Hz. Muhammed (S.a.v) Merhameti ve Affedici Olması


Kategoriler: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

Sonsuz rahmet sahibi olan yaratıcı yarattığı kullarına da rahmet duygusunu vermiştir. Bu duygunun en fazla olduğu kulları ise peygamberler olmuştur. Özellikle son peygamber olan Hz. Muhammed’in rahmet peygamberi olduğu şu ayette dile getirilmiştir: “'(Resulüm) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ Suresi, 107. ayet)
Peygamberimizin inananlara karşı merhamet ve sevgisi bir ayette şu şekilde dile getirilmiştir.



“Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber geldi ki sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Çünkü o size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe Suresi, 128. ayet)

Peygamberimiz sadece inanlara karşı değil bütün insanlara hatta bütün canlılara karşı merhametli davranmıştır. O bir hadislerinde: “Her can taşıyan varlığa yapılan iyilikte sevap vardır.” Buyurarak bütün canlılara iyi ve güzel muamelede bulunulması gerektiğini vurgulamıştır. Çünkü O rahmet peygamberi olarak gönderilmiştir.

Merhamet Etmeyen Merhamet Bulamaz



Peygamberimizin yanına bir gün bir adam gelir. Adam, peygamberimizin kucağında bir çocuğu öptüğünü görünce şaşırarak ona şöyle der;

— “Benim on çocuğum var ama hiçbirini öpmedim.”

Peygamberimiz;

— “Kalbinde merhamet kalmamışsa ben ne yapayım.” buyurarak adama şu uyarıda bulunur:



— “Merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”

Hz. İbrahim’in Vefatı

Mekke’nin sıcak iklimi nedeniyle yeni doğan çocuklar daha serin yerlerdeki ailelere yani süt annelere verilirdi. Peygamberimizin oğlu İbrahim de süt anneye verilmişti. İbrahim daha bir buçuk yaşlarındayken hastalanmıştı. Peygamberimiz bu durumu öğrenince arkadaşlarıyla beraber doğruca İbrahim’in olduğu yere doğru yola çıktı. İbarim’in yanına ulaştığında onu kucağına aldı ve sevdi. İbrahim çok hasta olduğu için kısa bir süre sonra ruhunu teslim etti. Bu acıya dayanamayan peygamberimizin gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Peygamberimiz bir taraftan İbrahim’i bağrına basıyor bir taraftan da içten içe ağlıyordu. Peygamberimizin bu halini gören arkadaşları: “Siz de
mi ağlıyorsunuz? Ey Allah’ın rasulü” diye sordular.

Peygamberimiz de:

— “Göz yaşarır, yürek sızlar. Ancak biz Rabbi’mizin hoşuna gitmeyen bir söz söylemeyiz. Bil ki ey İbrahim! Senin ayrılığına dayanamıyoruz.” diyerek kendisinin de bir insan olduğunu her insan gibi hüzünlendiğini dile getirdi.



Bu olayı peygamberimizin merhametli olması özelliği açısından değerlendiriniz?

Peygamberimizin Çocuk Şefkati

Merhamet ve şefkate en fazla ihtiyaç duyan çocuklarda peygamberimizin merhametinden nasiplerini almışlardır. Çocuklara karşı çok merhametli olan peygamberimiz onları gördüğü yerde onlarla şakalaşır, onlarla oyun oynar ve onların hatırlarını sorardı. Torunları namaz kılarken sırtına çıktıklarında onlara kızmaz ve onları azarlamazdı. Torunlarına çok düşkün olan peygamberimiz onlar için: “Allah’ım ben onları seviyor ve onlara merhamet ediyorum. Sen de onlara merhamet et.” diye dua etmiştir.

Peygamberimiz özellikle de kimsesiz, öksüz ve yetimlere karşı şefkat göstermiş ve inananlardan da bu konuda hassas olmalarını istemiştir. “Allah rızası için yetimin başını okşayan kimseye elinin dokunduğu saç sayısınca sevap verileceğini.” buyurarak bu konuya ne kadar önem verdiğini bir kez daha göstermiştir.

Peygamberimizin Taif Halkına Merhameti

Peygamberimiz tebliğ için gittiği Taif’de büyük bir tepkiyle karşılaşmıştır. Taifliler onu taşlamışlar, tartaklamaya çalışmışlar. Geçtiği yollara dikenler koymuşlar. Taiflilerin bu muamelelerine çok üzelen peygamberimize Cebrail gelmiş ve onları yerle bir edebileceğini söylemiştir. Ancak rahmet peygamberi bu teklifi kabul etmemiş ve onlar için şu duayı okumuştur: “Rabb’im, halkımı bağışla, onlar ne yaptıklarının farkında değiller.”



Hz. Muhammed (s.a.v) Affediciydi

Merhamet peygamberinin en önemli özelliğinden biri de bağışlayıcı ve affedici olmasıydı. İnsanlığa rahmet olarak gönderilen peygamberimiz affetmeyi ve bağışlamayı çok severdi.

İkrime’den çektiğimi Babasından çekmedim

Peygamberimiz bir mecliste otururken: “İkrime’den çektiğimi babası Ebu cehilden çekmedim.” buyurarak Mekke’de İkrime’nin kendisine yaptıklarını hatırlamış ve duygulanmıştır. Buna rağmen Mekke’nin fethinden sonra kendine onca kötülüğü reva gören İkrime’yi affetmiştir. Korkudan başka bir şehre kaçan İkrime bu haber üzerine geri gelmiş ve Müslüman olmuştur.

Hz. Vahşi’yi Affetmesi

Peygamberimize İslam’ın ilk yıllarından itibaren en büyük destekçilerinden biri olan amcası Hz. Hamza Uhud Savaşında şehit olmuştur. Ancak onu özel olarak tutulan Vahşi şehit etmiştir. Şehit edildikten sonra Hind tarafından kalbi göğsünden çıkarılmış ve cesedine büyük eziyet edilmiştir. Peygamberimiz bu duruma çok üzülmüştür. Bu nedenle yıllar sonra Vahşi gelipte Müslüman olmak istediğinde onun isteğini kabul etmiş ve onu
affetmiştir.



Hz. Muhammed her türlü sıkıntı ve eziyeti kendisine reva görenleri bile affederek Müslümanlara örnek olmuştur. Müslümanlarında her konuda affedici ve bağışlayıcı olmalarını tavsiye etmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v) Hoşgörülüydü

Karşılaşılan olumsuz durumları anlayışla karşılamaya hoşgörü denir.

Peygamberimiz hoşgörülü olduğu gibi Müslümanlarında hoşgörülü olmalarını istemiştir. “Hoşgörülü ol ki hoş görülesin.” buyurarak hoşgörülmek için insanları hoşgörmek gerektiğini ifade etmiştir. Hz. Aişeye’de:

— “Ey Aişe! Anlayışlı ve hoşgörülü ol. Anlayış ve hoşgörünün bulunduğu yer güzelleşir. Bunların olmadığı yer ise çirkinleşir.” buyurarak hoşgörülü olmanın önemine dikkat çekmiştir.

Kur’an’ı Kerim’de hoşgörü konusu üzerinde durmuştur:

”(Ey peygamber) Allah ’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet ve bağışlanmaları için dua et… ” (Al-i İmran Suresi, 159. ayet)



— “…Onların (kusurlarını) hoşgör ve onlara güzellikle davran. ” (Hicr Suresi, 85. ayet)

Enes b. Malik Anlatıyor

On yaşından itibaren peygamberimizin yanında büyüyen Enes b. Malik, “peygamberimizden bir defa bile azar işitmedim” diyerek, onun ne kadar hoşgörü sahibi bir insan olduğunu gözler önüne sermiştir.
“Peygamberimiz bir gün Enes’i bir yere gönderir. Enes, sokakta oynayan çocukları görünce oyuna dalar. Enes gittiği yerden dönmeyince peygamberimiz Enes’e bakmak için çıkar. Onun, çocuklarla oynadığını görünce, arkasından yavaşça enese yaklaşır. Enes arkasına dönünce karşısında Peygamberimizin gülümsediğini görür. Peygamberimiz: — “Enesciğim, sana söylediğim yere gittin mi? diye sorar. Enes; *

“Hemen gidiyorum ey Allah’ın Resulü”, diyerek hızlıca oradan ayrılır.” Peygamberimiz Enes’e kızmaz, onu azarlamaz, ona bağırıp çağırmaz. Onun bu hatasını çocuk olduğunu bildiği için hoşgörüyle karşılar.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi