Tarih ve Yorum

Tarih, milli kimliğin inşası ve değerlerin aktarımı için bir araçtır. Tarihçinin görevi geçmişte yaşanılanların olduğu gibi aktarılmasıdır. Ancak tarihçi incelediği olayları kendi yorumunu katarak aktarabilir. Örneğin Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış olan Aşıkpaşazade Rum Mehmet Paşa hakkında şunları yazmıştır:



“Osmanlı Hanedanı’nın kapısında o vezir oluncaya kadar padişahın yüce eşiğine gelen ulemaya ve dervişlere padişahtan sadaka verilirdi. Kimisine sof, kimine çuha, kimine akçe verirlerdi. Hemen ki Rum Mehmet geldi, vezir oldu, bu sadaka kesildi. Rum Mehmet Paşa son derecede akıllıydı ancak aklını Türklere ve devlete ihanet olarak kullanıyordu. Rum şeytanı Mehmet Paşa, İstanbul’un acısını almak isterdi. Görevlerini yaptı ama sonu çok kötü oldu.”

Bu örnekte görüldüğü gibi tarih kitaplarında olay ve olguların yanında tarihçinin kişisel yorumları da yer alabilir. Tarihçi eserini oluştururken; inançlarını, duygu ve düşüncelerini, dünya görüşünü eserlerine yansıtabilir. Bu durum araştırmanın bilimselliğini ve güvenilirliğini zedeler.

Tarihçi geçmiş olay ve olguları ele alırken kendi değer yargılarından uzak değildir. Tarihçinin bakış açısını siyasi, sosyal, dini, milli, kültürel ve yaşadığı çevresel unsurlar etkiler ve biçimlendirir. Bu yüzden tarihçi, geçmişi olduğu gibi yansıtan bir ayna değildir. Tarihçi aynayı tutan kişi olarak karşımıza çıkar. Tarihçinin fikirleri, hayata bakış açısı gibi durumlar ve kullandığı kaynağın güvenilirliği aynanın büyüyüp küçülmesinde etkilidir.



Bir tarihçi araştırmalarında ne kadar çok ve çeşitli kaynak kullanırsa bilgileri karşılaştırararak elde ettiği kaynaklardaki bilgiler ile yorumları birbirinden ayırabilecektir. Böylece hem gerçeğe yaklaşmış olacak hem de tarihi olay ve olgulara objektif (nesnel) yaklaşması kolaylaşacaktır.

Günümüzde tarih bilimine insanların ilgisi artarak devam etmektedir. Yerli ve yabancı yazarların tarihi romanları “çok satanlar” listelerinde yer almaktadır. Ayrıca tarihi konuları işleyen belgeseller, açık oturumlar, tartışma programları, televizyon dizileri ilgiyle takip edilmektedir. Böylelikle popüler tarih bilgileri giderek artmaktadır. Bu nedenle okunan, duyulan veya izlenen her tarihi bilginin doğru olmayabileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalı, Halil İnalcık’ın ifadesiyle şüpheci bir tutum ile bilgilerin doğruluğu araştırılmalıdır.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
30 Haziran 2018 Cumartesi