Ahlak Felsefesi


Kategoriler: Felsefe

İnsan sadece bilen bir varlık değil, aynı zamanda eylemde bulunan bir varlıktır. İnsan eylemleri meydana geliş, yöneldikleri erek ve değerler bakımından felsefi sorunları içermektedir. Bu nedenle onları da felsefenin incelemesi gerekir. İnsan eylemlerini, ereklerini ve yöneldikleri değerleri inceleyen felsefe, ahlak felsefesi ya da ethik adını alır.



Ahlaki eylemler, insan tarafından yapılan eylemlerdir. Hayvanlar da eylemlerde bulunur; ama onların eylemleri daha çok içgüdüyle yapılan eylemlerdir. Oysa insanın özgür olarak yaptığı eylemler vardır. Bunlar iradeye dayalı olup, ahlaki eylem adını alır. İradeye dayandığı için özgür hareketlerdir. İnsan eylemlerinin bu özelliğini gören düşünürler, İlk Çağdan bu yana eylemlerin anlamını sorgulamaya ve bu eylemleri açıklamaya çalışmışlardır.

Ahlak felsefesi, ahlaki töreleri de inceler. Ahlaki eylemler bir toplum içinde meydana gelirler ve toplumun yapısıyla ilgilidirler. Her toplum, uyulması gereken birtakım sözlü ve yazılı normlar belirler. Bu eylem ve kurallar bütün bir toplumun yaşayan ahlakını oluştururlar. Buna moral, moralite ve töre de denir. Ahlak felsefesi eylemlerle birlikte morali, bu moraliteyi ve bu töreleri de inceler.



YARGILARIMIZ

Yargı, bir olgu veya kavramlar üzerine kurulu bir iddiayı dile getiren ifadelere verilen addır. Yargılar, olgular alanına ve değerler alanına ait olmak üzere ikiye ayrılır. Fatih’in İstanbul’u fethetmesi, yağmurun yağması birer olgudur. Bu olgular bizim çağımızda bir gerçekliğe sahip, kişiden kişiye değişmez, nesnel yapıdadırlar. Bu yargılar bilim ve bilgiye dair önerme yargılarıdır. Değer yargıları ise kişilerin olgulara yüklediği niteliklere dayalı olarak ortaya çıkan yargılardır. Kişiye bağlı öznel olan bu yargılar, değerlendirme çerçevesinde ortaya çıkar.

Yağmurun yağması, insandan bağımsız olarak ele alınabileceği gibi kişiye bağlı olarak da ele alınabilir. Yağmurun metrekareye 32 kg. yağış bırakması olgusal yönü ifade eder. Çünkü ispat edilebilen, kişilerin değerlendirmesinden bağımsız bir yapıya sahiptir. Birtakım ölçümler ile metrekareye düşen yağış miktarı ölçülebilir ve kişilere değerlendirme olanağı vermez. Aynı yağmur, İnsanların kişisel değerlendirmesinde ise değer alanını ortaya çıkarır. Yağmur bekleyen bir çiftçi için farklı, piknik yapmak isteyenler için ise daha farklı anlamlar taşır. Değer yargıları gerçekliği değil, değerlendirmeyi içeren yargılardır, özneldir. Kişiden kişiye değişir.



Estetik, din ve ahlak, değer alanı içerisinde yer alır.

  • Estetik yargılar “güzel”, “çirkin”,
  • Din yargıları “sevap”, “günah”,
  • Ahlak yargıları “iyi”, “kötü” kavramları ile değerlendirilir.

Ahlaki yargılar iyi ya da kötü olarak nitelendirilen eylemlere dayandırılır. Bu eylemler iyinin yapılması ve kötünün yapılmamasını gerektirir. Bu nedenle kural koyucu (normatif) özellik taşır. Ancak bu yargılar zamandan zamana, mekandan mekana, kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle ahlaki yargılar değişiklik arz eden bir yapıya sahiptir. Ayrıca bu yargılar davranışta birlikte ortaya çıkar. Bu yönleri ile ahlak yargıları, din yargıları, bilim ve bilgiye dair önerme yargıları ve estetik yargılarından ayrılır.

Bilim ve bilgiye dair önerme yargıları yapısı gereği olgusal alana ait deney ve gözleme dayalı, ispat edilebilir özellikler taşır. Bu yönü ile kişisel değerlendirme içerisinde yer almaz. “Su 100 C°de kaynar.” önermesi herkes tarafından kesin kabul gerektirir, doğru kavramı ile ifade edilirken “Su 80 C°de kaynar.” önermesi ise yanlış olarak ifade edilir.



Bu ifadeler her zaman ispat edilebilir bir tarzda, evrensel yargılardır. Din yargıları ise (0 dine inanan kişilerce kabul edilir ve kişilere göre) değişmez bir yapıda olup, kutsal sayılan din kurallarına dayanır. Bu nedenle eleştirilemez bir yapıdadır. inananların yaptığı davranışlar kutsal metne dayalı olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmede kullanılan kavramlar günah ve sevap kavramlarıdır. Estetik yargılar beğeniye dayalı yargılardır. Yani bir sanat eseri hakkında güzeldir veya çirkindir şeklinde beğeniye dayalı yargılardır. Bu özelliği ile estetik yargılar subjektif özellik taşırlar. “Şu tablo güzeldir” yargısı kişiye ait yargıdır. Bu nedenle evrensel nitelik taşımaz ve herkes için bağlayıcı olmaz. Halk arasında “zevkler tartışılmaz” sözü estetik yargıların beğeni yargıları olduğunu ve kişiye ait olduğunu ifade eder.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi