Gücünün Zirvesinde Osmanlı 10. Sınıf


Kategoriler: 10. Sınıf Tarih, Dünya Gücü Osmanlı 10. Sınıf, Tarih

Osmanlı Devleti en parlak dönemini Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdarlığında yaşamıştır. Osmanlı Devleti bu dönemde siyasi ve askerî bakımdan rakipsiz duruma gelmiştir. 46 yıl Osmanlı tahtında kalan Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı Devleti’nin gücünün sembolü olmuş, Avrupalılar kendisine “Muhteşem Süleyman” veya “Büyük Türk” demişlerdir.

Bilgi: I. Süleyman için günümüzde kullanılan “Kanuni” sıfatını ilk kez XVIII. yüzyılda Rumen tarihçi Dimitrie Cantemir kullanmıştır. XIX. yüzyılda yaygınlaşan bu isimlendirmede I. Süleyman’ın adaletin sağlanmasına büyük önem vermesi, devlet ve toplum hayatını geliştiren kanunların yapılmasını sağlaması etkili olmuştur. Bu dönemde Ebussuud, Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi ve Müftü Kemal Paşazade gibi hukuk adamları görev yapmıştır. ABD Kongre Binası’nda dünyanın en ünlü kanun yapıcılarının sergilendiği Temsilciler Meclisi Galerisi’nde portresi bulunan 23 kişiden biri de Kanuni Sultan Süleyman’dır.



Belgrad’dan Haçova’ya Osmanlı Zaferleri

Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı tahtına geçtiğinde Avrupa’da önemli dinî ve siyasi gelişmeler yaşanmaya başlamıştı. Martin Luther 1519 yılında Katolik Kilisesi’ne karşı ünlü bildirisini yayımlamış, Hristiyanlık dünyasında mezhep tartışmalarını başlatmıştı. Aynı tarihte İspanya’nın genç kralı Şarlken ölen dedesinin yerine Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun başına geçmişti.

Bu dönemde Osmanlı Devleti’nin Batı’da hızlı bir genişleme politikası takip etmesi, buna karşılık Şarlken’in Avrupayı Kutsal Roma Germen İmparatorluğu çatısı altında birleştirmeye çalışması Kanuni – Şarlken rekabetinin yaşanmasına yol açmıştır.

Şarlken’in Avrupa’nın tamamında egemenlik kurma politikasına Fransa kralı I. Fransuva karşı çıkmış ve Avrupa iki cepheye ayrılmıştır. Avrupa’daki bu siyasi çatışma ve Reform hareketlerinin doğurduğu mezhep kavgaları Hristiyan birliğini parçalama politikası takip eden Osmanlı Devleti için uygun bir ortam hazırlamıştır.

Bilgi: Kutsal Roma Germen İmparatorluğu 962 – 1806 yılları arasında Avrupa’da hüküm sürmüştür. Katolik Kilisesinin ve papanın dinî otoritesini kabul eden Kutsal Roma Germen imparatorları Habsburg hanedan üyeleri arasından seçilmiştir. Kutsal Roma Germen İmparatorluğu farklı hanedanlar tarafından yönetilen ve kendi içinde bağımsız hareket eden bir devletler topluluğu niteliğindedir. Merkezinde Almanya’nın yer aldığı imparatorluk en genişlediği dönemde Avusturya, İsviçre, Lüksemburg, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Belçika, Hollanda toprakları ile Polonya, Fransa ve İtalya topraklarının bir bölümünü kapsamıştır. Habsburg hanedanının kökeni XI. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Zamanla güçlenen hanedan XIII – XX. yüzyıllar arasında Avrupa siyasetine yön vermiştir. Habsburg hanedanı farklı tarihlerde Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Avusturya, Macaristan, Hırvatistan, İspanya, Portekiz, Bohemya (Çek), ve Erdel’i yönetmiştir.



Örnek: Kanuni döneminde Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında yapılan İstanbul Antlaşmasında, “Avusturya arşidükü protokol bakımından Osmanlı sadrazamına eşit sayılacaktır.” hükmü yer almıştır. Bu hükme bakarak,
I. Osmanlı Devleti, Avusturya’ya üstünlüğünü kabul ettirmiştir.
II. Avusturya, Haçlı ittifakından ayrılmıştır.
III. Avusturya kralları Osmanlı padişahları tarafından seçilmeye başlanmıştır.
yorumlarından hangileri yapılamaz?
A) Yalnız I    B) Yalnız II    C) I ve II
D) I ve III    E) II ve III

Çözüm: Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında devletler arası eşitlik esasına dayalı bir antlaşma yapılmış olsaydı Avusturya arşidükünün Osmanlı padişahına eşit sayılması gerekirdi. Bu bakımdan Avusturya arşidükünün Osmanlı sadrazamına eşit olmayı kabul etmesi Osmanlı Devleti’nin diplomatik üstünlüğünü kabul ettiğini gösterir. Antlaşmada yer alan hüküm Avusturya’nın Haçlı ittifakından ayrıldığını veya Avusturya krallarının Osmanlı padişahları tarafından seçildiğini göstermez. Cevap E

Zigetvar Seferi (1586)



Avusturya’nın Macar topraklarına yönelik saldırılarını sürdürmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar ve Eğri kaleIerini almak üzere sefere çıktı. 72 yaşında iken çıktığı bu sefer Kanuni Sultan Süleyman’ın son seferi olmuştur. Kanuni Zigetvar Kalesi kuşatması sürerken vefat etmiştir. Kanuni’nin vefatından bir gün sonra kale fethedilmiştir (1566).

Kanuni Sonrası Osmanlı – Avusturya İlişkileri

Kanuni’den sonra Osmanlı tahtına geçen II. Selim döneminde Avusturya ile barış dönemi korundu. III. Murat döneminde mücadeleler yeniden başladı. III. Mehmet döneminde Erdel, Eflak ve Boğdan’ın Osmanlı Devleti’ne karşı kurduğu ittifaka destek veren Avusturya üzerine sefer düzenlendi. Bu sefere katılan III. Mehmet, Kanuni’den sonra ordunun başında savaşa katılan ilk Osmanlı padişahı olmuştur.

1596 yılında Haçova’da yapılan savaşta Avusturya topçularının üstün ateş gücü nedeniyle Osmanlılar zor durumda kaldı. Padişah otağına kadar yakınlaşan Avusturya askerleri disiplinden uzaklaşıp Osmanlı karargahını yağmalamaya başlayınca Osmanlı ordusundaki aşçı ve seyis gibi aslen asker olmayan görevliler mutfak aletleriyle saldırıya geçti. Bu hareket Osmanlı ordusunun toparlanmasına ve Haçova Meydan Savaşı’nı kazanmasına ortam hazırladı.

Bilgi: Haçova Meydan Savaşı’nda yaşananlar Osmanlı ordusunun Kanuni dönemindeki gücünü koruyamadığını, Avusturya’nın ateşli silahlar konusunda gelişme gösterdiğini ortaya koymuştur.

Osmanlı – Safevi İlişkileri

 Osmanlı Devletinin Kapitülasyon Siyaseti

Osmanlı Devleti Kuruluş Devri’nden itibaren ekonomik ve siyasi amaçlarla yabancı devletlere dostluk ve sadakat sözü vermeleri karşılığında Osmanlı ülkesinde ticaret yapma ayrıcalığı tanımıştır. Bu ayrıcalıklar Osmanlılar tarafından “İmtiyaz-ı Mahsusa”, Avrupalılar tarafından ise “Kapitülasyon” olarak nitelendirilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyon siyaseti iki döneme ayrılmıştır. Birinci dönem, 1352’de Ceneviz Cumhuriyeti’ne tanınan ilk kapitülasyonlardan Mısır’ın fethine kadar uzanan dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde Cenevizlilerin ardından Venediklilere 1384 ile 1387 yılları arasında kapitülasyonlar tanınmıştır. Venediklilere verilen kapitülasyonlar Çelebi Mehmet, II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet tarafından da onaylanmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Venedik ile savaştığı dönemde Floransa’ya Venedik ve Cenevizliler ile aynı koşulları içeren kapitülasyonlar vermiştir.

Osmanlı padişahları kendilerinden sonra kapitülasyonların devam edebilmesini yeni padişahın yenilemesi şartına bağlamışlardır. Bu şart yeni hükümdara kapitülasyonlarda değişiklik yapma olanağı sağlamıştır. Osmanlı Devleti’nde kapitülasyon siyasetinin ikinci dönemi Mısır’ın fethiyle başlamıştır. Suriye ve Mısır’ın fethiyle kapitülasyonların değeri çok artmıştır. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethettikten sonra Memlûk sultanları tarafından Venedik’e, İspanya’da Katalanlara ve Fransızlara verilen kapitülasyonları yenilemiştir.



Örnek: Kanuni’nin, Fransa kralını Kutsal Roma Germen imparatorunun esaretinden kurtarması ile başlayan Osmanlı- Fransız yakınlaşması, Osmanlı Devleti’nin Fransa’ya kapitülasyon denilen ticari ve hukuki ayrıcalıklar tanımasıyla daha da artmıştır. Kanuni’nin, Fransa’ya karşı izlediği yakınlaşma politikasının,
I. Akdeniz ticaretini canlandırma,
II. Fransa’yı kendi yanına çekerek Avrupa’da Hristiyan birliğinin kurulmasını engelleme,
III. Ortodoksların, Osmanlı yönetimine bağlılığını artırma
amaçlarından hangilerine yönelik olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III

Çözüm: Fransa kralı I. Fransuva, Şarlken’in Avrupayı Kutsal Roma Germen İmparatorluğu liderliğinde birleştirme politikasına karşı yaptığı mücadele sırasında esir edilmişti. Kanuni’nin Fransa kralının esaretten kurtulması için yardım etmesi Avrupa’da Hristiyan birliği kurulmasını engellemeyi amaçladığını göstermektedir. Kapitülasyonlar Avrupalı devletlere Osmanlı sularında düşük gümrük vergisi ödeyerek ticaret yapma hakkı tanıyordu. Osmanlı padişahları Avrupalılara verdiği kapitülasyonlarla Coğrafi Keşifler sonrası önemi azalan Akdeniz ticaretini canlandırmayı hedeflemişlerdir. Kanuni de Fransa’ya tanıdığı kapitülasyonlarla aynı amacı gütmüştür. Fransa kralı Katolik mezhebine bağlıydı. Bu durumda Fransa kralı ile yakınlık kurmanın Ortodoksların Osmanlı yönetimine bağlılığını artırması söz konusu olamaz. Cevap C

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi