Beslenme Şekilleri Biyoloji Tyt Ayt


Kategoriler: Biyoloji

BESİN ZİNCİRİ
Fitoplankton —> Zooplankton —> Balık —> Balıkçıl deniz kuşları

Yukarıdaki besin zincirinde zooplankton sayısı arttırılırsa balık sayısı artar ama fitoplankton sayısı azalır. Çünkü zooplanktonlar fitoplanktonları besin olarak kullanır.



BESİN AĞI

Yukarıdaki besin ağında X : Üretici, Y : Otçul, Z : Etçil — Otçul, T : Çürükçüldür. Üretici canlı diğer canlıları besin olarak kullanmaz. Bu yüzden “X” üreticidir.

BESİN PİRAMİDİ



  • Canlının dünyada toplam kapladığı alana biyokütle denir. Üreticilerin biyokütlesi en fazladır
  • Enerjinin temel kaynağı güneştir.
  • Bitki güneşten aldığı enerjinin bir kısmını kendisi için kullanır, bir kısmını ısı olarak dışarı verir, geri kalan % 10’nu bir bir üst basamağa aktarır. Bu yüzden enerji giderek azalır. Hatta selüloz gibi bazı besinler sindirilmediği için de yine aktarılan enerji azalmış olur.

Temel Kurallar

  • Üreticiden tüketiciye doğru gidildikçe aktarılan enerji azaldığı için son basamaktaki canlılara yeterince enerji gitmez. Bu yüzden besin zincirleri çok uzun değildir. Aynı zamanda enerjinin giderek azalması biyokütlenin de azalmasına sebep olur.
  • Enerjinin döngüsü yoktur, enerjinin akışı vardır. Enerji akışı üreticiden tüketiciye doğru beslenme yoluyla olur. Yani enerji ATP şeklinde aktarılmaz.
  • DDT gibi zehirli tarım ilaçları suda çözünmez, ayrıştırılmaz ve canlının yağ dokusunda biriktirilir. Bu yüzden DDT birikimi üreticiden tüketiciye doğru giderek artar.

Biyolojik mücadele

Tarım zararlılarıyla mücadelede DDT gibi ilaçlar kullanmak yerine, tarım zararlısıyla beslenen başka bir canlıyı arttırma yöntemidir. Örneğin çekirgeyi azaltmak için kurbağa sayısını arttırmak bir biyolojik mücadeledir.

KARBON DÖNGÜSÜ



AZOT DÖNGÜSÜ

  • Atmosferdeki serbest azot (N2) % 78 oranındadır. Atmosferdeki serbest azotu sadece prokaryotlar (rhizobium bakterileri ve siyanobakteri) kullanabilir. Azotu toprağa bağlamaya azot tesbiti de denir. Yani azot tesbitini sadece prokaryotlar yapar. Bitkiler çok miktarda nitrat (NOS) az miktarda amonyum (NHA) kullanabilirler, N02, NH3 ve N2 kullanmazlar.
  • Nitrifikasyon ve çürükçül faaliyeti topraktaki azot tuzu miktarını arttırırken, denitrifikasyon olayı ise topraktaki azot tuzunu azaltır.
  • Nitrifikasyon bakterileri enerjilerini oksijenli solunumdan karşılar, mitokondrileri olmadığı için mezozom taşırlar. Nitrifkasyon bakterileri kemosentetiktir. Çürükçüller ise tüketicidir. Çürükçül beslenenler, bakteri (prokaryot) ya da mantar (ökaryot) olabilir.
  • Topraktaki azotu atmosfere geri veren denitrifikasyon bakterileri oksijensiz solunum yaparlar.

FOSFOR DÖNGÜSÜ

Fosforun gaz formu yoktur yani atmosferde fosfor yoktur. Bu yüzden fosfor döngüsü karadan suya, sudan karaya şeklinde gerçekleşir. Yağmur suyu fosforu topraktan göllere ve denizlere taşır. Sudaki bitkiler bu fosforu alıp ATP ve nükleik asit gibi yapılarında kullanır. Bitkilerden balıklara geçer. Daha sonra balıklardan insan ya da balıkçıl deniz kuşlarına geçer. Bu canlılar öldüğünde ise tekrar toprağa geçer. Fosfor döngüsünün karadan suya geçişi, sudan karaya geçişine göre daha hızlıdır.

KARBON AYAK İZİ

Sera etkisine neden olan gazların en önemlisi karbondioksittir. Aslında solunum ve fotosentez arasındaki denge atmosferdeki karbondioksit oranının fazla değişmeden kalmasını sağlamıştır. Ancak teknolojik gelişmelere bağlı olarak solunum dışındaki faaliyetlerle açığa çıkardığımız karbondioksit, giderek atmosferdeki karbondioksit oranını arttırmıştır. Eviniz fosil yakıtlarla ısıtıldığında atmosfere karbondioksit salınır. Kullandığınız taşıtlar atmosfere karbondioksit salar. Ayrıca satın aldığınız gıda ve diğer tüketim malzemelerinin üretim aşamasında yine karbondioksit salınımı olur. Bu ve benzeri faaliyetlerinizden doğan karbondioksit salınımındaki katkınız, sizin karbon ayak izinizdir. Yani doğaya verdiğiniz karbonun ölçüsüdür. Karbon ayak izini azaltmak için güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalı, bitki ekilmeli, toplu taşımaya yönelmeli ve yapım aşamasında karbon salınımına sebep olan elektronik eşyaları eskitmeden yenisi alınmamalıdır.

ADAPTASYON: Canlının yaşama veya üreme şansını arttıran kalıtsal uyumlardır. Ör/ Balıkların çok sayıda yumurta bırakması ve çiçeklerin cezbedici renklere sahip olması üreme şansını arttıran adaptasyonlardır. Kaktüsün diken yapraklı olması, kutup tilkilerinin deri altında yağ depolaması, azot bakımından fakir topraklarda yaşayan böcekçil bitkilerin böceği yakalaması, bukalemunun ortamın rengini alması, çiçek sineğinin eşek arısı gibi renklere sahip olup düşmanlarını korkutması ve bazı kelebeklerin ürkütücü renklere sahip olması, yaşama şansını arttıran adaptasyonlara örnektir. Adaptasyon tabiri dar bir kalıp içinde düşünülmemelidir. Canlıların doğuştan gelen, yaşama veya üreme şansını arttıran bütün özellikleri adaptasyondur.



MUTASYON: Yüksek sıcaklık, radyasyon gibi sebeplerle genin yapısının değişmesidir. Üreme hücreleri, üreme ana hücreleri ve zigottaki mutasyonlar kalıtsal olabilir. Ancak vücut hücresindeki mutasyonlar kalıtsal değildir. İnsanlarda altıparmaklılık mutasyona örnek verilebilir.

MODİFİKASYON: Çevrenin etkisiyle genin işleyişinin değişmesidir. Yani genin aktif ya da pasif olması durumudur. Modifikasyon kalıtsal değildir. Ör/ Cildin bronzlaşması, tek yumurta ikizlerinin dış görünüşlerinin farklı olması, çuha çiçeğinin sıcaklık değişimine göre kırmızı yada beyaz çiçek açması, sirke sineklerinin sıcaklık değişimine göre düz yada kıvrık kanat oluşturması, istiridyelerin yapıştığı yere göre kabuk şekillerinin farklı olması, arılarda beslenmeye göre işçi yada kraliçe arı oluşması, haltercilerin kol kaslarını geliştirmesi v.s

DOĞAL SELEKSİYON: Doğal bir ortama uyum sağlayanların yaşaması, uyum sağlamayanların elenmesidir. DDT gibi tarım ilaçlarına karşı dirençli olan böceklerin hayatta kalması ama dirençli olmayanların yok olması doğal seleksiyondur.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

  • Sürdürülebilirlik, tüketilen kaynaklar ile üretim arasında bir dengenin kurulmasını ifade eder.
  • İnsanların yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi sürdürülebilirliği arttırır.
  • Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidroelektrik enerjisi, jeotermal enerji ve biyokütle enerjisi yenilenebilir enerji kaynaklarıdır.
  • Petrol, kömür, uranyum ve doğalgaz yenilenemeyen (tükenen) enerji kaynaklarıdır.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi