Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) Akımı Nedir? Özellikleri ve Temsilcileri 11. Sınıf Edebiyat


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

II. Dünya Savaşı’nın sonlarında Almanya ve Fransa’da ortaya çıkmış ve bütün Avrupa’ya yayılmış olan varoluşçuluk,
daha çok felsefede etkili olmuş bir akımdır.

Jean Paul Sartre, “Varoluşçuluk” adlı eserinde akımın ilkelerini ortaya koymuştur. Sartre, natüralizmin bilimsel kaderciliğini reddettiği gibi Batılı romantiklerin savunduğu, insanı tanrılaştırılan duygusal yaklaşımların karşısındadır. Hristiyan varoluşçuluğun kurucusu Soren Kierkegaard’dır.



Varoluşçuluk, Weil’e göre varoluşçuluk bir “bunalım”, Mounier’e göre “umutsuzluk”, Hamelin’e göre ”bunaltı”, Wahl’a göre “başkaldırış”, Marcel’e göre “özgürlük, Foulquie’ye göre “saçmalık” felsefesidir.

Özellikleri

Varoluşçuluğun merkezinde insan ve insanın varoluş problemi vardır. Varoluşçuluğa göre, var olma, öz’den önce gelir. İnsan önce dünyaya gelir, yani var olur; sonra özü ortaya çıkar. İnsan ‘hiçbir şey’dir. Önceden ne olduğu belirlenemez. İnsan, ancak var olduktan sonra kendisini tanımlayacak ve biçimlendirecektir.

Varoluşçuluk, karamsarlık ve “bunalım” edebiyatıdır. Yazar, varoluş sürecindeki insanın “bunaltı”sını anlatır.



Savaş yıllarının yarattığı ortamdan beslenen varoluşçu yazarlar “yabancılaşma”, “umutsuzluk”, “yalnızlık”, “saçma” kavramlarını işlemişlerdir.

Varoluşçulukta “seçme” önemlidir; insan kendini ve hayatını seçimlerine bağlı olarak şekillendirecektir. İnsan kendisinden sorumludur.

Varoluşçulara göre, sanatçı kendisini toplumdan soyutlayarak fildişi kulesine çekilemez hatta sanatçı siyasete bile katılmalı, karışmalıdır. Yazar, toplumu yönlendirmelidir.

İnsan ”özgür” olmaya mecburdur. Özgür insan kendisinden olduğu kadar çağına ve toplumuna karşı sorumludur.

Roman ve hikâyelerde, olay, olayda merak ögesini öne çıkaran entrika, en aza indirgenmiş ve önemsizleştirilmiştir.

Edebiyatta üsluba aşırı önem verilmesine; parlak, göz kamaştırıcı sözlere karşıdırlar.



Temsilcileri:

Batı edebiyatında varoluşçular:

Varoluşçuluğun en önemli temsilcisi ve kuramcısı Jean-Paul Sartre’dır.

Varoluşçular kendi içinde ikiye aynlır:

a) Dinci (Hristiyan) Varoluşçular:

Danimarkalı Soren Kierkegard, İsviçreli Karl Barth, Landsberg, Maurice Blondel, Max Scheler, Karl Jaspers, Henry Bergson, Charles Peguy, Gabriel Marcel, Le Senne, Unamuno…

b) Dinci Olmayan (Tanrıtanımaz/Atesist) Varoluşçular: Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, JeanPaul Sartre, Albert Camus, Simone de Beauvoir…



Türk edebiyatında varoluşçuluk:

Demir Özlü “Bunaltı” ve “Soluma” adlı hikâye kitaplarını varoluşçuluğun etkisiyle kaleme almıştır. Ferit Edgü’nün bazı hikâyeleri varoluşçu nitelikler taşır. Orhan Duru, Bilge Karasu, Adnan Özyalçıner, Leyla Erbil’de ise parça parça varoluşçuluğun izleri vardır. Ahmet Oktay, Edip Cansever, Turgut Uyar varoluşçu olmadığı hâlde şiirlerinde yalnızlık, bunalım, bunaltı, yabancılaşma gibi Varoluşçuluğa özgü temaları işlemişlerdir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi