Doğal Çevrenin Sınırlılığı Ayt Coğrafya


Kategoriler: Ayt Coğrafya, Coğrafya -

Doğal Çevrenin Sınırlılığı

Yeryüzündeki belirli bir bölgede bulunan canlılar kendi aralarında ve doğal çevreyle etkileşime girerek bir sistem oluştururlar. Ekosistem olarak adlandırılan bu düzen dinamik ve değişken yapıdadır. Ekosistemi oluşturan canlılar veya doğal çevrede meydana gelen bir değişim ekosisteminde değişmesine neden olur. Örneğin çeşitli nedenlerle bir gölün su miktarının azalması veya suyunun kirlilik düzeyinin değişmesi gölde yaşayan bitki ve hayvanların bu değişimden etkilenmesine neden olur. Aynı şekilde bir ekosistemde yer alan canlı türlerinin veya canlı sayısının değişim göstermesi de o ekosistemde değişimlere yol açar. Örneğin, bir sulak bölgede yaşayan kurbağaların yok edilmesi o bölgedeki sivrisineklerin sayısının hızla artmasına neden olur.

Ekosistemler çok hassas bir denge üzerinde yer alır ve bu dengenin bozulmaması için canlılar arasındaki besin zincirinin korunması ve doğal çevrenin taşıma kapasitesinin aşılmaması gerekir.

Canlılar arasındaki besin zincirinin bozulması ve doğal çevrenin taşıma kapasitesinin aşılması ekosistemin bozulmasına ve bir çok sorunun bozulmasına neden olur. Çünkü ekosistemlerde canlılar arasındaki enerji ve madde transferi besin zinciri yolu ile gerçekleşir. Enerjinin üreticilerden tüketicilere, tüketicilerden de ayrıştırıcılara geçmesi besin zinciri ile gerçekleşir. Ancak iklim değişimleri, canlıların doğal yaşam alanlarının bozulması, aşırı ve bilinçsiz avlanma gibi nedenlerle bazı türlerin yok olması canlılar arasındaki besin zincirinin bozulmasına neden olur.

Örneğin, bir ekosistemde tilkilerin yoğun şekilde avlanılarak sayılarının azaltılması sonucunda tilkilerin temel besin kaynakları olan fare ve karga gibi canlı türlerinin sayısının artmasına neden olur. Fare ve karga popülasyonunda meydana gelen bu artış ise tarım alanlarındaki ürünlere verilen zararın artmasına neden olur.

Doğal yaşam alanları içinde Avustralya’nın bulunmadığı kedi ve tavşanlar son yüzyıl içinde insanlar tarafından buraya getirilerek doğal ortama bırakılmıştır. Doğal ortama bırakılan bu canlıların sayısı aradan geçen sürede hızla artmış ve kıtada bulunan bazı yerli hayvan türlerinin ortadan kalkmasına neden olmuşlardır. Bu durum beslenme zincirine insan eliyle yapılan müdahalelerin biyoçeşitlilik üzerindeki etkisine örnek gösterilebilir.

Bütün canlılar yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmek için için su, oksijen, karbondioksit ve azot gibi maddelere ihtiyaç duyar. Canlı yaşamı ve ekolojik denge açısından büyük önem taşıyan bu maddeler madde döngüleri ile yenilenir. Bu durum ekosistemlerin yenilenerek devamlılığını sağlar. Ancak doğanın kendisini yenileyebilmesinin de bir sınırı vardır. Bu sınır belirleyen temel unsurların başında ekosistemdeki canlı sayısı gelir. Bir bölgedeki kaynakların besleyebileceği belirli miktarda canlı sayısı bulunur. Eğer ki bölgedeki kaynakların besleyebileceği miktardan fazla canlı bulunuyorsa o zaman ekosistemin taşıma kapasitesi aşılır ve ekosistemlerde bozulma meydana gelir.

Taşıma kapasitesi mevcut kaynak miktarı ile canlı sayısı arasındaki ilişkidir. Örneğin, bir otlak alanında bulunan bitkiler belirti miktarda hayvanı besleyebilir. Çünkü bitkilerin kendini yenilemesinin bir hızı vardır. Eğer ki bu alanda yoğun şekilde otlatma yapılır ise taşıma kapasitesi aşılmış olur ve bitkiler kendini yenileme şansı bulamaz. Bu durum, bitkilerin kendilerini yenileme hızından daha hızlı şekilde tükenmesine ve çayırların seyrelip erozyon şiddetinin artmasına neden olur.



] }


Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar