Su Kaynakları konu anlatımı video 10. sınıf coğrafya konu anlatımı video 10. sınıf coğrafya


Kategoriler: Ders Videoları

Dünyada Su Kaynakları 1 video 10. sınıf Coğrafya Cepte

Dünyada Su Kaynakları 2 video 10. sınıf Coğrafya Cepte



Türkiye’de Su Kaynakları 1 8 video 10. sınıf Coğrafya Cepte

Türkiye’de Su Kaynakları 2 8 video 10. sınıf Coğrafya Cepte

Dünya yüzeyinin yaklaşık %71’i sularla kaplıdır. Yeryüzündeki suların tamamını oluşturan su küreyi (hidrosfer) fiziki coğrafyanın bir alanı olan sular coğrafyası (hidrografya) inceler. Yeryüzündeki başlıca su kaynaklarını okyanuslar, denizler, göller, buzullar, akarsular ve yer altı suları oluşturur.

Yeryüzündeki sular sürekli döngü hâlindedir. Suların bir kısmı, Güneş’ten gelen enerji sonucu oluşan buharlaşma ve bitkilerin terlemesi yoluyla su buharı olarak atmosfere karışır. Su buharı, atmosferde uğramış olduğu bazı faaliyetler sonucu yağış olarak tekrar yeryüzüne iner. Karalara inen yağışların bir kısmı, yer altına sızarak yer altı sularını oluştururken bir kısmı da yüzeysel akışa geçerek akarsularla göllere ve denizlere ulaşır. Suyun bu hareketine su döngüsü (hidrolojik döngü) adı verilir (Görsel 1.68). Su döngüsü yoluyla dünyanın mevcut su potansiyeli, mükemmel bir şekilde sürekli yenilenmektedir. Ancak aşırı tüketim ve kirlenme, kullanılabilir su kaynaklarının günden güne azalmasına neden olmaktadır.



Yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %97,5’ini suları tuzlu olan deniz ve okyanuslar; %2,5’lik kısmını ise buzullar, yer altı ve yer üstü suları oluşturmaktadır. Tatlı suların yaklaşık %99,7’lik kısmı buzullar ve yer altı sularında bulunmaktadır. Dolayısıyla yeryüzündeki tatlı suların çok az bir kısmı yani %0,3’ü yüzey sularından oluşmaktadır (Grafik 1.1).

Yeryüzündeki su kaynaklarının çok az bir kısmı içilebilir ve kullanılabilir durumdadır. Günümüzde dünya nüfusu hızla artmakta buna karşılık içilebilir ve kullanılabilir su kaynakları azalmaktadır. Bu durum, suya olan ihtiyacın her geçen gün daha da artmasına neden olmaktadır. Birçok ülke, şimdiden su sıkıntısıyla karşı karşıya kalmış vaziyettedir.

Dünya yüzeyinin yaklaşık %71’ini oluşturan suların yarım kürelere dağılışı birbirinden farklıdır. Kuzey Yarım Küre’nin %61’i, Güney Yarım Küre’nin de %81’i sularla kaplıdır (Harita 1.13). Bu durum, başta sıcaklık olmak üzere birçok coğrafi olayın yarım kürelerde farklılık göstermesine neden olmaktadır.

Okyanus ve Denizler

Kıtalar arasındaki büyük çukurları dolduran su kütlelerine okyanus denir. Yeryüzünde Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu olmak üzere üç okyanus bulunmaktadır. Kıtaların kenarında yer alan veya bir kıtanın iç kesimlerine kadar sokulmuş okyanus ile bağlantılı ancak okyanustan daha küçük su kütlelerine de deniz adı verilir. Denizler, kenar deniz ve iç deniz olmak üzere ikiye ayrılır. Kıtaların kenarında yer alan, okyanuslardan eşiklerle ayrılmış ancak geniş boğazlarla okyanuslara bağlantısı olan denizlere kenar deniz adı verilir. Çin Denizi, Japon Denizi ve Kuzey Deniz kenar denizlere örnek verilebilir. Okyanuslara boğazlar aracılığıyla bağlantısı olup kıta içlerine sokulan denizlere de iç deniz denir. Baltık Denizi, Akdeniz, Karadeniz ve Kızıldeniz iç denizlere örnek gösterilebilir.

Büyük (Pasifik) Okyanus, 180 milyon km²lik alanıyla dünyadaki en büyük okyanus olma unvanına sahiptir. Devasa büyüklükteki bu su kütlesi; Asya, Avustralya, Kuzey ve Güney Amerika kıtaları arasında yer alır (Görsel 1.69). Atlas (Atlantik) Okyanusu, 106 milyon km²lik alanıyla dünyanın ikinci büyüklüğe sahip okyanusudur. Avrupa, Afrika ve Amerika kıtaları arasında kuzeyden güneye doğru “S” şeklinde yayılış gösterir. Hint Okyanusu; 75 milyon km²lik alanıyla Afrika, Asya ve Avustralya kıtaları arasında yayılan dünyanın üçüncü büyük okyanusudur.



Okyanuslarla denizler arasında bazı belirgin farklar vardır. Denizlere göre daha büyük ve derin su kütleleri olan okyanuslar, karaların sıcaklık koşullarından daha az etkilenir ve tuzluluk oranları daha az değişir. Tuzluluk oranları okyanuslarda genellikle ‰33-37, denizlerde ise ‰10-43 arasında değişmektedir. Ayrıca okyanuslarda dalga, gelgit ve akıntı gibi su kütlelerinin oluşturduğu hareketler, denizlere göre daha belirgin ve etkili olmaktadır.

Göller: Karalar üzerindeki çukur yerleri veya çanakları dolduran su kütlelerine göl adı verilir. Göllerin genel olarak deniz ve okyanuslarla doğrudan bağlantısı yoktur. Yeryüzündeki tatlı yüzey sularının %87’sini oluşturan göller, karaların da %2’sini kaplamaktadır. Bu su kütleleri; yüz ölçümleri, sularının kimyasal özellikleri, havzalarının büyüklüğü, derinlikleri ve yükseltileri gibi özellikler bakımından farklılık gösterir. Asya Kıtası’nda yer alan Hazar Gölü, 436 400 km²lik alanıyla dünyanın en büyük gölü olma unvanına sahiptir (Görsel 1.70). Gölü besleyen kaynakların azlığı, şiddetli buharlaşma vb. yollarla yaşanan su kayıpları bazı göllerin yüz ölçümlerinin mevsimlik değişimler göstermesine neden olur. Örneğin Büyük Sahra Çölü’nün güney sınırına yakın olan Çad Gölü’nün yüz ölçümü, yıl içerisinde 10 000-26 000 km²ler arasında değişmektedir.

Yer altı ve yer üstü suları ile yağışlar tarafından beslenen göller; sahip olduğu su özellikleri bakımından tatlı, tuzlu, acı ve sodalı olabilir. Göl sularının farklı özellikte olmasını bulunduğu yerin iklim koşulları, göl çanağının kayaç yapısı, gölü besleyen su kaynaklarının su özelliği, gölün büyüklüğü ve derinliği ile gideğenin olup olmaması etkiler. Göller, beslenme kaynaklarından çanaklarına kapasiteyi aşan miktarda su geldiğinde oluşan fazlalığı gideğenleri (göl ayağı) vasıtasıyla boşaltır (Görsel 1.71). Gideğeni olan göllerin suları tatlıdır. Göllerin sınıflandırılmasında daha çok yer aldığı çanakların oluşum şekilleri dikkate alınır. Göller, oluşum şekillerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılır (Şema 1.4).

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi