Leibniz

Leibniz

Leibniz de çağının geleneğine uyarak, matematiğin metodunu felsefeye uygulamak istemiştir. Bilgi kuramında Leibniz, bilgiyi ikiye ayırır:



1- Duyu Bilgisi: Mükemmel bir bilgi değildir. Açıklık bakımından derecelendirilebilir.

2- Akıl Bilgisi: Mükemmel bir bilgidir. Matematiğin bilgisi böyle bir bilgidir. Örneğin, sayılar, elemanların arasındaki orantıları açık ve seçik olarak akılla kurduğumuz kavramlardır.

Ruhumuzda, zihnimizde belli bir anlamda doğuştan birtakım kavram ve düşünceler vardır. Tanrı düşüncesi, mantığın ana ilkeleri, özdeşlik, çelişmezlik gibi. Bu ilkeler ruhumuzda her çeşit deneyden önce vardı, onlar doğuştandır. Onlar ruhumuzun derinliklerinde saklıdır, sanki uykudadır. Zamanla uyandırılıp bilince çıkarılır.



Çelişmezlik ilkesine dayanarak, zihnin kendi kendisinden türettiği birtakım temel hakikatler vardır. Bu hakikatlerin karşıtlarını düşünmek çelişmezlik ilkesine aykırıdır. Bunlar akıl hakikatleridir. Akıl hakikatlerinin yanında olgu hakikatleri de vardır. Olgu hakikatleri, deney ve zihni çelişmeye götürmez. Örneğin, su 100°C de kaynar diyoruz. Bu olgu hakikati çelişmezlik ilkesine değil, yeter-sebep ilkesine dayanır. Görüldüğü gibi Leibniz, olgu hakikatlerini kabul etmekle, rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmaya çalışmaktadır.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
30 Haziran 2018 Cumartesi