Atatürk’ün Laiklik Anlayışı


Kategoriler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

ATATÜRK’ÜN LAİKLİK ANLAYIŞI

Mustafa Kemal Atatürk’ün hedefi, Türk milletini kötü durumdan kurtararak medeni dünyada hak ettiği yeri almasını sağlamaktır. Laiklik ilkesinin benimsenmesi bu hedefe ulaşma konusunda dönüm noktası olmuştur. Atatürk’ün laiklik anlayışı; dine asla karşı değildir, Atatürk, dinin aslından uzaklaştırılıp kötüye kullanılmasına karşıdır Laiklikte din eğitimi verecek kişilerin iyi yetiştirilmeleri amaçlanır.



“Laiklik prensibinde ısrar ediyoruz. Çünkü milli iradenin, insanlığa mal olmuş değerlerin belki de en mukaddesi olan din hürriyeti, ancak laiklik prensibine bağlanmakla korunabilir.” Atatürk

“Laiklik sadece din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir Tüm vatandaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.” Atatürk

“İslam akla ve bilime en uygun, en mükemmel dindir; ancak ondan dolayı son din olmuştur.” Atatürk

”Nasıl her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise dinimizin gerçek felsefesini inceleyerek araştıracak, ilmi ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak, seçkin ve gerçek din ve ilim adamlarını yetiştirecek yükseköğrenim kurumlarına sahip olmalıyız.” Atatürk

1. Atatürk’e Göre Din Vazgeçilmez Bir Kurumdur

Yapılan tarihsel araştırmalar, tarihin hiçbir döneminde inançsız bir topluluğun bulunmadığını göstermiştir. İnsanın, yeme, içme gibi maddi ihtiyaçları yanında, inanma, ibadet etme gibi manevi ihtiyaçları da vardır. İnsanın manevi ihtiyaçlarını en iyi, din karşılayabilir. Atatürk’ün hayatına bakıldığında toplumun maddi ve manevi değerleriyle bütünleştiği görülür. Zaten kendisi de dini kültüre sahip Müslüman bir ailede yetişmiş ve ilk dini bilgilerini ailesinden, özellikle de annesinden almıştır. Eğitim gördüğü okullarda aldığı eğitimle de yeterli bir dini bilgi ve kültüre sahipti. Onun için Atatürk, dini toplumun temel ihtiyaçlarından biri olarak ve bireylerin huzuru ve toplum hayatının düzenli bir şekilde devam etmesi için vazgeçilmez bir olgu olarak görmüştür. Atatürk’ün dinin vazgeçilmez olduğuna dair birçok vecizesi bulunmaktadır.

“Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.” Atatürk

“Milletimiz dil ve din gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır, alamaz…” Atatürk



“…Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının sesine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz.” Atatürk

“Büyük dinimiz çalışmayanın, insanlıkla ilgisinin olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı inançsız olmak sanıyorlar. Asıl inançsızlık onların bu inanışıdır.” Atatürk

2. Atatürk Dinin Yozlaştırılmasına Karşıdır

Atatürk, hurafe ve batıl inançların dine karıştırılmasına karşı olmuştur. Ona göre din, bir milletin en yüce değeridir ve yıpratılmaması gerekir. Ayrıca din, günlük siyasi çekişmelere alet edilmemelidir. Atatürk, dinin yozlaştırılmasına neden olan ruhbanlığa karşı çıkmış ve dinin özünün korunmasında da laikliği güvence olarak görmüştür.

“Her şeyden önce şunu en basit bir dini gerçek olarak bilelim ki bizim dinimizde özel bir sınıf yoktur. Ruhbanlığı reddeden bu din, dinde tekelciliği kabul etmez…” Atatürk

“Onlar geçmişlerinin yanlış veya batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet’i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet’ten uzaklaştıkları için kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar.” Atatürk

“’Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın
gelişmesi imkânını temin etmiştir…” Atatürk

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi