Kategoriler: 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı

EDEBİYAT VE TOPLUM İLİŞKİSİ

Edebiyat, ilhamını toplumdan alır ve yine topluma aktarır. Bir toplumun ruhu ne kadar özgür, yaşadığı çevre güzel ve tabii olursa, aynı zamanda sanat da bu ortamdan esinlenirse o toplumun yarattığı edebiyat da bir o kadar millî olur. Böyle bir toplumda yaşayan her insan, elde ettiği millilik vasfı ile milletine ait değerleri sözlü veya yazılı olarak dile getirir.

Toplumsallaşma süreci tarihin en eski dönemlerinden beri süregelmektedir. Söz gelimi, Türkler İslamiyet’ten önce,
yazının olmadığı devirde, kopuz eşliğinde çalıp söyleyen âşıklarıyla, Türk milletine ait destanları, manzumeleri
dile getirerek bunları Türk insanının ruhunda dalga dalga hissettirmişlerdir. Bir millî marş veya toplumun ortak malı olmuş bir edebi eser, toplumda ortak hisler uyandırır; o toplumda yaşayan herkesin ruhunda aynı his ve heyecanı oluşturur. Bu his ve heyecanı oluşturan edebiyatçılar ve onların eserleridir. Bu nedenle sanatçıların halkın sesine kulak vermeden kendi alemlerine dalmaları hâlinde topluma ve kendilerine yararlı olmaları beklenemez.

Edebî metinler (roman, hikaye, tiyatro, deneme, anı, gezi yazısı, vs.) toplumun hafızasını oluşturan bilgi depolarıdır.
Bundan dolayı bir milletin ne olduğunu ya da ne olmadığını anlamak için o milletin edebiyatına bakılır. Edebiyatı
olmayan millet, milletleşme sürecini tamamlayamamış demektir Güçlü bir edebiyat, köklü bir kültür demektir, kök
bir kül bir devlet anlamına gelir. Dolayısıyla, milletlerin inşasında edebiyatın her zaman hayati bir konumu olmuştur.

Edebî eserler, ait oldukları toplumun sosyal, siyasi yönlerini ve tarihî geçmişini yansıtır.

Edebî eserler, toplumla, toplum sorunlarıyla iç içedir. Birçok şair veya yazar dönemindeki toplumsal sorunları veya
olayları ele almıştır. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Kemal Tahir, Nazım Hikmet gibi pek çok sanatçı dönemindeki toplumsal sorunları ele almış ve topluma yol göstermiştir.

Okuyucularının farkına varmadan çok ciddi bir şey daha yapar: Toplum hafızasını yönlendirir/değiştirir Çünkü roman, tarihi (buna biz toplum hafızası da diyebiliriz) kendine mal eder, anlattığı geçmişi tarihî bir forma sokar, tarihleştirir ve toplumu anlatarak yazıyla toplumun resmini çizer. Edebiyat, tarihten ve toplumdan koparılamayacağı için, ele aldığı konular da tarihi ve toplumu yönlendirebilir konular olmaktadır. Edebiyat, kimlik ve onun yaratılması üzerinde mühim rol oynar.

Bazı sanatçılar, eserlerinde toplum sorunlarından uzak durup “sanat için sana ” anlayışını benimserken bazı sanatçılar ”toplum için sanat” anlayışını benimseyerek toplum sorunlarını ele almıştır.

Sanat için sanat anlayışını benimseyen dönemler / anlayışlar

  • Divan Edebiyatı
  • Tanzimat İkinci Dönem
  • Servetifünun Edebiyatı
  • Fecriti Edebiyatı
  • Yedi Meşaleciler

Toplum için sanat anlayışını benimsemeyen dönemler / anlayışlar

  • Tanzimat Birinci Dönem
  • Genç Kalemler
  • (Millî Edebiyat Dönemi)
  • Toplumcu Gerçekçi/er
  • Garipçiler

Edebiyat-Sosyoloji İlişkisi

  • Edebiyat, toplumu yansıtan bir ayna görevi üstlenir. Edebiyat, toplumu yansıtırken “toplumu inceleyen bilim dalı”
    olan sosyolojiden yararlanır.
  • Edebiyat nasıl sosyolojiden yararlanırsa sosyoloji de edebiyattan yararlanır. Sosyoloji, özellikle toplum yaşamını ele
    alan ve yansıtan edebî eserlerden yararlanır. Ahmet Mithat Efendi, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi yazarların eserlerinde dönemin toplum yaşayışını görmek mümkündür. Bu sebeple bu yazarların eserleri sosyoloji açısından birer kaynak sayılabilir.
  • Edebiyat; toplum sorunlarını, gelişmeleri, dalgalanmaları dile getirir, bunu yaparken toplumsal değişime etkide bulunur. Örneğin, Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası adlı romanında döneminde yaygın olan alafranga züppe tipini anlatarak dönemin bir sorununu yansıtmış olur.




Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar