Kategoriler: 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı

Hikâye Nedir?

Yaşanmış ya da yaşanması muhtemel olayların bir yazar tarafından okuyucuda heyecan, zevk uyandıracak şekilde kısaca anlatıldığı edebî metinlere hikâye ya da öykü denilmektedir.

Hikâyeler, uzun bir süre romanın bir parçası olarak kabul gördü ve değerlendirildi. Özellikle Tanzimat Dönemi’nin ilk yıllarına kadar herhangi bir olayı anlatan tüm eserlere hikâye adı verildi. Ancak roman kavramı da bizde kullanılmaya başlanınca hikâye farklı bir tür olarak adlandırılmaya başlandı. Her ne kadar hikâye özellikleri romanla benzer özellikler gösterse de günümüzde hikâyelere farklı bir edebî tür gözüyle bakılmaktadır.

Dünya edebiyatında ilk hikâye örneği olarak kabul edilen eser 16. yüzyılda İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun yazdığı Decameron adlı hikâyedir. Türk edebiyatı her ne kadar bu türe yabancı olmasa da batılı anlamda hikâye türüyle ilk kez Tanzimat Dönemi’nde tanışmıştır. Ondan önce ise hikâyeye benzeyen; mesnevi, halk hikâyesi gibi türler, bizim bu konudaki ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Edebiyatımızda ilk hikâye kitabı yine bu dönemde Ahmet Mithat Efendi’nin yazmış olduğu Letaif—i Rivayat adlı eser kabul edilmektedir. Ancak daha sonraki dönemlerde yani Servetifünun, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi edebiyatlarında bu türün çok daha başarılı örnekleri verilmiştir.

Hikâye Türleri

Olaylar okuyucuya aktarılırken dünya çapında birbirinden farklı iki hikâye yöntemi kabul görmektedir. Bu hikâye türleri olay ve durum olarak adlandırılabildikleri gibi temsilcilerinden aldıkları isimlerle yani Maupassant tarzı ve Çehov tarzı olarak da isimlendirilmektedir.

1. Olay Hikâyesi: Olay hikâyeleri ya da Maupassant tarzı hikâyeler âdeta bir romanın küçük hâlidir, şeklinde tanımlanabilmektedir. Bu hikâyelerin merkezinde bir olay vardır ve olay; serim, düğüm, çözüm bölümlerine mantıksal bir uyumlulukla sonuçlanmaktadır. Hikâyenin sonunda olaylar bir sonuca ulaştığından, olay ve kişiler hakkında yeterli bilgiler verildiğinden okuyucunun hayal gücüne ihtiyaç duyulmaz. Olay hikâyeleri bittiğinde okuyucu tarafından merak edilecek bir şey de kalmamış olur. Bu hikâyelerde kişiler ve çevrenin incelenmesine, tasvirine de ayrıca yer verilir. Olay hikâyelerinin geliştiricisiyse dünya çapındaki temsilcisi Fransız yazar Guy de Maupassant’dır. Türk edebiyatında ise olay hikâyesi denildiğinde akla gelen ilk isim Ömer Seyfettin’dir.

2. Durum Hikâyesi: Olayın ikinci planda tutulduğu durum ya da Çehov tarzı hikâyeler bu yönüyle romandan da ayrılmış olurlar. Olaydan çok yaşamın belli bir kesitinin ele alınıp ruhsal çözümlemelere yer verilir. Hikâyenin bitmesiyle aslında her şey bitmez, okuyucunun hayal gücünde farklı bir şekilde devam eder hikâye. Kişiler ve çevre hakkında bize bilgiler verilmekten çok sezdirilir. Durum hikâyeciliğini geliştiren ve dünya çapında bu tarz hikâyeleriyle tanınan yazar ise Rus Anton Çehov’dur. Türk edebiyatında durum hikâyelerinin temsilcileri ise Sait Faik Abasıyanık ile Memduh Şevket Esendal’dır.




Liselere Giriş Sınavı (LGS)
6 Haziran 2021 Pazar

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
19 Haziran 2021 Cumartesi

Alan Yeterlilik Sınavı (AYT)
20 Haziran 2021 Pazar