Duyu Organları: Kulak 11. Sınıf


Kategoriler: 11. Sınıf Biyoloji, Biyoloji, Denetleyici ve Düzenleyici Sistem, Duyu Organları, Dersler, İnsan Fizyolojisi

Kulak, hem işitme hem de denge organıdır. Kulağın yapısı dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç bölümde İncelenir.



DIŞ KULAK

Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak yolundan meydana gelir. Kulak kepçesi ses dalgalarını toplar. Bu dalgalar kulak yolu aracılığıyla dış ve orta kulağı birbirinden ayıran kulak zarına iletilir. Kulak yolunun iç yüzeyinde özel yağ bezleri bulunur. Bu bezlerin salgıladığı kulak kiri, yabancı cisimleri tutarak kulağın korunmasına yardımcı olur.

ORTA KULAK

Orta kulağın başlangıç kısmında kulak zarı bulunur. Orta kulak, İçinde hava ve üç küçük kemik bulunan bir boşIuktan oluşur. Birbirleriyle eklem yapmış olan orta kulak kemikleri çekiç, örs ve üzengi olarak adlandırılır. Bu kemikler ses dalgalarının kulak zarında oluşturduğu titreşimleri, orta kulağın sonundaki oval pencereye iletir. Oval pencere orta kulağın İç kulağa bağlandığı elastik bir zardır. Oval pencerenin hemen altında İnce bir zarla kaplı yuvarlak pencere bulunur. Orta kulak östaki borusu denilen bir kanalla yutağa açılır. Östaki borusu hava ile doludur ve orta kulak ile dış ortam arasındaki hava basıncını dengede tutmaya yardımcı olur. Yükseklik, şiddetli ses gibi faktörler sonucu kulak zarına dıştan uygulanan basınç, östaki borusu sayesinde dengelenir ve kulak zarının zarar görmesi önlenmiş olur. Boğazdaki bakteriler östaki borusundan geçerek ağrılı kulak enfeksiyonlarına sebep olabilir.

İÇ KULAK

Kafatasının içinde yer alan İç kulak, kanallar ve keseler içeren karmaşık bir yapıya sahiptir. Hem işitmede hem de dengenin sağlanmasında görev yapar. İç kulakta yarım daire kanalları, tulumcuk, kesecik ve salyangoz adı verilen yapılar bulunur. Yarım daire kanalları, tulumcuk ve kesecik dengeden, salyangoz ise işitmeden sorumludur.



Salyangoz (kohlea) kendi üzerine kıvrılmış sarmal tüp biçiminde bir boşluktur. Salyangozun sarmalı açılarak incelendiğinde, birbirinden zarlarla ayrılmış üç paralel kanaldan oluştuğu görülür. Bunlardan üsteki kanala vestibular kanal, bununla bağlantılı olan alttaki kanala timpanik kanal, ikisi arasında uzanan kanala ise kohlear kanal adı verilir. Vestibular ve timpanik kanalların içinde perilenf, kohlear kanalın içinde endolenf denilen sıvılar bulunur. Vestibular kanalın orta kulağa bakan kısmında oval pencere, timpanik kanalın orta kulağa bakan kısmında ise yuvarlak pencere yer alır.

Kohlear kanalın tabanını oluşturan temel zarda, işitme ile ilgili reseptör hücreleri içeren Korti organı bulunmaktadır. Korti organı ses titreşimlerine duyarlı tüylü duyu hücrelerinden oluşur. Bu hücrelerin tüylerinin üst tarafında tektoral zar denilen bir zar yer alır.

İŞİTME OLAYI

Bir sesin işitilmesi sırasında gerçekleşen olaylar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  • Dış kulak tarafından toplanan ses dalgaları kulak yolu boyunca ilerleyip kulak zarını titreştirir.
  • Bu titreşimler orta kulaktaki çekiç, örs ve üzengi kemiklerinden oval pencereye iletilir. Orta kulak kemiklerinin kaldıraç gibi düzenlenmiş olması ve oval pencerenin kulak zarından çok daha küçük olması aktarılan titreşimlerin gücünü artırır. (Üzenginin oval pencereye ilettiği titreşimler, kulak zarındaki titreşimlerden 20 kat yüksektir.)
  • Oval pencerede oluşan titreşimler salyangoz sıvısı içinde ilerleyen basınç dalgaları yaratır. Basınç dalgaları vestibular kanala geçince, kohlear kanalı ve temel zarı aşağı doğru iter. Bunun sonucu temel zar ve ona bağlı olan tüylü duyu hücreleri aşağı – yukarı titreşir.
  • Bu titreşim, duyu hücreleri tüylerinin, hemen üst taraftaki tektoral zar tarafından bükülmesine yol açar.
  • Bükülme sonucu uyarılan duyu hücreleri, beyin kabuğundaki İşitme merkezine impuls taşıyan nöronları aktive eden
  • İmpulslar beyin kabuğundaki işitme merkezinde ses olarak algılanır.

Dikkat: İşitme sırasında basınç dalgaları Vestibular kanaldan timpanik kanala geçerek ilerler ve yuvarlak pencereye çarptıklarında yok olurlar. Böylece uzun süreli duyu alımı önlenir.



İŞİTME KAYBI

İşitme kaybının (sağırlığın) iki çeşidi bulunur. Bunlardan birincisi sinirsel kaynaklı olan sinir sağırlığı, İkincisi ise sesi ileten mekanizmaların bozukluğundan kaynaklanan iletim sağırlığıdır.

Sinir sağırlığı salyangozda ortaya çıkan mekanik hasarlar sonucu oluşur. Sinir sağırlığının en yaygın nedeni, çok şiddetli seslere uzun süre maruz kalınmasıdır. Bunun sonucunda korti organının tüylü duyu hücreleri zarar görür. Yüksek seslere uzun süre maruz kalınması durumunda ortaya çıkan hasarlar giderek ilerler ve bunun geri dönüşümü de olmaz.

İletim sağırlığı kulak kanalının tıkalı oluşu, kulak zarının işlevini yitirmesi veya orta kulak kemiklerinin görevlerini yapamaması gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu durumda ses dalgaları İç kulağa İletilemez ve İşitme kaybı meydana gelir. İletim sağırlığına “otoskleroz” hastalığı örnek olarak verilebilir. Bu hastalıkta yeni oluşan bir kemik üzenginin hareket etmesini engeller ve ses dalgaları İç kulağa İletilemez. Otoskleroz, üzengi kemiğinin cerrahi müdahaleyle çıkarılıp yerine protez takılmasıyla tedavi edilmeye çalışılır.

İşitme bozuklukları İlaç tedavisi, cerrahi müdahale veya İşitme cihazlarının kullanımı ile giderilmeye çalışılır. İşitme cihazlarından fayda görmeyen veya menenjit gibi hastalıklar sonrası işitme duyusunu kaybetmiş kişilerde biyonik kulak olarak bilinen bir protez kullanılır. Bu yapı cerrahi müdahale ile İç kulağa yerleştirilen bir elektronik aygıttır. Biyonik kulak, İşitme cihazından farklıdır. İşitme cihazı, sesin şiddetini artırarak kulağa verir. Buna karşılık biyonik kulak, iç kulakta zarar görmüş hücreleri aşarak doğrudan işitme sinirlerini uyarır ve İşitme duyusunun oluşmasını sağlar.

Kulak sağlığının korunması İçin kulağa herhangi bir cisim sokulmasından kesinlikle kaçınılmalı, kulak enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmesine özen gösterilmeli, kulağın sadece dış kısmı temizlenmeli, çok yüksek ses ve sürekli gürültünün olduğu ortamlardan uzak durulmalıdır.

DENGE

Denge olayında İç kulakta bulunan tulumcuk, kesecik ve yarım daire kanalları etkilidir. Tulumcuk ve kesecik yer çekimine göre başın pozisyonunu ve doğrusal hareketlerini tespit ederek beyne bilgi verir. Yarım daire kanalları ise başın sağa sola çevrilmesi ya da kendi etrafında dönmesi ile ilgili bilgileri beyne gönderir.

Tulumcuk ve kesecik yarım daire kanalları ile salyangoz arasında bulunan iki odacıktır. İçi sıvı dolu bu odacıklar, tüyleri jelatinimsi bir madde içine uzanan duyu hücrelerine sahiptir. Otolit (kulak taşı) denilen kalsiyum karbonat tanecikleri jelatinimsi madde içinde gömülü halde bulunur. Başın konumu yerçekimine göre değiştiğinde, örneğin baş öne doğru eğildiğinde, otolitler duyu hücrelerinin tüyleri üzerine baskı yapar. Basınç değişikliği bu hücrelerde impuls başlatır ve impuls denge sinirleriyle beyne iletilir. Böylece yerçekimine göre başın konumu beyin tarafından yorumlanır.



Yarım daire kanalları tulumcuk ile bağlantılıdır ve birbirine dik açı yaparak konumlanmış üç kanaldan oluşur. Kanalların İçi sıvı ile doludur. Her kanal içerisindeki duyu hücrelerinin tüyleri jelatinimsi bir başlık içerisine uzanır. Baş, herhangi bir yöne döndürüldüğünde, yarım daire kanallarındaki sıvı, jelatinimsi maddeyi iterek duyu hücrelerinin tüylerini büker. Duyu hücrelerinin tüyleri yön değiştirince denge sinirlerinde impuls oluşarak beyne taşınır.

Denge ile ilgili önemli sorunlardan birisi vertigo olarak adlandırılan baş dönmesidir. Vertigoya çok sayıda faktör neden olabilir. Ancak bu sorunun kaynağı, çoğunlukla iç kulaktaki dengeyi sağlayan yapılardır. Bu yapılar, biri sağ kulakta diğeri sol kulakta olmak üzere iki tanedir. Dinlenme anında sağ ve sol taraftaki İç kulaktan beyne sürekli olarak birbiriyle uyumlu ve eşit mesajlar yollanmaktadır. İç kulağı etkileyen bazı hastalıklar birbiriyle uyumlu bu mesajlarda bir bozulmaya ve bir tarafın diğer tarafa göre daha yoğun mesaj yollamasına neden olur. Bunun sonucunda vücut hareket etmemesine rağmen beyin dönme şeklinde bir hareket algılar.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi