Sözlü Anlatım Türleri AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

Herhangi bir konunun, hazırlıklı ya da hazırlıksız, dil aracılığıyla sözlü olarak bildirilmesine sözlü anlatım denir.

Sözlü anlatım, insanın anlaşma ihtiyacından doğmuştur; sesin söze dönüşmesidir; sözlü anlatım, konuşmaya dayanır.



Sözlü anlatım türlerinin bir kısmı tek kişilik konuşmaya dayanır, bir kısmı ise birden çok kişinin konuşmasına dayanır.

Sözlü anlatım türleri arasında panel, forum, açık oturum, münazara, sempozyum, mülakat, röportaj, söylev, konferans vardır.

Sözlü anlatım, bazen tartışmalara dayanır. Bir görüşün çeşitli yönleriyle ele alındığı grup konuşmalarına tartışma denir.

Amaç, katılanların ya da izleyenlerin ele alınan konuya ilişkin daha önceki düşüncelerinin yenilenmesi, değişik bir yönde devindirilmesidir.

Tartışmaya katılan konuşmacılar çeşitli kanıtlar göstererek dinleyiciyi kendi düşünceleri, görüşleri doğrultusunda etkilemeye çalışırlar.

Tartışma temelde, bir gerçeğin çeşitli yönleriyle ortaya konup irdelenmesini amaçlar.

Tartışma şeklinde olan sözlü anlatım türlerinde bir “başkan” yer alır, tartışmalarda başkanın genel görevleri şunlardır:

— Konuyu belirtmek, konunun sınırlarını, özelliklerini dinleyicilere aktarmak
— Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak
— Tartışmayı başlatmak
— Konuşma sürelerini dengeli ayarlamak ve konuşmacıların söz sırasını belirlemek
— Tartışma boyunca tarafsız olmak
— Tartışma kurallarının dışına çıkılmasını engellemek
— Tartışmanın akışı içinde dinleyicilerden gelen soruları yazılı olarak alıp dinleyici adına konuşmacılara sormak
— Tartışma kurallarına uymayanları uyarmak
— Konuşmaların sonunda toparlayıcı konuşmalar yapmak, konuşmaları özetlemek ve tartışmayı bitirmek



Sözlü Türler

  • Panel
  • Forum
  • Açık Oturum
  • Sempozyum
  • Münazara
  • Konferans
  • Söylev
  • Mülakat
  • Röpartaj

1) Panel
Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havasında, bir başkan eşliğinde, 3-5 kişiden oluşan uzmanlar tarafından tartışıldığı tek oturumlu sözlü anlatım türüdür.

Panelde bir karara varmaktan çok konunun farklı yönleri ortaya konur.

Konuşmacılar uzmanı oldukları konunun farklı yönlerini ele alırlar.

Konuşmalar, panel başkanının verdiği süre ve sıraya göre sırasıyla 15—20 dakika yapılır.

Panelin sonunda dinleyiciler panel üyelerine soru sorabilir.

Tartışma dinleyicileri de içerirse o zaman panel, forum haline dönüşür.

2) Forum

“Forum” sözcüğü, eskiden Roma’da halkın toplanarak değişik konuları görüştükleri yere verilen addır.

Günümüzde bir başkanın yönetiminde, toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyicilerin söz sırası alarak konuşma kuralları içinde yaptığı tartışmalar ve konuşmalardır.



Forum, bağımsız bir tür yani ayrı bir tartışma türü değildir.

Panel, açık oturum gibi türlerin sonunda yapılan “tartışma” bölümüdür.

3) Açık Oturum

Geniş halk kitlelerini ilgilendiren bir konunun uzmanlar tarafından bir başkan yönetiminde dinleyici grubu önünde tartışılmasıdır.

Önceden belirlenmiş bir konu hakkında farklı fikirlere sahip kişilerin bir araya gelerek konuyu çözümlemek, kendi görüşlerini açıklamak için yaptıkları hazırlıklı konuşmalardır.

Büyük bir salonda dinleyiciler önünde yapılabileceği gibi stüdyo ya da davet edilen dinleyiciler önünde veya dinleyici grubu olmadan da radyoda veya televizyonda da yapılabilir.

Açık oturumda tartışılan konular, toplumu ve kamuoyunu yakından ilgilendiren kültürel, sosyal ve sanatsal konularda olmalıdır.

4) Sempozyum (Bilgi Şöleni)

Bir konunun çeşitli yönleriyle birden fazla oturumda, konunun uzmanı kişiler tarafından yapılan seri konuşmalardır.

Sempozyum, bilimsel ve ciddi bir sohbet havası içinde geçer.

Konuşmacılar, konuyu uzmanlık alanları açısından ele alırlar.

Sempozyumda amaç, tartışmak değil, konunun olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymaktır.



Sempozyumda konuşmacıların bildirileri daha sonra bir kitapta bir araya getirilip katılımcılara gönderilir.

Sempozyum, birden çok oturumdan oluşur.

Sempozyum, birden çok salonda olduğu gibi bir salonda birkaç gün sürebilir.

5) Münazara

Genellikle okullarda düzenlenen birer cümleyle ifade edilen bir tez ve antitezin iki grup arasında bir jüri ve bir hakem önünde tartışılmasıdır.

Münazara, söz ve düşünce yarışmasıdır.

Münazara, yarışma kaygısı taşıması açısından diğer konuşma türlerinden ayrılır.

Münazarada, öğrencilere tartışma yöntemini öğretme, sebep—sonuç ilişkisi kurabilme, farklı çözüm yolları bulma, düşünme yeteneğini geliştirme, dinleme yeteneğini geliştirme amaçlanır.

Münazarada zıt yönlü iki konu tartışılır.

Münazara için bazı konu örnekleri şunlardır:

— Kadınlar çalışmalı mı, çalışmamalı mı?
— İnsanın başarısında zekâ mı, çalışmak mı daha önemlidir?
— Türkiye Avrupa Birliği’ne girmeli mi, girmemeli mi?
— Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir?

6) Konferans

Sanat, bilim, edebiyat, teknoloji gibi konularda alanında bir kişi tarafından açıklayıcı ve öğretici amaçla dinleyici karşısında yapılan hazırlıklı ve planlı konuşmalardır.



Konferans, öğreticidir; duygusal ve coşkulu nitelik taşımaz, ağırbaşlıdır, belli bir amaca yöneliktir.

Konferansta amaç bir fikir aşılamak veya dinleyicileri coşturmak değil, dinleyicileri belli bir konuda bilgilendirmektir.

Konuşmacı, uzun cümleler kurmamalı, anlaşır ve sade bir dil kullanmalı, konuyu dağıtmamalıdır.

7) Seminer

Seminer, özel veya kamu kurumlarında çalışanların eğitimi için eğitici nitelikteki konuşmalardır.

Seminerlerde genellikle konu “sunum” biçiminde aktarılır.

Akademik yönü ağır basan seminerlere “çalıştay” denir. Çalıştay daha çok tiyatro, resim gibi alanlarda yapılır. Çalıştay kelimesinin İngilizcesi “workshop”tur.

8) Söylev (Nutuk)

Belli bir konuda bir topluluk önünde söz söyleme sanatına “hitabet”; söylenen söze, yapılan konuşmaya “söylev” ya da “nutuk” adı verilir.

Eskiden yapılan bu konuşmalara “hitabe”, konuşanlara “hatip ” adı verilmiştir.

Bir topluluğa güzel düşünceler aşılamak, 0 topluluğu duygulandırıp coşturmak için söylenen ve etkili sözlerden oluşan konuşmalara “söylev” denir.

Dinleyicinin dikkatini canlı tutmak için seslenmelere çokça yer verilir.

Söylevde amaç, dinleyenleri kendi düşüncesine çekmektir; konuşma inandırıcı, etkileyici, coşturucu nitelik taşımalıdır.

Söylevin türleri şunlardır:

  • askerî söylev
  • siyasî söylev
  • dinî söylev
  • hukukî söylev
  • akademik söylev

9) Mülakat (Görüşme)



Bilim, sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlarda tanınmış veya kendi alanında uzmanlaşmış kişilerle randevu alınarak yapılan sorulu-cevaplı görüşmelerdir.

Konusu genellikle sanat, bilim, felsefe, edebiyat ve fen olan mülakatlar daha çok gazete ve dergilerde yayımlanmak için yapılır.

Ünlü kişilerin çeşitli konulardaki görüş ve düşüncelerini doğrudan yansıttığı için güvenilir bir bilgi kaynağıdır.

Yapı soru-cevap üzerine kuruludur; çatışma soruyu yönelten ile soruyu cevaplayan kişi arasında cereyan eder.

Mülakat geleneği, Türk edebiyatında gazete ile başlayan ve gelişen bir gelenektir.

Mülakatta anlam, yöneltilen sorulara verilen cevaplardan çıkar, cevaplar doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir.

Edebiyatımızdaki önemli mülakat örnekleri şunlardır:

  • — Ruşen Eşref Ünaydın — Diyorlar ki (Edebiyatımızda ilk mülakat / röportaj örneğidir), Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat
  • — Mustafa Baydar – Edebiyatçılarımız Ne Diyor
  • — Yaşar Nabi Nayır — Edebiyatçılarımız Konuşuyor
  • — Sermet Sami Uysal — Yahya Kemal’le Sohbetler
  • — Gavsi Ozansoy — 40 Yıl Sonra Diyorlar ki
  • — Hikmet Feridun Es — Bugün de Diyorlar ki

10) Röportaj

Hazırlanması sırasında “sözlü anlatım” türü olarak görülen röportaj, yayımlanması ve kitaplaştırılması esnasında “yazılı anlatım” türüne girer.

Fransızcadan Türkçeye geçen röportaj, bir yazarın herhangi bir ülkeyi, memleketi, bölgeyi, fabrika gibi iş yerini gezerek gördüklerini kendi görüşleriyle birleştirerek gazete ve dergide yazmasıdır.

Tek bir yazı olabileceği gibi aynı konuyu işleyen bir yazı dizisi de olabilir.

Gazete ile gelişen, yerleşen ve yaygınlaşan bir türdür.

Gezip görmeye, incelemeye, soruşturmaya dayanır.

Resimler, konuşmalar, istatistik bilgiler, grafikler, uzman görüşleri belge olarak kullanılır; röportajı hazırlayan kişi, yorumlarını bu kanıtlar üzerinden gerçekleştirir.

Öyküleme, betimleme, açıklama gibi anlatım biçimleri kullanılır.

Geniş boyutlu bir haber metni olan röportajlarda “inandırıcılık” ön plandadır.

Röportajların bazıları “öyküsel” bazıları ise “kurgusal” nitelik taşır.



Röportajlar, sunuluş tarzı bakımından ikiye ayrılır:

a) Amerikan Röportajı: Giriş bölümünün sürpriz, şaşırtıcı bir paragraf olduğu, en son söylenmesi gereken kelimelerin en başta söylediği röportajlardır.

b)Alman Röportajı: Yazarın konuyu işlerken kendisini ön plana aldığı ”ben” eksenli röportajlardır.

Röportaj türünün edebiyatımızdaki önemli örnekleri şunlardır:

  • — Cevat Fehmi Başkut — Geceleri Bizi Kimler Bekliyor (1933)
  • — Sait Faik Abasıyanık — Mahkeme Kapısı (1956)
  • — Fikret Otyam — Ha Bu Diyar (1959). Doğudan Gezi Notları (1960), Harran, Hoyrat, Irp ve Mayın (1961), Uy Babo (1962), Topraksızlar (1963), Bir Karış Toprak İçin (1965), Oy Fırat Asi Fıraf (1966), Can Pazarı, Vay Kurban, Hayvanlar ve İnsanlar (1969)…
  • — Yaşar Kemal — Peri Bacaları (195D, Bu Diyar Baştan Başa (1964)

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi