Edebiyat Nedir?

Edebiyat, Arapça kökenli bir kelime olup “edep”len gelir, edep ise “iyi ahlak”, “incelik” ve “terbiye” manalarına karşılık gelmektedir. Edebiyat; olay gözlem, duygu, düşünce ve hayalleri insanda güzellik duygusu uyandıracak şekilde sözlü ya da yazılı olarak anlatma sanatıdır.



Edebiyatın ne olduğunu kapsamlı bir şekilde ifade ettiğini düşündüğümüz her tanımın karşısına onun sınırlarını zorlayan bir edebiyat yapıtı mutlaka çıkacaktır. Edebiyatın edebiyatçılar tarafından ortak bir kanıya varılmış bir tanımı bulunmamaktadır. İngiliz edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton “Sağlam ve değişmez değerleri olan ve birtakım ortak özellikleri paylaşan eserler
anlamında bir edebiyat tanımı olamaz.” demiştir.

Edebiyatın konusu: Hayattaki her türlü duygu, düşünce, hayal, olay, kısacası her şey edebiyatın konusu olabilir. Edebiyatın konusu insandır.

Edebiyatın içeriği: Sanatçı, eserinde, insan ve insana ait her şeyi konu edinebilir. Sanatçı işlediği malzemeyi kendine özgü bir dil ve anlatımla aktarır.



Edebiyatın yöntemi: Sanatçı işlediği konuyu bütün gerçekliği ile anlatabileceği gibi, “kurmaca”ya dönüştürebilir. Yani gerçeği kendi duygu ve düşüncelerine göre şekillendirebilir.

Edebiyatın ilk görevi kendi doğasına sadık kalmasıdır. Hiçbir konu edebiyatın dışında kalamaz, tüm mesele insanın neyi kaleme alacağının farkında olmasıdır. Iyi yazarlar ise hiçbir zaman konudan önce üsluba önem vermezler.

  • Edebiyat alanında oluşturulan eserler sahip oldukları toplumun duyuşlarını, düşüncelerini, hayata bakış açılarını, algılayış biçimlerini, tarihi geçmişlerini, sosyal psikolojilerini ayrıntıya girerek yansıtmaktadır.
  • Bir metnin edebi eser olarak görülebilmesi için o metnin sanatsal bir değer taşıması gerekmektedir.
  • Edebiyat sayesinde toplum kendisini sürekli diğer toplumlara hatırlatır.
  • Edebiyat sayesinde günlük hayatı yoğun olan sadece anını yaşayan insanlar hayata bakış açılarını değiştirerek hayattan zevk alırlar.
  • Edebiyat alanından kaleme alınan edebî metinler toplumların yaşam şekillerini, geleneklerini, göreneklerini, örflerini, adetlerini içlerinde barındırarak toplum bilim adamlarına fikir verir. Bununla birlikte edebî eserler ait oldukları halkın inanç değerlerini, üzüntülerini, sevinçlerini, acılarını, değer yargılarını, özlemlerini şiirlerde, romanlarda, masallarda, hikayelerde, atasözlerinde,
    deyimlerde, fıkralarda işler ve böylece halk bilimcilerine de kaynak teşkil eder.

Edebiyat estetik yani sanatsal bir doyum sağlamak amacı güden; düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde ifade eden, dilin konuşma ve düz yazı dilinden farklı yanlarını ortaya koyan ve dili de araç değil amaç olarak kullanan kurmaca bir anlatım biçimidir. Edebiyat kelime ve kavram olarak Türkçede Tanzimat'tan sonra kullanılmaya başlanmış veya bu tarihten sonra gittikçe yaygınlaşmıştır. Bu döneme kadar aynı yahut biraz daha farklı anlamda “edep" kelimesi kullanılmaktaydı. Ancak divan edebiyatı hemen hemen nazımdan ibaret olduğundan edepten ziyade aynı anlamı karşılayan şiir kelimesi tercih edilmekteydi. 1860'lardan sonra yaygınlaşan edebiyat kelimesi, bu yıllarda çeşitli bilim alanları için Fransızcadan tercüme yoluyla Osmanlıcaya kazandırılan terimlerle (lisaniyat, arziyat, ruhiyat vb.) aynı yapıda olduğunu düşündürmektedir. Buna göre edebiyat kelimesinin Fransızca “littérature" veya “belles Iettres" karşılığı olarak uydurulduğu tahmin edilebilir.
Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
30 Haziran 2018 Cumartesi