Edat (İlgeç), Bağlaç ve Ünlem


Kategoriler: 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı, Masal - Fabl, Türk Dili ve Edebiyatı

Edatlar (İlgeç)

Tek başına bir anlamı olmayan, cümle içinde başka sözcüklerle birlikte bir anlam kazanan kelimelere “edat” denir. Edat türünde kelimeler, kavramlar arasında çeşitli anlam ilgileri kurmaya yarar ve anlamları da bu ilgiler ışığında ortaya çıkar.

Örneğin “kadar” tek başına anlamı olan bir kelime değildir. Bu kelime,



Ovada yüz kadar izci çadırı vardı.

cümlesinde bir anlam değeri kazanmıştır. Burada “kadar” kelimesi, “yüz” sözcüğüyle etkileşime girerek cümleye “civarında, yaklaşık” anlamını kazandırmıştır. Demek ki “kadar” kelimesi, bir edattır. Türkçede en yaygın kullanılan edatlar şunlardır:

GİBİ

Türk edebiyatında benzetmenin ayrı bir yeri vardır. Gerek şiirlerde gerekse roman, hikâye vb. yazı türlerinde benzetmeye başvurulur. Bu başvuru sırasında da en sık yararlanılan kelime “gibi” edatıdır. Bu bağlamda “gibi” sözcüğü için “benzetme edatı” ifadesini kullanmak mümkündür. “Gibi” sözcüğü benzetmenin yanında başka anlam ilgileri de kurar.



dizelerinde “gibi” sözcüğü de tek başına bir anlam taşımaz. Ancak yukarıdaki dizelerde “ana sütü” sözüyle bir söz öbeği oluşturacak biçimde kullanılmıştır. Buradan da “türküler”in “ana sütü”ne benzetildiğini anlıyoruz.

Kız Kulesi, Boğaz’ın maviliklerinde bir biblo gibi duruyordu.
cümlesinde de “gibi” edatı benzetme ilgisi kurmuştur. “Kız Kulesi”, “biblo”ya benzetilmiştir.

Babam, haberi aldığı gibi yola çıktı.
cümlesinde “gibi” edatı “haber almak” sözüyle etkileşime girerek “o anda, tam o sırada” anlamını kazanmıştır.

Yarın saat 5.30 gibi tiyatronun önünde buluşuruz.
cümlesinde “civarında” anlam ilgisini kurmuştur.

Sen anlatınca filmi seyretmiş gibi oldum.
cümlesinde “gibi” edatı yakınlık ilgisi kurmuştur. Yani gerçekleşmemiş bir yargıyı gerçekleşmiş gibi göstermiştir.



SANKİ

Bu da bir benzetme edatıdır. Ancak şunu belirtmeliyiz ki “gibi” edatında açık bir benzetme söz konusudur, “sanki” edatıyla yapılan benzetmeler biraz örtülü ve kapalıdır. Bunun yanında alaysamalı anlatımlarda da “sanki” edatı kullanılabilir.

Çocuk, sanki babası, görsen şaşırırsın.
cümlesinde “sanki” edatı benzetme ilgisi kurmuştur.

Bülbüller öter sanki güllerin arasında.
cümlesinde “sanki” edatı yine benzetme ilgisi kurmuştur ancak bu, kapalı bir benzetmedir. Sözü söyleyen kişi, bir benzetme yapmıştır ancak bundan emin değildir. Bu yönüyle “sanki” edatının kullanıldığı cümlelerde gizli birtahmin de olabilir.

KADAR

Cümle içinde benzetme, karşılaştırma vb. anlam ilgileri kuran bir edattır.

Yaşadığı yer, han kadar genişti.
cümlesinde “kadar” sözcüğü “han” kelimesiyle birlikte “han kadar” söz öbeğini oluşturmuş ve benzetme ilgisi kurmuştur. Söz konusu kişinin yaşadığı yer “han”a benzetilmiştir.



Antalya da güzel bir kent ancak İstanbul kadar etkileyici değil.
cümlesinde “kadar” edatı karşılaştırma ilgisi kurmuştur. Antalya ile Istanbul etkileyicilik yönünden karşılaştırılmıştır.

Sabaha kadar gözüme uyku girmedi.
cümlesinde “süre, zaman” anlam ilgisi kurmuştur.

“Kadar” edatı,

Sağolun, kahvenizi içmiş kadar olduk.
cümlesinde “yakınlık” (eylemin gerçekleşmesine yaklaşma) anlam değerini,

Ben de onun kadar güçlüyüm.
cümlesinde “ölçü, miktar” anlam değerini,

Ağacın dalında on kadar serçe vardı.
cümlesinde “yaklaşık, civarında” anlam değerini kazanmıştır.

İLE

Cümlede genellikle “beraberlik, vasıta, durum” ilgisi kuran bir edattır. Başındaki ünlüsü genellikle düşer ve kendinden önceki sözcüğe “-la, -le” biçiminde eklenir. Ünlüyle biten sözcüklere ise “-yla, -yle” şeklinde gelir.



Bu konuyu başkan ile konuşması gerekiyormuş.
cümlesinde “ile” edatı beraberlik ilgisi kurmuştur. “Kiminle konuşması gerekiyormuş?” sorusunu yönelttiğimizde “başkan ile” cevabını alırız.

Tabloda kağnıyla giden bir köylü vardı.
cümlesinde “ile” edatı “vasıta, araç” ilgisi kurmuştur. “Ne ile giden?” sorusunu sorduğumuzda “kağnıyla” cevabını alıyoruz. Ayrıca “ile” edatının başındaki ünlü düşmüştür. “Kağnı” kelimesinin sonunda ünlü olduğu için edat “-yla” biçiminde eklenmiştir.

Taşlık alanı tarla yapabilmek için yıllar yılı sabırla çalıştı.
cümlesinde “ile” edatı başındaki ünlüyü yitirerek “sabır” sözcüğüne “-la” şeklinde eklenmiştir. Cümlede “Nasıl çalıştı?” sorusuna cevap verdiğinden “durum” ilgisi kurmuştur.

Yağmurun başlamasıyla insanlar evlerine çekildi.
cümlesinde “ile” edatı, “başlamasr” sözcüğüne “-yla” biçiminde eklenmiştir. Edat, cümlede neden – sonuç ilgisi kurmuştur. Yağmurun başlaması” neden, “insanların evlerine çekilmesi” ise sonuçtur.

İÇİN

Cümlede genellikle amaç-sonuç, neden-sonuç ilgisi kuran bir edattır. Bunun yanında cümleye görecelik anlamı da katar.

Konsere gitmek için az önce evden çıktı.

cümlesinde “için” edatı, amaç ilgisi kurmuştur. Söz konusu kişinin, evden “konsere gitmek amacıyla” çıktığı anlaşılmaktadır. Zaten bu edat amaç ilgisi kuruyorsa cümleye “amacıyla” anlamı katar. Yani “için” sözcüğünün yerine “amacıyla” sözcüğü geliyor ve anlam bozulmuyorsa orada amaç ilgisi var demektir. Yukarıdaki örnekte bunu yaptığımızda cümlenin anlamının bozulmadığını görürüz.



Yüksek sesle konuştuğu için yanındakiler ona kızdı.

cümlesinde “için” edatı “neden-sonuç” ilgisi kurmuştur. “Niye kızdı?” sorusunu yönelttiğimizde “Yüksek sesle konuştuğu için” cevanı alırız. Demek ki “yüksek sesle konuşma” neden, “yanındakilerin ona kızması”‘ ise sonuçtur.

“için” edatı,

Benim için bu tablonun bir değeri yok.
cümlesinde “görecelik, bana göre”,

O adam için neler söylenmedi ki…
cümlesinde “hakkında”,

Neler yapmadık şu vatan için
dizesinde “uğruna”,

Böyle etkinlikler tam senin için
cümlesinde “uygunluk” anlamında kullanılmıştır. Kelimenin bu anlamları kazanması, cümlede etkileşime girdiği sözcüklerle ilgilidir.

GÖRE

Cümleye daha çok, “karşılaştırma, görecelik” anlamı katan bir edattır. “Göre” edatı, yönelme eki (-e hâl eki) almış sözcüklerle birlikte kullanılır.

Mardin’in öteki kentlere göre farklı, efsunlu bir havası var.
cümlesinde “göre” edatı karşılaştırma ilgisi kurmuştur. “Mardin” ile diğer kentler karşılaştırılmıştır.



Anneme göre bilgisayar lüzumsuz bir alet.
cümlesinde “göre” edatı, “görecelik” ilgisi kurmuştur. Yani öznel bir görüşün aktarılmasına aracılık etmiştir.

YALNIZ

Cümleye “sadece, olsa olsa, en fazla” anlamını kattığı durumlarda edat görevini yüklenen bir sözcüktür.

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek
Bizim diyarımız da binbir baharı saklar.
dizelerindeki “yalnız” sözcüğü “sadece” anlamı taşımaktadır. Dizede “Sadece senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek” anlamı vardır. Demek ki “yalnız” sözcüğü edat görevinde kullanılmıştır.

Bu yiyecekler bize yalnız bir hafta yeter.
cümlesinde “yalnız” sözcüğü “olsa olsa, en fazla” anlamı taşıdığı için edat görevindedir.

Beni yalnız annem anlar.
Sana yalnız üç yüz lira borç verebilirim.
cümlelerindeki “yalnız” sözcükleri de edat görevindedir.

ANCAK

“Yalnız” sözcüğü gibi, cümleye “sadece, olsa olsa, en fazla” anlamını kattığı durumlarda edat görevini yüklenen bir sözcüktür.

Bu parayla ancak iki bilet alabiliriz.
cümlesinde “ancak” sözcüğü “sadece, en fazla” anlamında kullanıldığı için edat görevindedir. “Ancak” sözcüğü yerine “sadece” sözcüğünü getirebiliriz.

Aradığın kitabı ancak Sahaflarda bulabilirsin.
Kadın, ancak müdür beyle görüşeceğini söyledi.
cümlelerindeki “ancak” sözcükleri de “sadece, olsa olsa” anlamını taşıdığı için edat görevinde kullanılmıştır.

ÜZERE

Cümlede “amaç” ya da “koşul” ilgisi kurmaya yarayan bir edattır.

Masal anlatmak üzere çocuklarının odasına geçti.
cümlesinde “üzere” ilgeci “amaç” ilgisi kurmuştur. Cümlede “masal anlatmak amacıyla” anlamı vardır.



Kitabı yarın geri getirmek üzere alabilirsin.
cümlesinde “üzere” edatı, “koşul” ilgisi kurmuştur. Cümlede “geri getirmek koşuluyla” anlamı vardır.

Acele edin, vapur kalkmak üzere.
cümlesinde “üzere” edatı “neredeyse” anlamını katmıştır.

Bildiğiniz üzere bu yol trafiğe kapatıldı.
cümlesinde “üzere” kelimesi, “gibi” edatının yerine kullanılmıştır. Cümlede “bildiğiniz gibi” anlamı vardır.

KARŞI

Cümleye yer-yön, zaman ilgisi katan bir edattır. “Karşı” edatı, yönelme eki (-e hâl eki) almış sözcüklerle birlikte kullanılır.

Tekne, rüzgâra karşı ilerlemekte zorlanıyordu.
cümlesinde “Karşı” edatı, yön ilgisi kurmuştur.

Mahalle sakinleri, sabaha karşı büyük bir gürültüyle sokağa fırlamış.
cümlesinde “karşı” edatı zaman ilgisi kurmuştur.

DOĞRU

Bu da “karşı” edatı gibi, cümleye yer-yön, zaman anlamı katar. “Doğru” edatı da yönelme eki (-e hâl eki) almış sözcüklerle birlikte kullanılır.

Gençler, iskeleye doğru koşarak gitti.
cümlesinde “doğru” edatı, yer-yön ilgisi kurmuştur.

Öğleye doğru, iyiden iyiye acıktığını hissetti.
cümlesinde “doğru” edatı, zaman ilgisi kurmuştur. “Öğleye doğru” edat öbeği, “Ne zaman?” sorusunun cevabıdır.

DEĞİL

Olumsuzluk bildiren bir edattır. Cümleye olumsuzluk anlamı katılacak durumlarda kullanılır.

Bu direniş çetin değil, haşin yürek burkucuydu.
cümlesindeki “değil” edatları olumsuzluk belirtmek için kullanılmıştır.

Türkçede bunların dışında da edatlar vardır. Bu edatları birer örnekle gösterelim.

Bağlaçlar



Ve Bağlacı

De Bağlacı

Ki Bağlacı

İle Bağlacı

Fakat, Lakin Bağlacı

Ancak Bağlacı

Nitekim Bağlacı

Çünkü, Zira Bağlacı

Oysa, Oysaki Halbuki Bağlaçları

Veya, Ya da Bağlaçları

Ne … Ne Bağlacı

Ya … Ya Bağlacı

Hem … Hem Bağlacı

Ünlem

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi