Kur’an-ı Kerim’in Ana Konuları


Kategoriler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

Kur’an, Yüce Allah tarafından insanların doğru yola ulaşmaları için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur’an bütün insanlığa rehber olarak gönderilmiş bir kitaptır. Kur’an’ın gönderiliş amacı Kur’an’da yer alan bir çok ayette dile getirilmiştir.



Bu ayetlerden birkaçı şöyledir:

“Şüphesiz bu Kur’an, insanları en doğru yola götürür Salih amel işleyen mü ’minlere büyük bir mükâfat olduğunu, ahirete iman etmeyenlere de can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler” (İsra Suresi, 9-10. ayetler)

“insanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an-ı indirdik. ” (Nahl Suresi, 44. ayet)



“Allah sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hüküm/eri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir Raplerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah ’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir; Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. ” (Zumer Suresi, 23. ayet) 

Kur’an—ı Kerim’in ana konularını genel olarak beş ana başlık altında inceleyebiliriz.

Bunlar:

  • 1. İnanç esasları
  • 2 İbadetler
  • 3 Ahlak ilkeleri
  • 4. Sosyal hayat
  • 5 Kıssalar

1. İnanç Esasları

İslam dininde inanılması gereken bazı temel ilkeler vardır. Bunlara inanç esasları veya imanın şartları denilmektedir. Peygamberimiz bu esasları açıkça bildirmiştir.



Bir gün sevgili Peygamberimiz kendisine, “İman nedir?” diye sorulması üzerine şöyle cevap vermiştir: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da inanmandır.” (Buhârî, İman, 1; Müslim, İman, 1.)

Bu esaslar Kur’an’da da değişik ayetlerde dile getirilmiştir.

“Peygamber; Rabb’inden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz… ” (Bakara Suresi, 285. ayet.)

“Ey iman edenler! Allah ‘a, Peygamber’ine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah ’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur . ”(Nisa Suresi, 136. ayet.)

Her Müslüman bu esasları kabul etmek zorundadır. Aksi takdirde imanı geçerli olmaz. Bu esaslardan bir kısmını kabul edip, bir kısmını reddetmek de olmaz. Çünkü iman esasları bir bütündür. Bu durum Kur’an’da şu şekilde dile getirilmiştir.



“…Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar.” Bu esaslarda en temel inanç ilkesi Allah’ın var ve bir olmasıdır. Onun eşinin ve benzerinin olmaması ilkesidir. Bu ilkeye
“Tevhit İnancı” denilmektedir. İslam dininin temeli bu inanca dayanmaktadır. Bir ayette bu durum açıklanmıştır. “İlahınız bir tek Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. 0 Rahmân’dır, Rahîm’dir.” (Bakara Suresi, 163. ayet.)

Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren en önemli delilerden biri evrendeki mükemmel ve eşiz düzendir.

Temel İnanç Esasları

Allah’a inanmak; Allah’ın varlığına, birliğinin eşinin ve benzerinin olmadığına iman etmektir.

Meleklere İnanmak: Allah’ın yarattığı gözle görünmeyen nurani varlıklara iman etmek

Kitaplara inanmak: Allah tarafından gönderilen ilahi kitaplara iman etmektir. Bu kitaplar: Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’a—ı Kerim’dir. Ancak, Kur’an dışındaki bu kitapların asılları tahrif edilmiştir.



Peygamberlere inanmak: Bütün peygamberlerin Allah’ın elçileri olduğuna iman etmektir.  Aralarında ayrım yapmaksızın elçiliklerini kabul etmektir.

Kader ve Kazaya İnanmak: Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman etmektir. Hayrın da şerrin de ve Allah’ın dilemesi ve takdir etmesiyle gerçekleştiğini kabul etmektir. İnsanın sadece bu fiilleri seçme iradesinin olduğunu, yaratma iradesinin olmadığını kabul etmektir.

Ahiret gününe inanmak:  İnsanların kıyametten sonra tekrar dirilerek, dünyada yaptıklarının hesabını vereceğine iman etmektir.

2. İbadetler

İnsanın yaratılış gayesi Allah’a kulluk etmektir. Çünkü Yüce Allah (cc.) şöyle buyurur: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56. ayet.) Kulluk etmenin en güzel yolu da Allah’a ibadet etmek ve ona şükretmektir.

İbadet;

  • Allah’a samimiyetiyle, içtenlikle kulluk etmek demektir.
  • İnsanın yaratılış gayesine göre hareket etmek demektir.
  • Sadece Allah için ve sadece onun rızasını kazanmak için yapılmalıdır.

İslam dininde birçok ibadet yer almakla beraber temel olan ve İslam’ın beş şartı olarak bilinen ana ibadetler vardır.



a. Kelime-İ Şehadet Getirmek:

Okunuşu: “Eşhedü en la ilahe illahlah ve eşhedü enne Muhamme—den abdühü ve resulühü” demektir.

Anlamı: “Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur; yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir.”

Bu sözü canı gönülden ve içtenlikle söylemektir. Bu sözü söyleyen her kişi Müslüman olmuş olur. İslam’a girişin ilk şartıdır.

b. Namaz kılmak:

Namaz İslam’ın üzerinde durduğu en önemli ibadettir.

Günde beş vakit olarak kılınması belirli şartları taşıyan her Müslümana farzdır.



Bu şartlar:

  • Akıllı olmak
  • Ergenlik çağına girmek
  • Özgür olmak

Bu şartlar diğer ibadetler içinde aranan temel şartlardandır.

Bir ayet

“Namazlara ve orta namaza (ikindi namazına) devam edin, Allah ’a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın. ” (Bakara Suresi, 238. ayet.)

Bir hadis

“Namaz dinin direğidir ” (Hadis-i Şerif)

c. Zekat vermek

İslam’a göre zenginliğin ölçüsü olan nisap miktarı mala (85 gr altın veya eşdeğer para) sahip olan her müslümanın mallarının para ve malının kırkta birini yılda bir kere vermesi zorun olan ibadettir. Zekat vermek farzdır.

Bir ayet

“Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah ‘ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür ” (Bakara Suresi, 110. ayet)

d. Oruç tutmak

Müslümanların her yıl Ramazan ayında tan yerinin ağarmasından Güneş’in batışına kadar yemeden, içmeden ve benzeri bazı bedeni isteklerden uzak kalarak yaptıkları ibadettir. Oruç tutmak farzdır.

Bir ayet

“Ey iman edenler (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. ” (Bakara Suresi, 183. ayet.)

e. Hacca gitmek

Zengin Müslümanların ömürlerinde bir defa Kabe ve çevresindeki kutsal mekanları ziyaret ederek yapmaları gereken bir ibadettir. Hacca gitmek farzdır.

Bir ayet

“…Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah ’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır… ” (Al-i İmran Suresi, 97. ayet.)

“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın…” (Bakara Suresi, 196. ayet.)

f. Kurban kesmek

İslam’da beş temel ibadet dışında başka ibadetler de vardır. Bunlar içerisinde en fazla dikkat çekenlerden biri de kurban kesmektir. Kurban zengin olan Müslümanların her yıl kurban mevsiminde belirli şartları taşıyan hayvanları Allah rızası için kesmeleridir. Kurban kesmek vaciptir.

Bir ayet

“O hâlde Rabb’in için namaz kıl, kurban kes. ” (Kevser Suresi, 2. Ayet)

3. Ahlak ilkeleri

Güzel ahlak, İslam’ın tavsiye ettiği iyi, güzel ve faydalı iş ve davranışlara denir. Kur’an’ın ısrarla üzerinde durduğu en önemli konulardan biri güzel ahlaktır. Peygamberimiz de bir hadislerinde

“Ben ancak ahlaki güzellikleri tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l—Hulk, 8.) buyurmuştur.

Yüce Allah’da Kur’an’da insanlara rehber olarak gönderdiği peygamberimizin güzel ahlakını övmüştür: “Muhakkak ki sen yüce bir ahlak üzeresin. ” (Kalem Suresi, 4.ayet.)

Güzel Ahlakla İlgili Ayetler

“Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir Allah zengindir, acelesi de yoktur ” (Bakara Suresi, 263. ayet)

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor ” (Nahl Suresi, 90. ayet)

“Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. “ (Taha Suresi, 76. ayet)

“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni sevmez. ” (Lokman Suresi, 18. ayet)

“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem
de neticesi bakımından daha güzeldir ” (İsrâ Suresi, 35. ayet.)

4. Sosyal hayat

Kur’an insana rehber olarak gönderilmiş bir kitaptır. Kur’an, inanç, ibadet ve ahlak ilkeleri yanında, insana içinde yaşadığı toplumla barışık ve mutlu bir şekilde nasıl yaşayacağını da öğretir. İnsan bireysel yaşayan bir varlık değildir. İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle Kur’an, yalnızca bireysel hayatla ilgili değil sosyal hayatla ilgili de birçok ilke ve prensip hakkında bilgi verir.

Kur’an insanın sosyal hayatta karşılaştığı olaylar hakkında hükümlerini bildirir. İnsanların bu hükümlere göre yaşamalarını ister.

Örneğin Kur’an;

  • Alışveriş yapma
  • Emanete sahip çıkma
  • Miras hukuku
  • Aile hayatı
  • Nikahlanma
  • Boşanma
  • Yardımlaşma
  • Sosyal adalet
  • Sevgi ve saygı

gibi kişiyi ve toplumu ilgilendiren konularla ilgili açıklama ve hükümleri bildirerek insanların mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmelerini ister. Peygamberimiz de bir hadislerinde inananların sosyal ilişkilerinde nasıl olmaları gerektiğini şu şekilde açıklamıştır:

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve korumakta; herhangi bir organı rahatsız olduğunda diğer organları da bu yüzden rahatsızlanan bir vücut gibidir.”

5. Kıssalar

Kıssa:

Bir olayı veya bir haberi hikayeleştirerek nakletmeye denir. Kıssalar gerçek yaşanmış da olabilir, gerçek olmayan hayal ürünü de olabilir. Kıssalardaki amaç ders çıkarmaktır. Bu nedenle atalarımız, “Kıssadan hisse çıkarmak” diyerek, kıssalardan ders alınması gerektiğini vurgulamışlardır.

Kur’an Kıssaları:

Kur’an’da anlatılan geçmiş dönemlerde yaşamış olan toplumlarla ilgili ibret ve öğüt verici hikayelerdir. Ancak Kur’an’da anlatılan kıssaların hepsi yaşanmış gerçek olaylardır.

Kur’an’da;

  • Peygamber kıssalarından söz edilir. Peygamberlerin tevhit mücadelesinde karşılaştıkları olaylar anlatılır.
  • Peygamber olmayan Hz. Lokman gibi bazı şahısların kıssalarından bahsedilir.
  • Ashab—ı kehf gibi bazı toplulukların kıssalarından bahsedilir.

Konuyla ilgili ayetler

“(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur’an’ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) bilmeyen kimselerdendin. ” (Yusuf Suresi, 3. ayet)

“Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir ” (Hüd Suresi, 120. ayet.)

Kur’an’da kıssalara yer verilmesinin nedenleri

  • Önceki asırlarda yaşamış olan toplulukların başından geçen olayların sebepleri anlatılarak günümüz insanlarının aynı hatalara düşmemesi amaçlanır.
  • İnsanların geçmişteki yaşanmış olaylardan ibret alarak ders çıkarmaları hedeflenir.
  • İnsanları sıkmamak için öyküleştirerek daha kalıcı bir eğitim vermek
  • Peygamberlerin yaşadıkları sıkıntılar karşısında gösterdikleri sabrın ve azmin örnek alınmasını sağlamak
  • Peygamberlere ve inananlara teselli vererek hak ve hakikatın her zaman kazanacağını göstermek
  • Allah’a karşı gelmenin, isyan etmenin ve azgınlığın sonunun hüsran olduğunu göstermek

Habil ile Kabil Kıssası

“Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), “Andolsun seni öldüreceğim.’ dedi. Diğeri de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.“ dedi (ve ekledi:) “Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabb’i olan Allah’tan korkarım. Ben istiyorum ki sen, hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.’

Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki kardeşimin cesedini gömeyim.’ dedi ve ettiğine yananlardan oldu.” (Mâide Suresi, 27—31. ayetler.)

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi