Bir sahnede seyirciler önünde canlandırılmak üzere yazılan eserlere tiyatro denir. Tiyatro sözcüğü Yunancada “seyirlik yeri” anlamına gelen theatrondan türemiştir. Dilimize ise İtalyancadaki teatro sözcüğünden geçmiştir. Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Günümüzdeki anlamıyla çağdaş tiyatronun tarihi, eski Yunan’da bağ bozumu tanrısı Dionysos adına yapılan dinsel törenlere dayanmaktadır. Bu sanat dalına Batı edebiyatında “tiyatro”nun yanı sıra drama veya dramatik edebiyat da denmektedir.

Tiyatronun genel özellikleri

  • Temelinde “eser, oyuncu, sahne, seyirci” gibi temel unsurlar olan bir görsel sanat dalıdır.
  • Bir eseri seyircilerin gözü önünde sahnede göstermeye dayanır.
  • Tiyatro eseri, “serim, düğüm, çözüm” olmak üzere üç bölümden oluşur.
  • Tiyatro eserinde olayların anlatımı baştan sona karşılıklı konuşma şeklindedir.
  • Bir tiyatro oyunu perdelerden, perdeler de sahnelerden meydana gelir.

Tiyatronun tarihi gelişimi

Türk toplumunda Tanzimat’a gelene kadar geleneksel tiyatro başlığı altında genellikle kukla, meddah, Karagöz, orta oyunu ve köy seyirlik oyunu gibi gösteri türleri yer aldı. Şarkı, dans ve söz oyunlarına dayanan geleneksel tiyatro, güldürü ögesi ön planda olan, genellikle sahnesiz ve doğaçlama bir tiyatroydu.



Tanzimat’Ia birlikte toplumsal yaşamın yanı sıra sanatta, özellikle tiyatroda da Batılı bir anlayış benimsendi. Türk tiyatrosunun ilk eseri, 1860 yılında Şinasi tarafından yazılan ve tek perdelik bir komedi olan Şair Evlenmesidir.

İstanbul’da ilk yerli tiyatro topluluğunu kuran Güllü Agop, Tanzimat’ın getirdiği olumlu hava içinde yetişmiş ve ilk adı Asya Kumpanyası olan topluluğa Osmanlı Tiyatrosu adını koyarak Müslüman nüfusun daha yoğun olduğu İstanbul yakasındaki Gedikpaşa Tiyatrosu’nda temsiller vermeye başlamıştır.

O dönem Osmanlı Tiyatrosu’nda Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem gibi ünlü şair ve yazarların yapıtları; Ahmet Vefik Paşa’nın usta işi Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası, Cimri gibi Moliére uyarlamaları; özellikle ünlü Fransız melodram, güldürü ve vodvillerinin çevirileri; kantolar; müzikli oyunlar ve operetler sahnelendi.

Cumhuriyet Dönemi’nde, tiyatroda Batı modelini benimseyen Türkiye gerek tiyatronun kurumsallaşması gerekse oyun yazarlığının gelişmesi bakımından önemli atılımlara sahne oldu. Tiyatroyu Türkiye’de çağdaş bir sanat alanına dönüştürme yolunda ilk büyük katkı ünlü tiyatro ve sinema adamı Muhsin Ertuğrul’dan geldi. 1927’de Darülbedayi’nin başına geçen Ertuğrul, yerli yazarları yüreklendirmesiyle; izleyiciye sunduğu çağdaş çeviri oyunlarla; sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmesiyle; yetişmelerine katkıda bulunduğu kadın ve erkek oyuncularla bugünkü Türk tiyatrosunun temellerini attı.



Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi