Niteleme Sıfatı

Varlıkların ya da kavramların, yani isimlerin nasıl olduklarını belirten sıfatlara “niteleme sıfatı” denir. Niteleme sıfatları, isimleri renk, biçim, durum vb. yönlerden niteler. İsimlere sorulan “nasıl” sorusu, niteleme sıfatını buldurur.



Masmavi gökyüzünde renkli uçurtmalar süzülüyor.
cümlesinde “Masmavi” sözcüğü “gökyüzü” ve “renkli” ikilemesi niteleme sıfatı görevinde kullanılmıştır. “Masmavi” sıfatı “gökyüzü” ismini, “renkli” sıfatı da “uçurtmalar” ismini nitelemiştir. “Nasıl gökyüzü?” sorusunun yanıtı “Masmavi”; “Nasıl uçurtmalar?” sorusunun cevabı da “renkli”dir.

Bodur çamlar, caddeye güzellik veriyor.
cümlesinde “çamlar” ismine “nasıl” sorusunu sorduğumuz- da “bodur” cevabını alırız. O hâlde “çamlar” ismini biçim yönünden tamamlayan “bodur” sözcüğü niteleme sıfatıdır.

Piyanonun başında oturan genç kadın, sanatını icra etmeye başlayınca salon sustu.
Yağmurlu havalarda ağaçlık yolda yürümeyi çok severdi.
Yalçın kayalıklarda yaşayan yabani hayvanları makinesiyle fotoğraflamayı istiyordu.
cümlelerindeki altı çizili sözcükler de niteleme sıfatıdır.



Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Örnek: Aşağıdaki dizelerin hangisinde soyut bir addan türeyip somut bir varlığı niteleyen sıfat kullanılmıştır? A) Nefes alıyor sensiz perdeler karanlıkta B) Sonu gelmeyen özlemler kaldı içimde C) Çiçekli bir bahçeydi gönül tarlası D) Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla E) Kara gözlüm efkârlanma gül gayri Örnek: Tarihî evlerin, konakların, yalıların bulunduğu bu güzel İstanbul'u gezmeyi herkes ister. Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? A) "herkes" sözcüğü belgisiz sıfat olarak kullanılmıştır. B) Birden çok isim çokluk eki almıştır. C) "Tarihî" sözcüğü birden çok ismi nitelemektedir. D) İşaret sıfatı kullanılmıştır. E) "İstanbul" sözcüğü hem belirtme hem niteleme sıfatı almıştır. Örnek: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat-fiil kullanılmıştır? A) Akşam yaklaştıkça herkesi bir telaş alırdı. B) Bir çalı kümesinin arasından çıtırtılar geliyor. C) Yorgunluktan gözleri kapanmaya başladı. D) Gökyüzünü süsleyen rengârenk uçurtmaları izledi bir süre. E) Konferans salonu neredeyse ağzına kadar doluydu.