Olay Çevresinde Gelişen Edebî Metinler AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

Olay Çevresinde Gelişen Edebî Metinler 

Hikâye



Tanzimat’tan önce roman kavramına yabancı olan toplumumuzda hikâye kavramı, halk hikâyeleri ve mesnevilerle bir tutulmuş; bir bakıma halk hikâyeleri ve mesneviler Batı’daki roman ve hikâyenin yerini tutmuştur.

Tanzimat Dönemi hikâyesinin iki temel kaynağı vardır: Birincisi Türk halk hikâye geleneği içerisinde halk hikâyelerinin özellikle payitaht (İstanbul) çevresinde taş basma şeklinde basılan “Hançerli Hanım”, “Cevri Çelebi” gibi ibret verici olayların anlatıldığı, tamamen hayal ürünü eserler; ikincisi Batı edebiyatından yapılan çevirilerdir.

Tanzimat Dönemi’nde ve öncesindeki ilk hikâye örnekleri şunlardır:

Muhayyelat-ı Aziz Efendi: Tanzimat Dönemi’nden çok önce 1796 yılında Giritli Ali Aziz Efendi tarafından yazılmıştır. Klasik hikâye geleneği içindeki değişmelerin ilk örneğidir.

Letaif-i Rivayât: Ahmet Mithat Efendi’nin 1871—1894 yılları arasında yayımladığı ve 25 kitaptan oluşan hikâye serisidir. Türk edebiyatındaki ilk hikâye örneği kabul edilir.



Müsameretname: Emin Nihat Bey tarafından yazılan ve yedi cüzden (hikâyeden) oluşan bir eserdir.  Edebiyatımızda ilk hikâye kitaplarındandır Müsameretname, “Gece Sohbetleri / Gece Hikâyeleri” anlamına gelir.

Küçük Şeyler: Sami Paşazade Sezai tarafından yazılan ve Batılı anlamda ilk hikâye örnekleri içeren eserdir.

Roman

Tanzimat Birinci Dönem Romanı

Roman ilk olarak çeviri yoluyla Türk edebiyatına girmiş, daha sonra roman ve öykünün ilk yerli ve Batılı örnekleri verilmiştir.

Türk edebiyatı ilk defa Yusuf Kamil Paşa’nın 1859’da yazar Fransız yazar Fenelon’dan çevirdiği Telemak adlı eseriyle karşılar. Telemak, Odise’nin oğlu Telemak’ın serüvenlerinin anlatıldığı, eğitici amaç taşıyan bir eserdir. Dili oldukça ağırdır. Telemak adlı romanı ikinci kez Ahmet Vefik Paşa çevirmiştir. Sefiller (Hikâye—i Mağdurin adıyla), Hikâye-i Robinson, Monte Cristo, Topal Şeytan ilk çevrilen romanlar arasındadır.

Türk edebiyatındaki ilk yerli roman ise 1872’de Şemşettin Sami’nin “Taaşşuk—ı Talat ve Fitnat” adlı eseridir. İlk edebî roman Namık Kemal’in “İntibah” adlı eseridir.



Yazarlar, romanlarında kişiliğini gidememiş, olaylara müdahale etmişlerdir.

Romanlar teknik açıdan oldukça  kusurludur, romanlarda olayın akışı kesilerek uzun ve yersiz açıklamalar yapılır.

Uzun ve gereksiz tasvirlere (betimlemelere) yer verilmiştir.

Romanlarda romantizm akımının etkisiyle tesadüflere sıkça yer verilmiştir

Konular günlük hayattan ve tarihten alınmıştır. “Cariyelik, kölelik, esir ticareti, alafrangalık yani Batılılaşmanın yanlış anlaşılması” roman ve hikâyelerde sık işlenen konulardır. Romanlar, genellikle ölüm, intihar, verem ve cinayet gibi kötü olaylarla sonlanmıştır.

Roman kahramanları tek yönlü ele alınarak ya çok iyi ya da çok kötü olarak tanıtılmıştır. İyiler ödüllendirilmiş, kötüler cezalandırılmıştır; yani yazar yanlı davranmıştır.

Olağanüstü olay ve kişilere yer verilir; kahramanlar, ilk görüşte âşık olur



Tanzimat’ın birinci dönem romanında, romantizm akımı etkili olmuştur.

Tanzimat İkinci Dönem Romanı

Romanlarda realizm akımının etkisi vardır.

Roman ve hikâyelerde gerçekçi betimlemeler yapılmıştır.

Abartma ve rastlantılardan kaçınılmış ve olağanüstü kişi ve olaylar bırakılmıştır.

Gereksiz açıklamalardan kaçınılmıştır.

Yazarlar, eserlerinde kişiliğini gizlemiş ve romanda olayın akışına pek müdahale etmemişlerdir.

Alafrangalık özentisi (yanlış Batılılaşma), esir ticareti, kölelik, cariyelik romanlarda sıkça işlenen konulardır.



Olaylar sadece İstanbul’da geçmez, Anadolu ilk kez romanlarda yer almıştır.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
22 Haziran 2019 Cumartesi