İnsan ve Göç 9. Sınıf


Kategoriler: 9. Sınıf Tarih, İnsanlığın İlk Dönemleri, Tarih

Doğa ve İnsan

  • İlk insanların doğaya hükmetme gücü çok azdı. Avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerinden göçebe bir yaşam sürüyorlardı. Tarım ve hayvancılığın başlaması insanların doğaya hükmetme sürecini de başlatmıştır.
  • Buzul Çağı sonunda insan yaşamı için uygun iklim koşulları önce Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’da oluştuğundan ilk medeniyetler de bu bölgelerde ortaya çıkmıştır.
  • Toplumların sosyal ve ekonomik alandaki evrimleşme süreci; avcılık-toplayıcılık, çobanlık, tarım ve uygarlık şeklinde sıralanabilir.
  • Günümüzden 13 bin yıl kadar önce avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanlar 7 bin yıl kadar önce köyler ve şehirler kurmaya başladılar. Ardından madenleri işlemeyi öğrendiler. 5 bin yıl kadar önce yazıyı icad ettiler.
  • Tarım insanlık tarihinin en önemli aşamalarındandır. İnsanlar tarım sayesinde doğal çevrelerinden daha fazla yararlanabilecekleri bilgi ve tecrübeye ulaşmışlardır.
  • İnsanları yeni kaynak arayışına yönlendiren nedenlerden biri de nüfus artışıdır. Artan nüfusun beslenme ihtiyacını karşılamak için yeni arayışlara giren insanlar toprağı işlemeyi keşfettiler ve hayvanları evcilleştirdiler.
  • Tarımın ve hayvancılığın başlamasına rağmen bazı toplumlar konar-göçer yaşamı devam ettirmiştir. Ancak yerleşik toplumlar karşısında giderek sayıları azalmıştır.

Göçebeler ve Yerleşikler

  • Yerleşik yaşamın başlaması ile birlikte göçebe – yerleşik çatışması da başlamıştır.
  • Çiftçiler için önemli olan güvenli bir barınak, verimli topraklar ve bol kazanç sağlayan ürünlerdi. Göçebeler içinse özgürlük sağlayan geniş diyarlar ve sürülerdi.
  • Göçebelerin zaman zaman yerleşik köy ve kasabalara ani baskınlar yaparak her şeyi yağmalaması göçebe yerleşik çatışmasının en önemli nedeni olmuştur.
  • Göçebelerin hayvanlarının, yerleşiklerin ürünlerine verdiği zararlar diğer bir çatışma nedeni olmuştur.

Toplulukların Yeni Coğrafyalara Hareketleri (Göçler)

Ekonomik zorluklar, iklim değişiklikleri, savaşlar ve istilalar toplumları yaşadıkları yerlerden ayrılarak yeni yerler bulmaya yöneltmiştir. Tarihin her döneminde görülen göç hareketleri insanlık tarihini derinden etkilemiştir.



Toplumların göç etmelerinin başlıca nedenleri şunlardır;

  • Yerleşim yerleri ve iklimdeki değişiklikler (Coğrafi)
  • Geçim kaynaklarının daralması (Ekonomik)
  • Savaş, istila ve politik değişiklikler (Siyasi)
  • İnanç gruplarının baskı altına alınması (Dinî)
  • Salgın hastalıklar ve nüfus artışı (Sosyal)

Ege Göçleri

MÖ XIII. yüzyıl sonları ile MÖ XII. yüzyıl başlarında yaşanmıştır. “Deniz Kavimleri Hareketi” olarak da ifade edilen göçleri gerçekleştiren toplumlar genellikle Yunanistan’dan başlayarak Ege ve Akdeniz’deki adalardan geldiği için bu göçlere Ege Göçleri ismi verilmiştir.

Göçlerin başlıca nedenleri şunlardır;

  • Yunanistan’ın dağlık bir coğrafyaya sahip olması ve tarım alanlarının yetersizliği
  • Nüfus artışı ve ekonomik kıtlık yaşanması
  • Doğu Avrupa ve Balkanlardan gelen Dorlar ve Akaların Yunanistan’daki kavimleri doğuya sürüklemesi

Bilgi: Ege Göçleri özellikle Mısırve Anadolu’da etkili olmuştur. Mısır Devleti verdiği güçlü mücadele ile Ege Göçlerinden kendisini korumuştur. Anadolu’daki Hitit Devleti ise yıkılmıştır.

Amurru (Babil) Göçleri

Amurrular, MÖ III. bin yılın sonlarında Arabistan’dan Filistin, Suriye ve Mezopotamya’ya göç etmişlerdir. Elamlar ile birlikte Sümer Devleti’nin yıkılmasında rol oynamışlardır.

Akad Göçü



MÖ III. binde Sami kökenli olan Akadların, Suriye’den Sümer ülkesine gerçekleştirdiği göçlerdir. Bu göçler sonrasında Akadlar, Mezopotamya ve çevresine hakim olmuşlardır. Sümer kent kültürünü benimseyen Akadlar bu kültürü sonraki toplumlara aktarmışlardır.

Hurri Göçleri

MÖ III. bin yılın sonlarında Kafkasya, Doğu Anadolu ve İran üzerinden Mezopotamya’ya gerçekleşen göçlerdir. Hurriler; Doğu Anadolu, Orta Fırat Havzası ve güneyde Filistin’e kadar geniş bir alana yayılmışlardır.

Frig Göçleri

MÖ 1200 – 800 yılları arasında yaşanmıştır. Frigler, Makedonya ve Trakya’dan Boğazlar yoluyla Anadolu’ya göç eden Trak boylarındandır. Sakarya ırmağı boylarına yerleşen Frigler bölgede güçlü bir devlet kurmuşlardır.

İç Asya Göçleri

Orta Asya’dan dünyanın diğer coğrafyalarına milattan önce ve milattan sonraki dönemlerde yapılan Türk göçleridir. Milattan önceki dönemlerde meydana gelen göçlerin nedenleri ve sonuçları tam olarak aydınlatılamamıştır. Milattan sonraki Türk göçleri ile ilgili Çin ve Bizans kaynakları sayesinde daha detaylı bilgiler elde edilmiştir.

Türk göçlerinin başlıca nedenleri şunlardır;

  • İklimin kuraklaşması, su kaynaklarının azalması ve otlakların daralması
  • Nüfus artışı ve salgın hastalıklar
  • Türk boyları arasındaki çatışmalar, Çin ve Moğol baskısı

Türk göçleri sadece İç Asya’nın çevresindeki toplulukları etkilemekle kalmamış, Asya, Avrupa ve Afrika’yı da etkilemiştir.



Din ve İnanç Temelli Göçler

Toplumların göç etmelerinde etkili olan nedenlerden biri de dinî inançlardır. Semavi dinlerin yeryüzünde yayılmaya başlamasıyla eski dinlerinden vazgeçmek istemeyen devlet yöneticileri veya topluluklar yeni dine geçen insanlara baskı yapmışlardır. Yeni inanç grupları ya zorla sürgün edilmişler ya da kendi istekleri ile baskılardan kurtulmak için başka yerlere göç etmişlerdir. İlk Çağ’da din ve inanç temelli göçlere Filistin bölgesindeki Yahudi sürgünleri ve ilk Hristiyanların Roma baskısından kaçmaları gösterilebilir.

Yahudi Sürgünleri

  • MÖ 587 yılında Babil Hükümdarı II. Nabukadnezar, Yahuda Krallığı’nı istila ederek Yahudilerin büyük bir kısmını Babil’e sürgün etmiştir.
  • Babil’i ele geçiren Pers Kralı Kiros 70 yıldır sürgünde olan Yahudilere Filistin’e dönüş izni vermiştir.
  • Perslerden sonra Filistin’e önce Büyük İskender daha sonra da Roma İmparatorluğu hâkim olmuştur.
  • Yahudiler, MS 66 – 73 tarihleri arasında Roma yönetimine karşı büyük bir isyan çıkarmışlardır. İsyanı bastıran Romalılar Yahudileri başta Mısır olmak üzere egemenlikleri altındaki değişik bölgelere sürgüne yollamışlardır.
  • Yahudiler, MS 132 – 135’te bir kez daha Romalılara karşı isyan etmişlerdir. İsyanı bastıran Romalılar Yahudileri tekrar sürgüne yollamışlar ve Filistin’e dönmelerini de yasaklamışlardır. Böylece Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır.

Hristiyan Göçleri

  • Hz. İsa ile ortaya çıkan Hristiyanlık MS I ve II. yüzyıllarda Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde hızla yayılmıştır.
  • Roma imparatorları gizlice yayılan Hristiyanlığa karşı tepki göstererek onların ibadet etmelerini yasaklamıştır.
  • Hristiyanlardan bir kısmı Roma baskısından kaçıp Anadolu’ya gelerek inançlarını gizlice sürdürmeye çalışmıştır. Anadolu’da Hristiyanların izleri Antakya ve Kapadokya’da görülebilir.
  • Tüm baskılara rağmen Hristiyanlığın geniş kitlelere yayılması üzerine Roma İmparatorluğu, IV. yüzyılda Hristiyanlığı önce serbest bırakmış, sonra da resmî din olarak kabul etmiştir.

İlk Çağ’ın Tüccar Toplulukları

Avcılık ve Toplayıcılık

Avcı ve toplayıcı topluluklar, yabani bitkileri toplayıp yabani hayvanları avlayan toplumlardır. Tarım devrimi öncesindeki toplumlarda göçer yaşam tarzı hakimdi. İnsanlar, av hayvanlarını ya da yenilebilir besinlerin yetiştiği ağaçları bulabileceği yerlere gitmek zorunda olduğundan yaşam tarzı göçebeliktir. Avcılık ve toplayıcılıkla yüz binlerce yıl geçirildi. Tarımın ve hayvancılığın gelişiminden önce avcılık daha çok erkeklerce yapılırken, yabani bitki ve meyve toplayıcılığı da büyük ölçüde kadın ve çocuklarca yapılmaktaydı.

Buzul iklim koşullarının zorlayıcı etkisi, insanların Kaba Taş ve Yontma Taş dönemlerinde mağara gibi doğal kaynaklarda yaşamasına neden olmuştur. Dönemin sonuna doğru ateş kontrol altına alınmış ve ateşin kontrol altına alınması, insanlık tarihinin önemli evrelerinden biri olmuştur. Ateş; ısınma, aydınlanma, yiyecekleri pişirme, madenleri işleme, haberleşme, çanak-çömlek yapma ve yırtıcı hayvanlardan korunma aracı olarak kullanılmıştır.

Tarım ve Hayvancılık

Neolitik (Cilalı Taş) Devri'nde iklimin değişmesi ve küresel bir ısınma sonucunda buzulların bir kısmının erimesi üzerine avcı-toplayıcı topluluklar, yerini tarımla uğraşan halklara bırakmıştır. Tarım beraberinde yerleşik hayatın başlamasını sağlamış ve yerleşik hayat aynı zamanda toplu yerleşimler ve ilk köylerin kurulmasında da etkili olmuştur. Zamanla köy yerleşimleri kasabalara, ardından da ilk şehir devletlerine dönüşmüş ve böylece tarım üretimi dolaylı olarak insanlığın gelişimini hızlandırmıştır. Sanayi Devrimi'ne kadar tarım, insanlığın büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağı olmuştur.

Tarihte, en eski tarım faaliyetinin MÖ 10000'lerde, Suriye'de Tel Abu Hureyra adlı yerleşimde yapıldığına dair bazı tarım aletleri ortaya çıkarılmıştır. Yine yakın dönemlere ait, Levant (Akdeniz'in doğu sahilleri) ve İran'daki Zagros Dağları çevresinde tarımsal faaliyetlerin izine rastlanmıştır. Bereketli Hilal (Anadolu'nun güneyinden başlayıp bugünkü Irak ve Kuzey Suriye topraklarını kapsayan bölge) üzerindeki alanda, kimi yerlerde darı, arpa, tahıl, acı bakla, keten, buğday üretildiğine dair kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.

MÖ 5000'lerde Mezopotamya'da Şatt-ül-Arap ve Basra Körfezi çevresindeki tarım faaliyetlerinin ilk olarak Sümerler tarafından yapıldığı bilinmektedir. Bu faaliyetler zamanla diğer Mezopotamya uygarlıkları tarafından da öğrenilmiş ve sürdürülmüştür. Yapılan araştırmalarda Fırat ve Dicle nehirleri arasında ahır hayvanlarının kemiklerine rastlanmış olması bölgede tarım dışında hayvancılığın da yer edinmiş olduğunu göstermektedir. İlk Çağ'da Mısırlılar, Nil'in taşma dönemlerini hesaplamış ve ürünlerinin zarar görmemesi için çeşitli matematik işlemleri ve geometrik hesaplamalara başvurmuşlardır.

Antik Yunanistan ve Antik Roma dönemlerinde de tarımsal faaliyetler göze çarpmaktadır. Zeytin, pamuk, mısır gibi Akdeniz bitkilerini yetiştiren Yunanlılar, buna karşılık ülkenin dağlık olması, tarım topraklarının azlığı sebebiyle tarımda çok ileri gidememişlerdir. Romalılar ise tahıl ürünleriyle ticaret yapmaya başlamışlardır.

Ticaret

Ticaret malların/ürünlerin üretim sürecinden tüketimine kadar geçen zamanda, ekonomik değer taşıyan başka nesneler ile değiştirilmesi, alınıp satılmasıdır. Ticaretin insanlık tarihindeki ilk şekli takastır. 500.000 yıl önceye kadar tarihlenen bazı kalıntılarda insanların yemek, araç-gereç takası yapmış olabileceği tahmin edilmektedir. İlkel insanların ihtiyaçları için takas yapması yerleşik hayata geçene kadar belirgin değildir. Neolitik Çağ'da(MÖ 8000-3000) inek, koyun gibi hayvanlar diğer mallarla veya tarım toplumları için ihtiyaç fazlası ürünler başka ürünlerle takas amacıyla kullanılmıştır.

MÖ 3000 ile MÖ 1000 arasındaki Bronz Çağı (Tunç Devri)'nın, başında Sümer ve Babil şehir devletleri göze çarpar. Bugünkü Irakla verimli topraklar binlerce kişiyi besleyecek tahıl ve bitki yetiştirilmesini sağlarken, belli ölçeklere ayrılmış arpa ve buğday, takas aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İlk faiz ve kredi işlemleri de Ortadoğu'daki bu devletler sırasında oluşmuştur.

Yazının keşfi, MÖ 3500 sıralarında Sümerler tarafından gerçekleştirilmiştir. Yazının keşfi; ticaretin yürütülmesinde, ticaretin kolaylaşmasında ve yaygınlaşmasında büyük fayda sağlamıştır. Taşımacılığın ve iletişimin de gelişmesi ile birlikte ticari faaliyetler bugünkü halini almıştır.

Lidyalılar, Milattan önce 700'lerde Batı Anadolu'dan başlayarak Anadolu'nun içlerine doğru yayılmışlardır. Altın gibi nadir bulunan madenlerin preslenip takas aracı olarak kullanılması ilk olarak bu dönemde görülmüştür. Lidya kralı Giges, devletin sınırlarını genişletmiş, doğu sınırlarını Kızılırmak'a kadar uzatmıştır. Asurlularla yakınlaşan Lidyalılar, Kral Ticaret Yolu'nu Asurluların başkenti Ninova'ya kadar uzatmışlardır.

Bilgi: Para kullanımına dair Sümerler ve Mısır'da bazı izler görüldüğü iddia edilse de ilk paranın Lidyalılar tarafından kullanıldığı görülmektedir. Lidyalıların parayı icadından önce bazı devletlerde görülen, resmi makamlarca onaylanmış gümüş veya belirli ölçekteki arpa gibi tahılların para gibi bir değişim aracı olarak kullanılması ilk parasal öğelere ömek verilebilir.

Herodot, Lidyalıların gümüş ve altın madeninden üretilmiş parayı ilk defa kullandığını yazmaktadır. Başka bir deyişle Lidyalılar, değişim aracı olarak belli maddelerin veya ürünlerin kullanımı dışında altın ve gümüş gibi değerli madenleri tercih eden ilk uygarlıktır. Lidyalılardan sonra Büyük İskender döneminde Makedonyalılar çok uluslu ticareti sürdürmüşlerdir. Hindistan'dan Makedonya'ya yayılan bir sentez uygarlık oluşturan Büyük İskender aynı zamanda büyük bir alışveriş ağını da meydana getirmiştir. 8. yüzyılda Yunan uygarlığı içinde yaşayan Hesiodos ülkede uygulanan ekonomik faaliyetlerden bahseden ilk edebiyatçıdır. Aristoteles ve Ksenefon da ekonomik tezler ortaya atan ilk kişilerdir.

Romalılar ise bin yıllık bir imparatorluk kurmuşlar ve dünya tarihini birçok alanda etkilemişlerdir. Asya, Avrupa ve Afrika'nın önemli bir bölümüyle Roma İmparatorluğu arasında çok yoğun bir ticaret yapılmıştır. Roma İmparatorluğu aradaki tüccarları kaldırıp ipeği ucuzlatmak için sınırlarını Irak'a kadar genişletmiş ve böylece Çin'den gelen İpek Yolu ve ipek ticaretinin bir bölümü Roma hakimiyetine girmiştir. İlk Çağ'da Asya içlerine kadar uzanan karayolları (Kral Yolu, İpek Yolu, Baharat Yolu )ticaret faaliyetlerin yoğunlaştığı alanlardır.

Deniz ticareti ise İlk Çağ`ın en zengin ve ileri medeniyetlerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Özellikle denizcilik faaliyetlerinin ilk olarak geliştiği Akdeniz çevresinde ekonomik faaliyetler ileri seviyede yaşanmıştır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde verimli topraklarda üretilen ürünler, Akdeniz çevresindeki devletlerin önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Fenikeliler, Yunanlılar, İyonyalılar tarafından yürütülen deniz ticareti, İlk Çağ'ın sonlarında Roma İmparatorluğu'nun Akdeniz çevresine hakim olmasıyla Roma İmparatorluğu tarafından sürdürülmüştür.

İlk Çağ'da deniz ticaretine bağlı olarak gelişen bir diğer ekonomik durum ise koloniciliktir. sömürgecilik, müstemlekecilik veya kolonyalizm olarak da tanımlanabilecek olan kolonicilik, genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılmasıdır. Sömürgeciler genellikle sömürdükleri bölgelerin kaynaklarına veya pazarlarına el koymuşlardır. İlk Çağ'ın zengin kolonici devletleri, denizcilikte de gelişmiş olan Fenikeliler, Yunanlılar ve İyonyalılardır.

Not: Kolonicilik ve deniz ticareti bu devletlerin ekonomik yönden gelişmelerini ve zenginleşmelerini sağladığı gibi, bu toplulukların farklı kültürlerle karşılaşmalarını ve kültürel yönden de İlk Çağ'ın en ileri medeniyetlerini oluşturmalarını sağlamıştır.

Tarih Boyunca Toplumların Hayat Tarzları

Türklerin Orta Asya'dan Göçleri

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi