Depremlerle İlgili Temel Kavramlar


Kategoriler: Fen Bilimleri

Yer Kabuğunu Etkileyen Levha Hareketleri

Dünyamızdaki karaları oluşturan kıtalar eskiden beri var mıydı? Yoksa sonradan mı oluştu?

Alman bilim insanı Alfred Wegener (Alfıred Vegenır) 1912 yılında bütün karaların 250 milyon yıl önce tek parça hâlinde dev bir kıta olduğunu, zamanla bu dev kıtanın parçalandığını ve birbirinden uzaklaşarak ayrıldığını öne sürdü.

Wegener’e göre, Dünya’daki kıtaların yap – boz gibi birbirini tamamlamaları bu durumun kanıtı idi. Wegener’in diğer kanıtı fosillerdir. Aynı cins sürüngene ait fosiller farklı kıtaların birbirine bakan kıyılarında bulunmuştur. Peki kıtalar geçmişte tek ve büyük bir kıta iken nasıl birbirinden uzaklaşmıştır? Wegener, bu soruyu kıtaların okyanus tabanı üzerinde kaydığını öne sürerek cevaplamış olsa da bu cevabı bilim insanlarınca kabul görmemiştir. Sonraki yıllarda Hary Hammond Hess (Hery Hemınd Hes) çalışmaları sonucunda kıtaların hareketinin yanında okyanus tabanında da hareketli olabileceğini buldu.

Daha sonra bilim insanları yaptıkları çalışmalarla ateş küredeki hareketliliğin kıtaların ayrılmasına neden olduğunu bulmuşlardır.

Yer kabuğunun altında bulunan ateş kürede magma denilen akışkan ve sıcak madde bulunmaktadır.

Bir kapta ısıtılan suyun konveksiyon yoluyla ısındığını biliyoruz. Konveksiyonda ısınan su taneciklerinin yoğunluğu azalır ve bu tanecikler yükselir. Yerine daha soğuk olan su tanecikleri gelir. Bu su tanecikleri de ısınarak yükselir. Bu olay sürekli devam eder.

Benzer şekilde ateş küredeki magma çekirdekten aldığı ısı etkisiyle yükselir ve sudaki gibi konveksiyon olayı gözlenir. Magmanın bu konveksiyon hareketi, yer kabuğunun üst katmanlarındaki levha olarak bilinen tabakaları hareket ettirmektedir. Önceleri tek bir kıta şeklinde olan karalar, levhaların sürekli hareketi ile bölünmüş ve daha sonra oluşan parçalar da birbirinden uzaklaşarak günümüzdeki 7 kıta oluşmuştur.

Bilim insanları günümüzde 250 milyon yıl önce tek ve büyük kıta şeklindeki karaya Pangea adını vermişlerdir. Bilim insanları kıtaların ileriki zamanda tekrar birleşeceği ve tekrar ayrılacağını düşünmektedir. Kıtalar çok uzun bir süreçte ayrılmakta ve tekrar birleşmektedir.

Günümüzde yer kabuğu üzerinde yedi tane büyük, birçok küçük levha hareket hâlindedir. Bu levhaların bazıları üzerinde sadece kıta, bazıları üzerinde sadece okyanus bazıları üzerinde ise hem kıta hem de okyanus bulunmaktadır. Levhalar bulunduğu yere göre; okyanusal levha, kıtasal levha, okyanusal – kıtasal levha olarak adlandırılır. Örneğin; Pasifik levhası, okyanusal levha, Hindistan – Avustralya levhası, okyanusal – kıtasal levha, Arap levhası ise kıtasal levhadır.

Levhalar arasında yukarıdaki şekilde gösterilen hareketler meydana gelebilir. Örneğin; Pasifik Levhası ile Kuzey Amerika Levhası arasında yaklaşma hareketi, Kuzey Amerika Levhası ile Avrasya Levhası arasında uzaklaşma hareketi, Güney Amerika Levhası ile Antartika Levhası arasında yanal hareket meydana gelmektedir.

Levha hareketleri sürekli olarak devam eder. Bu hareketlerde bazen kısa zaman diliminde şiddetli, uzun zaman diliminde yavaş ve sürekli şekil değişiklikleri meydana gelir. Bu levha hareketleri türüne göre kıtaların okyanusların, sıradağların ve volkanların oluşmasına neden olabilir.

Levhaların Yaklaşma Hareketi

Levhaların birbirine yaklaşması üç şekilde olabilir.

a) Kıtasal Levha ile Kıtasal Levha Yaklaşması

Yoğunlukları az olan levhalar çarpıştıklarında levha kenarlarındaki yer kabuğu yukarı doğru itilerek büyük kıvrımlar oluşturur. Uzun süren bir süreç sonunda kıvrımlı sıradağlar oluşur. Bu hareketin çok güçlü olduğu durumlarda dağ oluşmaz, yer kabuğu eğilebilir.

b) Okyanusal Levha ve Kıtasal Levha Yaklaşması

Okyanusal levha yoğunluğu daha az olan kıtasal levhanın altına dalar. Bu nedenle yüzeyde hendek oluşur. Bu olayın meydana geldiği alana dalma – batma bölgesi denir. Okyanusal levha ateş küre içine girerek eriyip magmaya karışır, Magma zayıf yerlerden yeryüzüne ulaşarak volkanları oluşturur. Levha sınırlarında üstteki kıtasal levhaların sıkışması ile dağlar da oluşabilir.

c) Okyanusal Levha ile Okyanusal Levha Yaklaşması

Yoğunluğu daha büyük olan okyanusal levha diğerininöaltına dalar. Bu hareketler derin hendeklerin oluşmasına neden olur. Derine dalan levha, magmaya temas ederek erir ve magmaya karışır. Magma okyanus tabanındaki zayıf noktalardan yeryüzüne yükselerek volkan dizilerini oluşturur.

Levhaların Uzaklaşma Hareketi

Uzaklaşan levhalar arasında çukur oluşur. Magma bu çukurdan yukarı yükselir ve soğur. Soğuyan magma levha kenarlarında katılaşıp yeni okyanus tabanını oluşturur. Oluşan okyanus tabanları yayılma sırtları olarak adlandırılan volkanik sıradağları meydana getirir. Levhaların Yanal Hareketi

İki levhanın eşit ya da farklı süratlerle aynı ya da zıt yöndeki hareketine yanal hareket denir. Bu harekette levha sınırlarında kısa süreli ve şiddetli
değişiklikler meydana gelir. Levhalar arasında kalan kayalar sıkışarak yerinden oynar ya da kırılır. Bu sırada meydana gelen enerji dalgalar hâlinde yeryüzünde yayılarak sarsıntı oluşmasına neden olur. Bu olay deprem olarak bilinir.

Deprem Çeşitleri

Levhaların birbirine sürtünmeleri ve birbirlerine göre hareketleri sonucu oluşan depremler tektonik depremler olarak adlandırılır. Volkanik püskürmeler sonucu oluşan depremlere volkanik depremler denir. Eriyebilen kayaçların erime sonucu oluşturdukları mağara gibi yer altı boşluklarının çökmesiyle oluşan depremlere çöküntü depremleri denir. Depremle ilgili bazı kavramlar aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:

Öncü depremler: Ana depremlerden önce meydana gelen küçük sarsıntılardır.

Artçı depremler: Ana depremden sonra kayaçların yerlerine oturması sürecinde meydana gelen sarsıntılardır. Büyüklüğü ana depreminki kadar olmaz.

Deprem bölgesi: Levha hareketleri ve volkanik püskürmeler gibi olayların gerçekleştiği deprem olasılığı yüksek bölgelerdir.

Deprem büyüklüğü: Depremin merkezinde açığa çıkan enerjinin miktarıdır. Sismografla ölçülür.

Deprem şiddeti: Depremin bina ve insanlar üzerinde meydana getirdiği hasarın derecesidir. Depremin merkezinden uzaklaştıkça değişebilir. Depremin büyüklüğü arttıkça yayılan dalgalar da büyüyeceğinden uzak mesafeler de bile deprem şiddetli olabilir. Şiddet değeri I ile XII arasında değişen Romen rakamları ile ifade edilir. Depremlerin büyüklük ve şiddetlerinin ilişkisi ile sebep oldukları etkiler yukarıdaki tablodaki gibidir. Farklı değişiklikler gözlenerek depremler tahmin edilebilir. Ancak depremin yeri, zamanı, büyüklüğü şu andaki teknoloji ile önceden bilinemez.

Deprem oluşumunu, ölçüm aletlerini ve yöntemlerini inceleyen bilim dalına deprem bilimi (sismoloji) denir. Bu bilimle uğraşana sismolog (deprem bilimci) denir. Deprem titreşimlerini kaydetmek için bilim insanları sismograf denilen bir cihaz kullanmaktadırlar. Sismograf cihazının yapısı yukarıdaki şekilde gösterilmiştir.

Deprem Öncesinde Yapılabilecek Hazırlıklar

  • Depreme dayanıklı evlerde oturalım.
  • Deprem olduğunda ailece uygulayacağımız bir plan yaparak ortak bir buluşma yeri belirleyelim, önemli telefon ve adresleri kaydedelim.
  • Evimizdeki eşyaları depremden korunacak şekilde yerleştirelim; yatağımızı camlardan ve dolaplardan uzak tutalım, ağır eşyaları üst raflara koymayalım. Devrilme ihtimaline karşı kitap raflarını ve dolapları duvara iyice sabitleyelim. Gece yatarken oda kapılarını açık bırakalım ve eşyaları çıkışları engellemeyecek şekilde yerleştirelim.
  • İçine acil kişisel ihtiyaçlarımızı koyacağımız bir çantayı kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde bulunduralım. Bu çantada su, enerji veren yiyecekler, yedek pilleri ile radyo ve fener, ilk yardım malzemeleri, kişisel reçete ve ilaçlar, düdük, kâğıt, kalem, bir miktar para, içinde önemli telefon numaralarının ve iletişime geçilecek kişilerin bilgilerinin bulunduğu dosya bulunmalıdır. Bu malzemeler, depremden sonra yardım gelene kadar bize destek olacaktır.
  • İlk yardım hakkında bilgi edinelim.

Deprem Anında Yapılması Gerekenler

  • Panik yapmayalım ve sakin olmaya çalışalım.
  • Kapalı bir mekanda iken çıkışa yakınsak en kısa sürede binayı terk edelim. Eğer çıkışa çabuk ulaşamayacaksak içeride kalalım ve duvarlara yaklaşmayalım. Hemen güvenli bir yer bularak başımızı ve boynumuzu koruma amacıyla yukarıda görüldüğü gibi “çök – kapan ve tutun” pozisyonu alalım. Bu pozisyonu kapalı mekanlarda buzdolabı, çamaşır makinesi gibi sağlam eşyaların yanında diz çökerek alabiliriz. Sokak ya da park gibi yerlerde ise bu pozisyonu alırken etrafımızda, direk ya da ağaç gibi üstümüze devrilecek bir nesne olmamasına özen gösterelim.
  • Sarsıntı bittiğinde en kısa sürede binayı terk edelim, asansörü kesinlikle kullanmayalım.
  • Eğer dışarıdaysak binalar, köprüler, geçitler, tüneller ve yüksek gerilim hatlarından uzakta açık bir alana gidelim. Aracımızda mümkün olduğunca az kalarak trafikten sakınalım.

Depremden Sonra Yapılması Gerekenler

  • Hareket etmeden önce düşebilecek nesnelere karşı biraz bekleyelim.
  • Ailemizden ayrıysak onlarla daha önceden belirlediğimiz yerlerde buluşmak için buluşma noktasına ulaşmaya çalışalım.
  • Evden çıkarken gaz vanaları ile elektrik sigortalarını kapatarak yangın tehlikesine karşı önlem alalım. Suyun sızma ihtimaline karşı su vanalarını kapatalım.
  • Yetkililer duyuru yapıyorlarsa onları dinleyelim. Ancak bir duyuru yapılmıyorsa, sarsıntının bittiğinden tamamen emin olduktan sonra, en kısa sürede açık bir alana gidelim ve hasarlı binalardan uzak duralım.
  • Artçı depremlere karşı hazırlıklı olalım.

Türkiye bir deprem ülkesidir. Deprem ülkelerinde yaşayan pek çok insan gibi bizler de Türkiye’nin hemen hemen her yerinde deprem tehlikesi ile karşı karşıyayız. Peki, Türkiye’nin bütün bölgeleri aynı derecede mi deprem riski taşımaktadır?

Volkanlar

Yer’in iç kısmında akışkan hâlde bulunan magmanın yer kabuğundaki çatlak, yarık veya kırık hatlarından yeryüzüne çıkmasıyla volkanizma oluşur. Volkanlardan yeryüzüne çıkan maddeler katı, sıvı ve gaz hâlindedir. Akışkan hâlde çıkan sıvı maddeye lav, katı maddelere volkan tüfü adı verilir. Katı maddeler, büyüklüklerine göre; kül, lapilli ve volkan bombası gibi isimler alırlar.

Magmanın yeryüzüne çıktığı yerde üst üste biriken tüf ve lavlar, koni şeklindeki volkanik dağları oluşturur. Magmanın yeryüzüne çıkarken izlediği yola baca denir, Volkanların tepesindeki huni şeklindeki çukurlara krater adı verilir. Bazı volkanların kraterleri ikinci bir patlama sonucu genişler. Böylece kaldera adı verilen daha geniş kraterler oluşur. Volkanik şekillerin biçimi, volkanlardan çıkan maddenin özelliğine ve volkanik faaliyetin süresine bağlıdır.

Dünya’daki başlıca volkanlar; Büyük okyanus çevresinde, Atlas ve Hint okyanusları ile Akdeniz çevresinde yer alır. Yeryüzünde sayıları 450’yi bulan volkanların yaklaşık 350 tanesi Büyük Okyanus çevresinde bulunmaktadır. Bu nedenle buraya ateş çemberi adı verilir. Volkanik bölgelerdeki topraklar çok verimlidir. Bu yüzden insanlar tehlikeli olduğunu bilmelerine rağmen, volkanik bölgelere yerleşmişlerdir. Filipinler, Endonezya, Japonya, İtalya ve Orta Amerika’daki bu verimli topraklarda nüfus kalabalıktır. Tarihte zaman zaman meydana gelen volkan püskürmeleri can ve mal kaybına yol açmıştır. 1983 yılında Endonezya’da, 1985 yılında Kolombiyada çok sayıda insan volkanizma sonucu hayatını kaybetmiştir.




Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar