Kültürümüzde Etkin Olan Tasvvufi Yorumlar


Kategoriler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

KÜLTÜRÜMÜZDE ETKİN OLAN TASAVVUFİ YORUMLAR

1 . Yesevilik



Hoca Ahmet Yesevi’nin görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşmuş tasavvufi bir akımdır. Hoca Ahmet Yesevi Batı Türkistan’da bulunan Yesi şehrinin Sayram kasabasında (M 10. yy. sonu-1166 Yesi) doğmuştur. Arslan Baba’dan, Yusuf Hemedani’den ilim tahsil etmiştir. Daha sonra Yesi’ye dönmüş ve birçok öğrenci yetiştirmiştir. Hoca Ahmet Yesevi, halkı dini ve ahlaki konularda aydınlatmış ve bunu şiirleri ve sohbetleriyle yapmıştır. Onun yetiştirdiği insanlar Türkistan’da ve Anadolu’da İslam’ın yayılmasında önemli rol oynamıştır. Bu nedenle kendisine Pir-i Türkistan denmiştir. Hoca Ahmet Yesevi’nin şiirleri Divan-ı Hikmet adlı eserde bir araya getirilmiştir. Kur’an ve sünnete uygun yaşamak, dünya malına ve zevklerine değer vermemek, erenlerin sözünden çıkmamak, züht ve takvaya önem vermek, hiçbir zaman Allah’tan ümidini kesmemek, Yesevilik düşüncesinin temel ilkelerdendir. Yesevilik, Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada başka tasavvufi düşüncelere kaynak olmuştur.

2. Kâdirilik

Abdülkadir Geylani’nin (M 1077-1166 Bağdat) görüş ve düşünceleri etrafında şekillenmiş tasavvufi akımdır. Bağdat’ta dönemin âlimlerinden tefsir, hadis, fıkıh ve kıraat ilimlerini tahsil etmiş ve kendisi de birçok öğrenci yetiştirmiştir. Daha sonra tasavvuf ilmine yönelmiştir ve bu alanda önemli bir konuma sahip olmuştur. Onun fikirleri Anadolu, Orta Asya ve Afrika’ya kadar yayılmıştır. Allah’ı zikretmek çok önemlidir. Gündüzleri oruç tutmaya, geceleri az uyuyup Allah’ı tefekkür etmeye özen gösterilir. Kadirilikte, fakirlere yardım etmek, hoşgörü ve alçak gönüllü olmak, günahlardan kaçınmak, kâmil biri olmak için gayret etmek, yalan söylememek, dünya malına hırs göstermemek, dilini yemine alıştırmamak, alçak gönüllü olmak, bedduadan kaçınmak önemli ilkeler arasında yer alır.

3. Nakşibendilik

Muhammed Bahauddin Nakşibend (M ?-1389 Buhara)’in görüşleri doğrultusunda oluşmuş bir tasavvufi düşünce akımdır. Muhammed Bahauddin, tasavvufun yoğun olduğu bir ortamda doğmuş ve bu alanda eğitim almış, sade bir hayat yaşamış, tasavvuf alanında yoğunlaşmış, çevresindeki insanları da irşat etmiştir. Nakşibendilikte Allah’ı zikir gizlice, kalpten yapılır. Bu sayede Allah sevgisinin kalbine yerleşeceğine ve bunun da kişiyi kötülüklerden koruyacağına inanılır. Nakşibendiliğe göre insan hem dünya işlerini aksatmamalı, hem de Allah’ı her an hatırında tutmalıdır. Kalbi kötü duygu ve düşüncelerden arındırmalı, dini emirleri yerine getirmelidir. Nakşibendilik Anadolu, Türkistan ve Hindistan başta olmak üzere geniş bir coğrafyada benimsenmiştir. )

4. Mevlevilik

Mevlânâ Celaleddini Rumi (M 1207-1273) Horasan – Belh) ilk derslerini küçük yaşlarda babası Bahaeddin Veled’den almıştır. Tefsir, hadis, fıkıh gibi İslami ilimlerde kendini yetiştirmiş, geniş bilgi sahibi olmuştur. Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrenmiştir. Büyük bir düşünür, âlim ve mutasavvıf olan Mevlânâ, Divan-ı Kebir, Mesnevi, Fıhi Mâfîh başta olmak üzere birçok eser yazmıştır. Tasavvufi görüşleri oğlu Sultan Veled tarafından sistemli hâle getirilmiştir. Mevlevilik, insan sevgisine dayanır. Ona göre Yüce Allah insanı yaratmış, ona kendi ruhundan üfleyip can vermiştir. Bu nedenle insan Tanrı’dan iz taşıyan değerli bir varlıktır. Önemli olan, kişinin kendini bulması, böylece gerçeğe yani yaratanına ulaşmasıdır. Kişi, nefsini bir kenara bırakıp benlik duygusundan sıyrılmalıdır. Bütün varlıklar Allah’ın eseri olduğu için onlara sevgi duyulmalıdır. Dini, inancı, düşüncesi ne olursa olsun bütün insanlara hoşgörüyle yaklaşmak, herkese saygı duymak gerekir.

“Gel, gel nerede olursan ol yine gel, Kâfir olsan, hoşgörülü de olsan, puta da tapsan gel! Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz defa tövbeni bozmuş olsan da yine gel! Mevlana



5. Alevilik-Bektaşilik

Alevilik-Bektaşilik: Ali’ye mensup, Ali’ye ait, Ali taraftarı gibi anlamlara gelir. İslam kültüründe ise, Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Ali’nin halife olması gerektiğini savunan, onu sahabelerin en üstünü olarak kabul eden düşüncedir. Bektaşilik ise bu düşüncenin düşün Bektaş Veli (öl. 1270)’nin görüş ve düşüncelerinin rehberliğinde şekillenmesidir.

Peygamberimizin sevgili torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin ve bazı aile fertlerinin 680 yılında Kerbela’da Emeviler tarafından şehit edilmeleri ve bu acı olaydan sonra, Hz. Peygamberden sonra Hz. Ali’nin halife olması gerektiği düşüncesi ile Müslümanlar arasında ehl-i beyti sahiplenme anlayışının güçlenmesiyle Alevilik düşüncesi şekillenmeye başlamıştır. Kültürümüzde Alevilik-Bektaşilik kavramları çoğu kez birlikte kullanılır. Bu düşüncede Hz. Ali ve ehl-i beyt sevgisine çok önem verilmiştir. Alevilik düşüncesinin Anadolu’da varlığını sürdürmesinde Hacı Bektaş Veli’nin önemli rolü olmuştur. Hacı Bektaş Veli; Hoca Ahmet Yesevi’nin dergâhında yetişmiş, Orta Asya’dan Anadolu’ya gelerek Kırşehir civarına yerleşmiştir. 0, çevresindeki insanlara İslam’ın ilkelerini, ahlaki değerleri ve tasavvuf yolunu anlatmıştır. Hacı Bektaş Veli dört kapı, kırk makam (şeriat, tarikat, marifet, hakikat kapıları) adını verdiği öğretisinde imanın şartlarına, ilim öğrenmeye; namaz, oruç, hac, zekât, abdest, gusül vb. ibadetleri yerine getirmeye vurgu yapmıştır. Edepli olmak, misafirlere ikramda bulunmak, kinden, hırstan uzak durmak, çok düşünüp az konuşmak, sır saklamak, şefkatli ve merhametli olmak başlıca ahlaki ilkelerdir. Bunlardan başka on iki imam sevgisinin ayrı bir yeri vardır.

Alevilik-Bektaşilikle İlgili Kavramlar

6. Nusayrilik

Nusayriler, İslam inancına bağlıdırlar. Ehl—i beyt imamlarının on birincisi İmam Hasan el-Askerî’nin öğrencisi, Muhammed b. Nusayr’ı (öl. 883) kendilerine önder kabul ederler. Muhammed b. Nusayr ehl—i beyt öğretisini savunan ve onu yayan önemli bir şahsiyettir. Nusayriler için Hz. Ali’nin sözlerinin yer aldığı Nechü’l Belâğa, Kur’an-ı Kerim’den sonraki en önemli kaynaktır. İnanç sistemlerinin temeli olan beş esas; tevhit (Allah’ın birliği), adalet (Allah’ın adil olduğu), nübüvvet (Hz. Muhammed’in peygamberliği), imamet, velayet (12 imamın önderliği) ve mead (öldükten sonraki hesap gününün varlığı) dir. Dini gün ve bayramlar ise, Ramazan ve Kurban bayramları, Hz. Muhammed’in Hz. Ali’yi halife tayin ettiğine inanılan Gadir-i Hum olayının yıl dönümü olan Zilhicce ayının 18. Günü bayramı, aşure matemi (Muharrem ayının 10. günü), Nevruz Bayramı ve Kadir Gecesidir.

7. Birlikte Yaşama ve Hoşgörü Kültürü

İslam, sevgi ve barış içinde insanların birbirlerinin inancına, düşüncesine, dini ve kültürel değerlerine saygılı olmasını ister. İnsanların fikirleri, inançları, bakış açıları farklı olabilir. Toplumda farklı dinlere, mezheplere, tasavvufi akımlara sahip kişiler olabilir. Bu farklılıklar ayrılık veya çatışma unsuru olarak görülmemeli, aksine kültürel zenginlik olarak kabul edilmelidir. Tarih boyunca atalarımızın farklı inanç gruplarıyla aynı coğrafyada hoşgörü ve barış içinde yaşadıklarını unutmamalıyız. Bu konuda peygamberimizin hoşgörüsünü kendimize örnek almalıyız.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi