Cumhuriyet Dönemi Romanlarda Kullanılan Teknikler AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

Bilinç Akışı (Bilinç Akımı): Modern psikoloji ve felsefedeki görecelik ilkesinin edebiyattaki uygulaması kabul edilir. İnsanın aklından geçeni zaman ve mekân unsurlarına bakmaksızın birinden ötekine çağrışım esasına dayalı geçişler şeklinde yansıtmaktır. Batı’da İrlandalı yazar James Joyce’un 1922 yılında yayınlanan “Ulysess” adlı romanı, bu tekniğin en çarpıcı örneği olarak kabul edilmektedir. Oğuz Atay, Tutunmayanlar romanında bilinç akışı yöntemini kapsamlı biçimde uygulamıştır.

İç Monolog: Yazarın roman kişilerinin akıllarından geçeni, içlerinden geçirdiklerini, onların kendi kendileriyle konuşmaları tarzında yansıtma tekniğidir. Roman kişilerinin içini okumaktır adeta. İç monologlar çok düzenli ve edebî olmaz, çünkü bu gerçeklik duygusuna aykırı düşer. İç monolog, bilinç akışı yönteminin kullanıldığı romanlarda kullanılır.



İç Çözümleme: Anlatıcının araya girerek kahramanın duygu ve düşüncelerini okuyucuya aktarmasıdır. Anlatıcı, kişilerin psikolojilerini aktarmaya çalışır. “Anlatma” yönteminin hâkim olduğu dönemlerde sıkça kullanılmıştır.

Geriye Dönüş: Hikâye, roman gibi kurmaca metinlerde yazarın, kişilerin geçmişini olayların öncesini aktarabilmek için zamanın düzgün akışını kesip geçmiş zamana, olaya dönme yöntemi. Olayların birbirini izleyiş sırası içindeki sebep-sonuç ilişkisi, kimi zaman yazarın bu yöntemi kullanmasını gerektirir.

Görece zaman anlayışı: Romanda anlatılan konunun süresini, günlere, hatta saatlere indirgeme. Bu kısa zaman süresinde geriye kalan dönüş tekniğiyle ikinci bir zaman alanı yaratma eğilimi. Adalet Ağaoğlu’nun “Ölmeye Yatmak” adlı romanı bu anlatım tekniğine çarpıcı bir örnektir.

Leitmotif (Leytmotif): Bir düşünceyi vurgulamak, bir duyguyu yoğunlaştırmak için bir eserde sıkça tekrarlanan motif ya da kelimelerdir. Leitmotifler, eserin temasının anlaşılmasını ve çözümlenmesini sağlar. Emine Işınsu’nun Canbaz, Attila İlhan’ın Dersaadet’te Sabah Ezanları bu tekniğe örnek verilebilir.



Üst Kurmaca: Postmodern bir teknik olan üst kurmacada bir kitap, başka bir kitabın yazılış serüvenini konu edinir. En ciddi konulara“ ironik ve parodik üslupla yaklaşılması, okuru bilinenlere karşı yabancılaştırma, metinler arası geçişlere yer verme, iç içe geçmiş öykülere yer verme, olağanüstü ile gerçeğin sınırlarında dolaşarak karmaşık olaylara yer verme, metnin kurmaca olduğunu hatırlatma, görselliğe yer veren biçimsel kurgular kullanma üst kurmaca tekniğini kullanma yollarıdır. Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı, Pınar Kür’ün Bir Cinayet Romanı, Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanlarında üst kurmaca tekniği kullanılmıştır.

Metinler Arasılık: Bir metnin, daha önce başka yazarlar tarafından yazılan metinlerden izler taşımasıdır. Metinler arasılık, teknik olarak modern romanlarda kullanılsa da postmodern romanlarda farklı bir biçime bürünmüştür. Daha önce farklı metinlere göndermeler yapılması taklit olarak adlandırılırken postmodernizmle estetik bir tercih olarak nitelenmiştir. Daha önceki eserlerde metinler arasılık yazar merkezli iken postmodernizmde metin merkezlidir. Metinler arası ilişkiler kolaj, pastiş, ironi, parodi gibi tekniklerden biri ya da birkaçı kullanılarak yapılır.

a) Pastiş: Diğer adı “öykünme”dir. Meşhur bir sanatçının üslubunu, bir eserinde dile getirdiği düşünce veya espriyi taklit ederek eser ortaya koymaktır. İki metin arasında bir taklit ilişkisi kurulur. Öykünme, bir yazarın dil ve anlatım özellikleri, sözleri yani üslubu taklit edilerek gerçekleşir. Bir yazar, bir başka yazarın tavrını kendi tavrıymış gibi benimseyerek okurun üzerinde istediği etkiyi bırakmaya çalışır.

b) İroni: Yunanca kökenli bir sözcük olan ironi, ‘söylenenin tam tersini kastetmek, alaya almak’, ‘sözle ve davranışlarla tersini ortaya koyma sanatı’ anlamlarına gelir. İroni, bir eserin konusunu değiştirerek daha çok ciddi bir eserden gülünç, eğlendirici bir eser türetmek, gülünç dönüştürüm yapmaktır.

c) Parodi (Yanılsama): Eski Yunanca ‘yanında, boyunca, tarafından“ anlamlarına gelen “para” edatı ile ‘türkü, şarkı’ anlamına gelen “aoide” sözcüklerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Eğlenceli, şaka içerikli, alaycı şarkılara “parodi“ adı verilir. Edebiyatta ise ciddi bir sanat eserini taklit ederek alaya almak, gülünç duruma düşürmek anlamına gelir. Bir edebiyat eserinin gülünç, zekice ve doğal bir espri çerçevesinde taklit edilmesidir. Ünlü bir eseri ve sanatçıyı alaya alıp kusurlarını açığa vurarak komik duruma düşürmek, onu olumsuz yönleriyle eleştirmektir. Pastişte eserin üslubu taklit edilirken parodide konusu taklit edilir. Her ikisinde de amaç metni ciddilikten uzaklaştırmaktır. Parodi çoğunlukla ironiktir. Parodi, hedef aldığı eserin üslubuna saldırır, eserden alıntı yapar, ona göndermede bulunur. Orhan Veli’nin “Rakı şişesinde balık olsam” dizesi Ahmet Haşim’in “Göllerde bu dem bir kamış olsam” dizesinin parodisidir.

d) Kolaj: Bir metnin veya eserin tamamına farklı metinlerden, ortamlardan alınan parçaların yerleştirilmesidir. Yapılan her alıntıyı kolaj diye adlandırmak yanlıştır. Kolaj bilinçli yapılan, bütünlüğü koparmak, metinler arası ilişkiler kurma amacına hizmet eden bir tekniktir. Özellikle postmodern romanlarda kullanılmıştır. Montajla benzer özellikler taşır.



e) Montaj: Yazarın gerçekliği çok boyutlu yansıtmak için çeşitli alanlardan hazır kalıp ifadeleri alıntı yapıp eserine monte etmesidir. Gazete kupürleri, radyo haberleri, reklamlar, farklı edebî metinler vs. roman kompozisyonuna dâhil edilir ve değerlendirilir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi