Fiziğin Tanımı ve Önemi

Fiziğin Tanımı ve Önemi

Kategoriler: 9. sınıf Fizik, Fizik, Fizik Bilimine Giriş 9. Sınıf

Fizik için bir çok tanım yapılabilir. Biz şöyle bir tanım yapabiliriz:

Fizik, madde ve enerji arasındaki etkileşimi inceleyen, doğada gerçekleşen olaylarla ilgili mantıklı açıklamalar yapmaya çalışan uygulamalı bir bilim dalıdır.



Fizik; psikoloji, sanat, din gibi konularla ilgilenmez. Hayatımızın her alanında fizik bilimi ile karşılaşabiliriz. Evde elektronik araçların çalışması, otobüsteyken dur kalk sırasında vücudumuzun verdiği tepki, gelgit olayı, bardakta bulunan kaşığın kırık görünmesi gibi pek çok olayı fizik bilimi inceler. Elbette fizik bilimi inceleme sırasında kimya, biyoloji, matematik, astronomi gibi bilimlerden faydalanır. Fizikçi, bilimsel bilginin mutlak doğru olmadığını, doğmalara yer vermeyecek biçimde sınanabilir ve sorgulanabilir olduğunu bilmelidir.

Fen, bilimsel düşünme tekniğine dayanarak tüm doğa olaylarının açıklanmasında bizlere ışık tutan bir bilim dalıdır. Canlı varlıklarla ilişkili doğa olaylarını açıklayan bilim dalı biyolojidir. Biyoloji genel olarak canlıları inceler. Kimya, maddelerin yapısal özelliklerini ve maddeler arasındaki etkileşimleri inceler. Fizik ise madde ve enerji arasındaki ilişkiyi inceleyip bir takım doğa olaylarına açıklık getirmemize yardımcı olur.

Fizik bilimi ile uğraşan bilim insanlarına fizikçi denir. Bir fizikçi herhangi bir bilginin daima tam doğru olmayabileceği gerçeğini unutmadan çalışmalarını sürdürür.

Fizik, yaşantımızın her anında vardır. Okula giderken bindiğimiz otobüsün hareket etmesinden, bir hastanın röntgeninin çekilmesine kadar birçok konuda fizikten yararlanılır.


İnsanlar, yaşantıları sırasında çevrelerinde olup biten olayları anlamaya, bilmediklerini öğrenmeye çalışmışlardır. Bu istek, bilimin doğmasına neden olmuştur. Bilim, bir olayı ya da evrenin bir kısmını konu alarak araştırma yapan, deney ve gözlemlerle sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgiler topluluğudur.

Fizik ise maddeyi, enerjiyi ve madde ile enerji arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalıdır. Eski Yunancada “doğa” anlamına gelen “physic” aynı zamanda en temel doğa bilimi olarak adlandırılır.

Fizik, doğadaki olayları gözlem ve deney yaparak açıklar. Doğa olaylarına önerilen modellerden hangisinin doğru olduğuna karar vermek için tasarlanan deneyleri gerçekleştirir. Bu deneylerde bazen önerilmiş hiçbir modeli bulunmayan yeni doğa olaylarını da keşfeder. Bu kapsamda, gök cisimlerinden atom altı parçacıklara kadar birçok varlık, fiziğin uğraş alanına girer. Bu varlıkları incelerken kuvvet, hareket, enerji, ses, ışık, elektrik gibi konularla ilgilenir.

Fizik, doğadaki olaylardan elde ettiği bilgileri teknolojinin hizmetine sunmaktadır. Bugün her yerde kullandığımız alet ve makineler, fizikteki gelişmeler ve başarılar sayesinde üretilmişlerdir.



Neden Fizik Öğrenmeliyiz?

Fiziğin amacı, evrenin düzenini, evrendeki olayların nasıl gerçekleştiğini ortaya koyarak, bu olayların kontrol edilebilenlerini kontrol altında tutarak çalışmalar yapmaktır. Örneğin depremin nasıl oluştuğu, deprem sonrasında tsunaminin oluşup oluşmayacağı ile ilgili öngörülerde bulunarak hangi tedbirlerin alınması gerektiğini bilmek oldukça önemlidir.

Sonraki konu: Fiziğin Alt Dalları

Örneğin yuvarlanan kayalardan esinlenerek tekerleği icat eden insan, yıldırım ve deprem gibi anlamlandıramadığı doğa olaylarından korkmuştur. Endişeleri, insanoğlunu bu olayları sorgulamalarından alıkoymamış aksine daha da merak uyandırmıştır.  Zaman içerisinde çalışma alanlarına göre birbirinden ayrılan fizik, kimya ve biyoloji bilim dalları fen bilimleri olarak adlandırılmakta, matematik ise bilimin ortak dili olarak kullanılmaktadır.
Fizik; uzay, zaman, madde ve enerji arasındaki ilişkileri inceleyen, gözlem ve deneye dayalı bir bilim dalıdır. Çok eski zamanlarda insanlar, öncelikle, duyu organlarıyla algılayabildikleri makro evreni anlamaya çalışmışlardır. Gezegenlerin ve yıldızların nasıl hareket ettiği, şimşek ve yıldırımın nasıl oluştuğu gibi pek çok soruya cevap aramışlardır. Makro dünyaya ait bu sorulara verilen cevaplar, zamanla bilimsel çalışma basamaklarına göre açıklanarak teori ve kanunlar geliştirilmiştir. Bilim insanları “Neden?” ve “Nasıl?” sorularını sorarak bilgi seviyelerini daima üst seviyeye taşır. Örneğin 17. yüzyılda Galileo Galilei (Galileo Galile) ve Issac Newton’ın (Ayzek Nivtın) hareket ile ilgili çalışmalarıyla fiziğin alt dalı olan mekanik oluşmuştur. 20. yüzyıl başlarında oluşan bazı sorular, var olan fizik bilgisi ile açıklanamayan yeni bir fizik anlayışının doğmasını sağlamıştır. Bilim insanlarının duyu organlarıyla doğrudan algılayamadığı mikro evrende gerçekleşen olaylar ve bu olaylara ait soru ve cevaplardan oluşan bu anlayış, "modern fizik" olarak adlandırılmıştır. Bu nedenle sonrasında makro evrene ait fizik bilgileri ise "klâsik fizik" olarak tanımlanmıştır.
Fizik bilimi evrendeki mikro âlemden makro âleme kadar inanılmaz geniş bir çalışma alanına sahiptir. Atom altı parçacıkların davranışlarından Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin hareketlerine (Görsel 1.1.1), sinir sistemindeki bilgi iletiminden Dünya ile haberleşme uyduları (Görsel 1.1.2) arasındaki iletişime, nanoyapıların özelliklerinden yalıtım malzemelerine, soğutma sistemlerinden güneş enerjisine kadar pek çok konu fizik biliminin çalışma alanı içerisindedir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi