Doğa ve İnsan Etkileşimi

Yaşadığımız çevredeki doğal unsur ve olaylar hayatımızı çeşitli şekillerde etkiler. İnsanların beslenmesi, giyinmesi, barınması, karakteristik yapısı vs. bu doğal unsur ve olaylara bağlıdır. Yeryüzünün değişik bölgelerindeki insanların yaşam tarzlarının farklılık göstermesinde, doğal çevre koşullarının insanlara sunduğu olanakların farklılığı önemli bir etkendir. Örneğin, sıcak çöllerde sıcağın ve kum fırtınalarının etkisinden korunmak için ince ve uzun elbiseler giyilir. Ancak, kutuplara yakın bölgelerde soğuğun etkisinden korunmak için kalın elbiseler giyilir. Bu durum, iklim koşullarının farklı olmasıyla ilgilidir.



Yine insanların beslenme alışkanlıkları ve tükettikleri besinler de doğal koşullara göre değişebilmektedir. Örneğin, Güneydoğu Asya ülkelerinde insanların beslenmesinde pirincin, Japonya ve Grönland’da balığın önemli yer tutması aynı şekilde doğal ortam koşullarıyla ilgilidir. Ülkemizde de doğal koşullardaki farklılık, yaşam biçimlerini ve ekonomik faaliyetleri etkilemiştir. Örneğin, dağlık ve engebeli arazilerimiz, yerleşmeye fazla elverişli olmadığından genellikle ormancılık, hayvancılık ve madencilik gibi faaliyetlerde kullanılmaktadır. Buna karşılık ova ve alçak platolarımız daha çok tarım, yerleşme ve sanayi faaliyetleri için kullanılmaktadır.

Ülkemizde doğal koşulların çeşitlilik göstermesi, yetiştirilen tarım ürünlerinin, konut tiplerinin, giyim tarzlarının ve daha birçok yaşam faaliyetinin farklı olmasını sağlamıştır. Örneğin, iç bölgelerimizde buğday gibi su ve sıcaklık ihtiyacı daha az olan ürünlerin tarımı yaygınken, kıyı bölgelerimizde su ve sıcaklık ihtiyacı fazla olan ürünlerin tarımı yaygındır. Yine orman yönünden zengin bölgelerimizdeki köylerde, konutların yapı malzemesi olarak ağaç (ahşap) kullanılırken, kurak iç bölgelerimizde daha çok toprak (kerpiç) kullanılmıştır. Ayrıca iç bölgelerimizde kışlar çok soğuk ve uzun olduğundan kalın giysilere daha çok ihtiyaç duyulur. Isınma giderleri daha fazladır. Oysa Akdeniz kıyı kesimi gibi bazı yerlerde neredeyse kar yağışı hiç görülmez. Kışlar ılıman geçer ve kısa sürer. Çok kalın giysilere fazla ihtiyaç duyulmaz. Isınma giderleri daha azdır.



Doğa ve insan arasındaki etkileşim, yalnızca doğal koşulların insan yaşamını etkilemesi şeklinde değildir. İnsan binlerce yıldır doğa ile uyum içerisinde yaşamaya devam etmiş ve bu süreçte doğanın özelliklerini keşfederek yaşamı kolaylaştırmaya çalışmıştır. Ancak zamanla insan doğa etkileşiminde insan daha baskın bir duruma geçmiştir. Doğal ortamın bir parçası olan insan, geçmişten günümüze doğadan sürekli yararlanmış, ihtiyaçları doğrultusunda yaşadığı çevreyi değiştirme ve geliştirme yoluna gitmiştir. İnsanoğlunun doğadan yararlanma biçimlerine aşağıdaki örnekler verilebilir:

  • İçme ve sulama suyu ihtiyacı için barajların yapılması ve sulama kanallarının inşa edilmesi
  • Tarım veya yerleşme alanların genişletilmesi amacıyla doğal çevrenin değiştirilmesi (sulak alanların kurutulması, doğal bitki örtüsünün yok edilmesi vs.)
  • Madencilik faaliyetleri için ormanların ve toprağın tahrip edilmesi
  • Ulaşım ihtiyacı için yol, köprü, viyadük, tünel, havalimanı vs. yapılması

Coğrafi koşulların ekonomik gelişmeyi olumlu yönde etkilediği bölge veya ülkelerde nüfuslanma fazla, buna bağlı olarak da insanın doğa üzerindeki etkisi de fazladır. Örneğin, Batı Avrupa ülkeleri, Japonya ve Güneydoğu Asya gibi bölgelerde ekonomik faaliyetler ve nüfuslama fazla olduğundan insanoğlunun doğa üzerindeki etkisi daha fazladır. Buna karşılık çöl bölgeleri, kutuplar, engebeli ve yüksek alanlar ile sık ve gür ormanların yer aldığı bölgelerde insanın doğal çevre üzerindeki etkisi daha sınırlıdır. Grönland, İskandinav ülkeleri, Sibirya, Arabistan gibi bölgelerde nüfuslanma ve ekonomik faaliyetler az olduğundan, insanın doğal çevre üzerindeki olumsuz etkisi daha azdır.

Ülkemizde de nüfusun artmasına, sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmelere bağlı olarak yapılan projelerle, doğada önemli değişmeler olmaktadır. Özellikle nüfusun kalabalık olduğu şehirlerimizde bu durum daha belirgindir. Örneğin, İstanbul Boğazı üzerinde Yavuz Sultan Selim Köprüsü`nün inşasıyla asma köprü sayısı üçe çıkmıştır. Ayrıca Marmaray Projesi’yle boğazın altından tüp geçitlerle şehrin iki yakası birbirine bağlanmıştır.



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz