verir. Bu işlemde birden fazla yumurta elde etmek, başarı şansını yükseltmek açısından önemlidir. Yumurtaların gelişimi; ultrasonla ya da idrar ve kandaki hormonların düzeyi ölçülerek belirlenir.

Adım 2: Yumurtalar küçük bir operasyonla alınır. Bu işlem sırasında anne adayının rahatlığı için sakinleştirici ya da lokal anestezi kullanılır ve sonrasındaki gün kimi zaman anne adayı kramp ağrısı hissedebilir. Ayrıca prosedürden sonraki birkaç hafta boyunca anne adayı, basınç ve doluluk hissedebilir.

Adım 3: Erkekten elde edilen spermler yumurtalarla birleşmek için hazır hale getirilirler.

Adım 4: Döllenme için, spermler ve yumurtalar laboratuvardaki inkübatörlere yerleştirilirler ve inkübatörler, döllenmenin gerçekleşmesini sağlarlar. Bazı durumlarda, (daha az doğurganlık içeren durumlar) bir tek sperm alınıp, direkt olarak yumurtanın içine yerleştirilir. Bu olaya mikroenjeksiyon yöntemi denir. Yumurtalar, döllenmenin gerçekleştiğinden emin olunması için gözlem altında tutulurlar. Hücre bölünmesi başladığı zaman bu yumurtalar artık embriyo olarak adlandırılırlar.

Adım 5: Embriyolar genellikle döllenmenin gerçekleşmesinden 1 ila 6 gün sonra anne adayının rahmine yerleştirilirler. Bu embriyo yerleştirme işlemi en çok yumurta alındıktan sonraki 2 ya da 3. günde yapılır. Bu aşamada, döllenmiş yumurta, 2 ya da 4 hücreli emriyoya dönüşmüştür. Başarılı embriyolar bir sıvının içinde anne adayının rahmine yerleştirilirler. Bu aşamadan sonra genellikle ultrason ile kontrol yapılır. Prosedür, genellikle acı verici olmaz ama bazı kadınlar hafif kramplar yaşayabilirler.

Bu adımlardan sonra, hamilelik semptomları gözlemlenir. Kan testi ve ultrason ile hamileliğin başarılı sonuçlanıp sonuçlanmadığına kesin karar verilir.

AİLE PLANLAMASI

Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması çalışmalarının temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile, çiftlere gebe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Bu hizmet, ailedeki kişi sayısını sınırlandırma anlamı taşımaz.

Çocuk yapmada aileler, tamamen serbest olup, kendi iradeleri ile istedikleri, bakabilecekleri, yetiştirebilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilirler. Önemli olan ailelerin bilinçli olarak, sorumluluk taşıyarak karar vermeleridir. Aile planlamasında istediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere de yardım edilir, yol gösterilir. Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.

Başka bir deyişle Aile Planlaması evli çiftlerin ekonomik olanaklarına ve kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmelerini ve doğumların ana ve çocuk sağlığına uygun aralıklarla olmasını sağlayan koruyucu bir hizmettir.

Bununla birlikte iki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar ile annenin çok genç ya da yaşlı olması anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden ölmekle geride bir milyondan fazla anasız çocuk bırakmaktadır. Aile Planlaması ile bu ölümlerin çoğu önlenebilir. Yine istenmeyen gebelikler de ana ölümüne neden olmaktadır. Bu nedenle her yıl ülkemizde 500 binden fazla kadın kürtaj olmakta, daha da tehlikelisi kürtajla ilgili 50 binden fazla kadın yaşamını yitirmektedir. Etkin Aile Planlaması yöntemlerinin kullanılması ile ülkemizde yılda 1.500 annenin ve 60.000 bebeğin ölümü engellenebilir. Yine çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıkları, kansızlık; zor doğum ve bunlara bağlı olarak ana ölümleri artmaktadır.

Çocuk sağlığı da çok ve sık doğumdan etkilenmektedir. Şöyle ki; doğumlar arasında geçen süre 2 yıldan azsa, bir önceki çocuğun ölüm tehlikesi yaklaşık %50 oranında artmaktadır. Eğer bir anne doğumdan sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, yeni bebeğin zamanından önce doğması ve anne karnında iyi beslenemediği için düşük kilolu doğma ihtimali artar. Çok ve sık doğum sonucu çocuklar sık hastalanmakta, kansızlık artmakta, sonuçta fiziksel ve zihinsel açıdan iyi gelişememektedirler. İki yaşın altındaki bir çocuğun sağlığını ve gelişimini tehdit eden en büyük tehlike, ailede yeni bir bebeğin dünyaya gelmesidir. Sonuç olarak bir anne bedeninin gebelik ve doğum etkilerinden tam olarak kurtulabilmesi için iki yıllık bir sürenin geçmesi gerekir.

Anne çok ve sık doğum sonucu yıpranmakta ve çocuklarına karşı ilgisi azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklar da eklenince çocuğun yaşamına verilen değer azalmaktadır.

Aile Planlaması tüm bu olayları düzene sokarak bir toplumda mutlu ve sağlıklı aileler oluşmasına katkı sağlar.




Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar