Atatürk’ün Dinin Anlaşılmasına, Din Öğretimine ve Din Bilgilerine Verdiği Önem


Kategoriler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

1. ATATÜRK’ÜN DİNİN ANLAŞILMASINA VERDİĞİ ÖNEM

Atatürk, dinin doğru anlaşılması konusu üzerinde önemle durmuştur Zira din doğru anlaşılmazsa toplumda hurafeler, batıl inançlar artar. Din istismarı ve taassup yaygınlaşır Kur’an-ı Kerim’in ve temel hadis kaynaklarının Türkçeye çevrilmesi, Cuma ve bayram namazlarında okunan hutbelerin öğüt kısmının Türkçeleştirilmesi bu konuya
verilen önemin sonucudur.



“…Hutbeden maksat, halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, iki yüz hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur…” Atatürk

2. ATATÜRK’ÜN OKULDA DİN ÖĞRETİMİNE VERDİĞİ ÖNEM

Atatürk, dinin en doğru, en sağlıklı öğrenebileceği yerin okul olduğunun farkındadır. Dinî bilgiler; alanında eğitim görmüş öğretmenler, ilahiyat hocaları ve din görevlileri tarafından verilmelidir.

“…Hepimiz eşitiz ve dinimizin hükümlerini eşit olarak öğrenmeye mecburuz. Her kişi dinini, din işlerini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur.” Atatürk

Toplum hayatında dinin önemli bir yeri vardır. Öyleyse din eğitiminin doğru yerden ve ehil kişiler tarafından verilmesi gerekir. Bilgi olarak yetersiz ve eğitimsiz kişilerden öğrenilen dini bilgiler İçerisinde hurafelerin, batıl inanışların yaygınlaşması kaçınılmaz olabilir. Bu da, toplumda taassup ve din istismarını artırabilir. Bu nedenle Atatürk dini eğitimin okullarda verilmesi konusunda da çalışmalar yapılmasını istemiştir.

Din öğretiminin doğru verilebilmesi için, iy öğrenim görmüş, bulunduğu sosyal çevrede söz ve davranışlarıyla güzel örnek olacak, yetişmiş din görevlilerine ihtiyaç vardır.

3. ATATÜRK’ÜN DİN BİLGİNLERİNE VERDİĞİ DEĞER

Atatürk, vatanın düşman işgalinden kurtarılıp bağımsızlığa kavuşmasına liderlik etmiştir. Milleti düşmana karşı organize ederek, Milli Mücadele’ye katılmalarını sağlamış ve Kurtuluş savaşının kazanılmasına da komutanlık etmiştir. Milletimizin büyük mücadelesi sonucunda bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Birçok din adamı, İstiklâl Savaşı’nın kazanılmasında, devletimizin kurulmasında, halkın örgütlenmesinde Atatürk’e destek vermiştir. Hoca Raif, Müftü Abdurrahman Efendi, Müftü Hacı Tevfik, Hafız Mehmet Emin, Müftü Kâmil Efendi ve Rıfat Börekçi bunlardan bazılarıdır. Trabzon, Amasya, Diyarbakır vb. birçok ilde din adamları, insanları Millî Mücadele’ye katılma konusunda cesaretlendirmiştir. Atatürk de onların bu çabalarından dolayı taşıdığı büyük bir memnuniyetini onlardan övgüyle söz ederek ifade etmiştir. Atatürk, halkımızın dini doğru bir şekilde öğrenmesinde din adamlarının önemli bir rolü olduğunu bildiği için yaptığı konuşmalarda sık sık din adamlarından övgüyle söz etmiştir. Kendi zamanında Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Rıfat Börekçi’yi her zaman takdir etmiş, huzuruna geldiğinde, onu ayakta karşılamış ve iltifat etmiştir.



“…Milletimizin içinde gerçek din âlimleri, alimlerimiz içinde milletimizin gerçekten iftihar edebileceği din bilginleri vardır.” Atatürk

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi