Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) Edebiyat Akımı Özellikleri ve Temsilcileri AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

EKSPRESYONİZM (DIŞAVURUMCULUK)

Birinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’da doğmuştur. Pozitivizm, natüralizm ve empresyonizm akımlarına tepki olarak doğmuştur. Edmund Husserl “olay bilimi”ni sanata uygulamayı amaçlar ve sanatçının iç gerçeğinden başka hiçbir gerçek tanımaz. Birinci Dünya Savaşı sonrasında sinemada da etkili olur. Akım 1925’lere kadar varlığını sürdürmüştür. Ekspresyonistlerin yöneldikleri ve örnek aldıkları beş şahsiyet vardır: Hz. İsa, Marks, Darwin, Nietzche, Freud.



Dışavurumculuk (ekspresyonizm), doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımıdır.
Öznelci bir sanat anlayışıdır. Akım “sanatçının kendiliğine” dayanır. Ekspresyonizm, Türkçede “dışavurumculuk” ve “kendilikçilik” sözcükleriyle karşılanır.

Özellikle şiir ve tiyatro türlerinde etkili olmuştur.

İnsanın iç gerçeğini esas alan bir akımdır; onlara göre gerçek, başka bir yerde değil, sanatkârın içinde veya ruhunda gizlidir.

Sanatçı, iç gözlem ve dışavurumu önemser; dış dünyada bulamadığı mutluluğu kendi iç dünyasında arar ve bulduklarıyla dış dünyayı değiştirmek ister.

Bireysellik ve soyutlama hâkimdir. İnsanı yaşadığı toplumdan hatta kendisinden bile soyutlamışlardır.

Sanat ve edebiyata fayda işlevi yüklemişlerdir.



Çığlığa dayalı yeni bir dil ve üslup benimsenmiştir.

Sanat ve toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı niteliği taşır.

Duyguların ön plana alınıp dış dünyanın hiçe sayıldığı bir sanat anlayışını temsil eder.

Temsilcileri

Henrich Mann, Alfred Döblin, Franz Kafka, T.S. Eliot, E. G. O’ Neil, James Joyce, Hugo Ball

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi