Felsefi Antropoloji

BİR VARLIK OLARAK İNSAN (FELSEFİ ANTROPOLOJİ)



19. yüzyılın ikinci yarısında felsefe; insanı, onun varlık yapısında ortaya çıkan fenomenleri, soru ve sorunları; insanın dünyadaki yerini, dünya ile olan ilişkilerini, diğer canlı varlıklarla kendisi arasındaki farklılığın neliğini ve nasıllığını yeniden sorgulamaya yönelmiştir.

  • İnsan ve diğer canlı varlıklar arasında farklar var mıdır?
  • Varsa bu farklar nasıl temellendirilebilir?
  • İnsanın bu dünyadaki yeri ve anlamı nedir?

Bu biçimde insana ve onun sorunlarına yönelen felsefe alanına “felsefi antropoloji” denilmektedir. Felsefi antropolojinin ülkemizdeki en önemli temsilcisi, Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu (1908-1994) olmuştur. Ona göre, felsefi antropoloji, insanın somut varlık koşullarından hareket etmelidir. Bir bakıma felsefe tarihi insanı, anlama tarihidir. Felsefi antropoloji olursa olsun, şu yada bu biçimde insana, insanlara bakar. Doğrudan doğruya insanı, insanlara ilişkin yapısal sorunları konu edinir.

Ernst Cassirer(1874-1945)’de İnsan



İnsan, düşünen bir varlık olarak karmaşık olaylar ve varlıklar örgüsünün temeldeki yalınlığını kavrar ve dolayısıyla dünyaya anlam verir. İnsan, var olana anlam yükleyen bir varlık olarak, kendini ortaya koyar. Düşünmenin en İnce, en soyut ve en genelleyici ürünü olarak felsefedeki en önemli konu insandır. Felsefe, insanın kendini bilme etkinliğidir. İnsan hangi bilgi alanıyla ilgilenirse ilgilensin, zihninde insanın ne olduğuna ilişkin bir tasavvura sahiptir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
30 Haziran 2018 Cumartesi