Osmanlı Devleti’nin Siyasi Varlığına Yönelik Tehditler 11. Sınıf


Kategoriler: 11. Sınıf Tarih, Tarih, Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) 11. Sınıf

Fransa’nın Mısır’ı işgali (1798)

1796-1797 yıllarında İtalya’da başarılı bir sefer yürüten General Napolyon Bonapart. 1797’de Fransa’ya dönmüştür. Şubat 1798’de dönemin Fransa hükümeti, Napolyon’dan İngiltere’nin işgal edilmesini istemiş, ancak Napolyon, doğrudan İngiltere’nin işgali planının gerçekçi olmadığını, İngiltere’ye en büyük zararın, sömürgelerine giden yolu kesmekle verilebileceğini savunmuştur. Napolyon’a göre Mısır’ın ele geçirilmesiyle İngiltere’nin doğu ticaret yolları üzerindeki etkisi zayıflatılacak, Fransa’nın Akdeniz ticaretindeki hâkimiyeti artacaktır.

Fransız donanması Güney Fransa’nın Toulon (Tulon) limanından 19 Mayıs 1798’de ayrılmış ve bu durumu haber alan İngiliz hükümeti, Akdeniz’de devriye gezen donanmasına Fransızların durdurulması emrini vermiştir. Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanması, Fransız donanmasının 9 Haziran’da Malta adasını işgal etmesini engelleyememiş, 1 Temmuz’da Fransız birlikleri İskenderiye limanından Mısır topraklarına ayak basmıştır.



Napolyon, Piramitler Savaşı’nda 3500 kişilik yeniçeri birliği, eyalet askerleri ve Arap aşiretlerinden oluşan Osmanlı-Mısır birliklerini yenilgiye uğratmış ve bunda özellikle daha uzun menzilli olan ve daha isabetli atışlar yapabilen Fransız topçusu etkili olmuştur.

Nelson komutasındaki İngiliz donanması, 1 Ağustos 1798 tarihinde Abukır koyunda demirlemiş olan Fransız donanmasına saldırmış; bu şekilde başlayan Nil Savaşı’nda İngiliz donanması önemli bir zafer kazanmıştır. Abukır Deniz Savaşı olarak da adlandırılan bu savaş sonrasında, 2 Eylül 1798’de Osmanlı İmparatorluğu Fransa’ya savaş ilan etmiştir.

Nil Savaşı’nın ardından Kahire’ye ilerleyen Napolyon, Kahire’yle birlikte tüm Mısır’a hâkim olmuş ve ardından çeşitli sulama projeleri, okul ve hastane gibi hizmet binaları inşa etmek gibi girişimlerde bulunmuştur. Napolyon’un yanında götürdüğü bir bilim heyeti de derhal arkeolojik kazılara ve bilimsel araştırmalara başlamıştır. Napolyon, ayrıca Akdeniz’le Kızıldeniz’i birbirine bağlayacak bir kanal kazılması konusunda ön çalışmalar yaptırmıştır.

Fransa, Mısır’ı ele geçirmiş olmasına rağmen donanmasının yok edilmesi sebebiyle anavatanla arasındaki bağlantıyı kuramamış ve bu yüzden Napolyon komutasındaki ordu savaşın devam etmesi için gereken askeri desteği alamamıştır. İngiliz donanması da denizlere hâkim olmasına rağmen kara gücü yeterli olmadığı için Fransız ordusunu Mısır’dan çıkartamamıştır.



Napolyon, Mısır’daki varlığına kara yönünden gelebilecek tehditleri engellemek için Suriye’ye doğru harekete geçmiş, Filistin’e doğru yürüyüşe geçerek Osmanlı üzerine ilerlemiştir. Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki az sayıdaki yeniçeri, süvari birlikleri ve Arap aşiretlerinden oluşan Osmanlı kuvvetleri ise 18 Mart 1799 tarihinde küçük bir liman kenti olan Akka önlerine toplanmış, 25.000 kişilik Osmanlı ordusu 12.000 kişilik Fransız ordusu karşısında mağlup olmuştur.

Bu yenilginin ardından bir hafta sonra III. Selim tarafından kurulmuş olan Nizam-ı Cedid ordusu Akka önlerine gelmiş ve Fransızlar tüm çabalarına rağmen Nizam-ı Cedid ordusunu geçememiştir. Akka savunmasını aşamayan Napolyon, kuşatmayı kaldırıp Kahire’ye çekilmiştir.

Napolyon, bir süre sonra Fransa’da yaşanan siyasi bunalımı haber almış ve 3 bin Fransız askerini Mısır’da bırakarak Fransa’ya dönmüştür. 23 Ağustos 1799’da Fransa’ya ulaşmış ve 9 Kasım tarihinde bir hükumet darbesiyle “Konsül” unvanı alarak yönetimi ele geçirmiştir.

Mısır seferi, Fransa’dan çok İngiltere’ye yaramış, İngilizler Doğu İmparatorlukları üzerindeki Napolyon tehlikesini ortadan kaldırmışlardır. Bu sefer sırasında Malta’ya yerleşmekle Cebelitarık’tan sonra Akdeniz’in strateji bakımından, önemli bir yerine sahip olan İngiltere, Fransız donanmasını Abukır’da yakmakla da Akdeniz’de bir dereceye kadar üstünlük sağlamıştır. Mısır seferinin en önemli sonucu Osmanlı – Fransız ilişkilerinin kopması ve III. Selim’in 1798 sonunda Rusya ve 1799 başlarında İngiltere ile ittifak antlaşması yapmasıdır.

Fransa’nın Avrupa İşgali

1792-1802 yılları arasında Fransız Devrim hükümeti ile Avrupalı devletler arasında yaşanan çatışmalara Fransız Devrim Savaşları denilmiştir. Bu savaşların ardından 1800’de Fransız yönetimini ele geçiren, ardından da 1804’te imparatorluğunu ilan eden Napolyon, Avrupa’da yayılmacı bir siyaset izlemiştir. Napolyon önderliğindeki Fransız kuvvetleri ile Avrupa’nın diğer güçlü devletlerinin oluşturduğu koalisyon arasında gerçekleşen savaşlara da Napolyon Savaşları denilmiştir.



Napolyon Savaşları sırasında beş kez koalisyon kurulmuş ve koalisyonlarda dönem dönem Büyük Britanya (İngiltere), Prusya (Almanya), Avusturya, İsveç, Rusya ve Sicilya Krallığı yer almıştır. Napolyon bu savaşlarda Avusturya, İtalya, Prusya ve Rusya topraklarını işgal etmiştir. Fransız ordusu, 1812’de gerçekleşen Rusya Seferi’ne tarihin o güne kadar gördüğü en kalabalık orduyla katılmıştır. Moskova’ya kadar çatışarak ilerleyen Fransızlar, Rusların Moskova’yı yakarak çekilmelerinin ardından şehre girmişlerdir.

Napolyon, her ne kadar Moskova’ya girmiş olsa da; Rusya’nın bir barış antlaşmasına yanaşmaması, Rus Ordusu’nun tam olarak imha edilememiş olması ve ülkesinden çok fazla uzaklaşan Fransız ordusunun kış şartlarından dolayı ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale gelmesi sebebiyle Rus topraklarından geri çekilmek zorunda kalmıştır. Fransızlar ordunun büyük bir bölümünü bu geri çekilme sırasında kaybetmişlerdir.

Bu dönemde gerçekleşen Leipzig Muharebesi, 1649 Eylül 1813 tarihlerinde meydana gelmiş, tarihte “Ulusların Savaşı” olarak da bilinen bir savaş olmuştur, Napolyon’un 195 bin kişilik ordusu, Koalisyon güçlerinin 365 bin kişilik ordusu karşısında tutunamamıştır. Napolyon, dört kolorduyu ve Alman prenslerinin desteğini yitirerek savaş alanından çekilmek zorunda kalmıştır.

Savaşı kaybedip ülkesine dönen Napolyon, Elbe adasına sürülmüş, ancak buradan kaçarak ve 20 Mart 1815’te Paris’e geri dönmüştür. Fransa’da kendine destek toplayarak, Bourbon Hanedanı’nı tahttan indirmiştir. Napolyon’un Fransa’ya döndüğünü ve seferberlik ilan ettiğini haber alan Koalisyon ülkeleri, Napolyon’a karşı ordu kurmuşlardır. 1815’te iki ordu karşılaşmış ve Waterloo Savaşı adı verilen muharebede Napolyon, ağır bir yenilgi alarak İngiliz denetimindeki Saint Helena Adası’na sürgün edilmiş ve 1821’de ölene burada kadar kalmıştır. Fransız yönetimine ise yeniden Bourbon Hanedanı geçmiş ve krallığa geçilmiştir.

Viyana Kongresi ve Şark Meselesi



 1821 Rum (Mora) İsyanı ve Yunanistan’ın Kurulması

1821 Edirne Antlaşması

Mısır Sorunu ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı



Nizip Savaşı ve 1840 Londra Antlaşması

1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi



Kutsal Yerler Sorunu ve Kırım Savaşı

Paris Barış Antlaşması (1856)

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) ve Berlin Kongresi

1878 Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması

1878 Berlin Antlaşması



Ermeni meselesinin ortaya çıkışı

Tehcir (Zorunlu Göç) Kanununun çıkarılması öncesinde ortaya çıkan Ermeni isyanları

XIX. Yüzyıl Sonunda Makedonya Sorunu

  • Makedonya sorunu XIX. yüzyıl sonlarında Balkan ülkelerinin başlattığı, Avrupa devletlerinin müdahale ettiği ve Osmanlı Devleti’nin çözmek için uğraştığı bir sorundur.
  • Avrupa devletleri tarafından Doğu Sorununun bir parçası olarak görülen Makedonya sorununun özü, bu bölgenin Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan tarafından kendi sınırları içine katılmaya çalışılması mücadelesidir.
  • Bu mücadeledeki ana dinamikler milliyetçilik ve emperyalizm olmuştur.
  • Sınırları ve etnik yapısı net belirlenemeyen Makedonya’da, sorunun tarafları olan Balkan, Avrupa ve Osmanlı devletleri bu dinamikleri kullanarak Makedonya’yı ya kendi topraklarına katmaya ya da kontrolleri altında tutmaya çalışmışlardır.
  • Coğrafi adını İlk Çağ’da alan Makedonya Aydınlanma Çağında, Yunan ve Roma yer adları geçerlilik kazanınca moda olmuştur.

Bundan önce ise ne Orta Çağ’da Bulgar ya da Sırp krallıkları, ne de Osmanlılar bu terimi kullanmıştır. Makedonya sorunu günümüzde de etkinliğini korumaktadır. Özellikle Yunanistan, Makedonya’nın güney kısmına sahip olduğu için bağımsız Makedonya’yı tanımak istememektedir.

Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf’ın Oluşumu

Üç İmparator Birliği’nden Üçlü İttifaka Geçiş

Üç İmparator Birliği, Alman şansölyesi Bismarck’ın gerçekleştirdiği ittifaklar serisinin önemli bir bölümüdür. Bismarck’ın girişimleriyle Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Almanya ve Rusya arasında gerçekleştirilen ve bir kaç kez yenilenen antlaşmalar dizisidir.



Üçlü İttifak

Almanya, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu ile yakınlaşarak 1879 yılında Pangermen ittifakını kurmuştur. Avusturya – Macaristan ile Rus çıkarları Balkanlarda çatıştığı için Almanya hiç istemese de Avusturya’yı kaybetmemek adına Rusya’yı dışlamak zorunda kalmıştır. İtalya’nın da 1882 yılında Pangermen ittifakına katılmasıyla Üçlü İttifak Bloku oluşmuştur.

Üçlü İtilaf

Üçlü İttifak’ın kurulması, sömürge alanlarının tehdit edileceğini düşünen İngiltere’yi rahatsız etmiştir. Fransa ise 1871 yılında Almanya’ya kaptırdığı Alsas – Loren bölgesini geri almak için Almanya’ya karşı birlikte hareket edecek müttefik arayışına girmiştir. Öte yandan Panslavizm yoluyla Balkanlara egemen olmak isteyen Rus Çarlığı da İngiltere ve Fransa ile yakınlaşmaya başlamıştır. Bu süreç sonucunda 1907 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından Üçlü İtilaf Blokunun temellerini oluşturulmuştur.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi