Cumhuriyet Döneminde Halk Şiiri AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

CUMHURİYET DÖNEMİNDE HALK ŞİİRİ

20. yüzyılda âşıklık geleneği eski önemini kaybetmeye başladı. Yeni iletişim araçlarının ortaya çıkması, sanayileşme, tekke ve medreselerin kapatılması ve sistemin değişmesiyle âşıklar zümresi büyük merkezlerden kalkarak kırsal kesimlere, az gelişmiş yerlere doğru gitmeye başlamıştır.



Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki gelişmelerle âşıkların başkentte ve büyük şehirlerdeki ihtişamı kaybolmuş, âşıklık geleneği taşrada ayakta kalma mücadelesine girmiştir.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla folklorun millî kültürün temeli olduğu görüşünün etkisiyle aşık edebiyatının yeniden canlanmaya başladığı görülür.

Yüzyılın başında geleneğe bağlı şiir söyleyen âşıklar şiirlerine ad vererek ilk değişikliğe gitmişlerdir. Cönklerde koşma, türkü gibi genel adlarla anılan şiirler artık konularına uygun adlarla anılmaya başlamıştır.

Osmanlı Devleti döneminde devlet desteği gören âşıklara Cumhuriyet döneminde yardım edilmemiştir. Sivas ve Konya’da düzenlenen “Aşıklar Bayramı” ile âşıklık geleneğinin yaşadığına dikkat çekilmiştir.

1927 yılında kurulan Türk Halk Bilgisi Derneği, yaptığı araştırmalar ve yayınlarla âşık edebiyatının aydınlar arasında tanınması ve onlar tarafından desteklenmesini sağlamıştır. Halkevlerinin kurulması, derleme çalışmalarının başlaması halktaki değerlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

20. yüzyılın ikinci yarısındaki elektronik ortam (plak, kaset, CD vs.) âşık edebiyatını derinden etkilemiştir. Olumsuz yönleri olmakla birlikte âşık edebiyatının geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.

Seyahat kolaylığı âşıkların hem yurt içi hem de yurt dışında birçok kişiye ulaşmasını sağlamıştır.

AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU (1894-1973)



Sivas’ın Sarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğmuş, aynı köyde vefat etmiştir. Ölümünden sonra Sivrialan köyünde Aşık Veysel adına bir anıt mezar yapılmıştır. Yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı ve bir kaza neticesinde gözlerini kaybetmiştir.
Bektaşî—Alevî bir çevrede doğup yetişen Aşık Veysel, gözlerini kaybedince dünyayı gönül gözüyle görmeye başlamıştır. Gözlerinin görmemesinden dolayı askere de gidememiştir. Babasının yanına gelen âşıkların uyandırdığı ilgi ve sevgi sonucunda saz çalmaya başlamıştır.

1933’te Ahmet Kutsi tarafından keşfedilmiş ve tanıtılmıştır. Köy Enstitülerinde saz hocalığı yapmıştır.

Aşık Veysel, âşık edebiyatının son büyük temsilcilerindendir. Şiirlerinde sadece hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerinin çoğu koşma, semai, destan biçimindedir.

Toprak sevgisi, aşk, vatan sevgisi, insan sevgisi, Atatürk, Cumhuriyet, yaşama sevinci, gurbet, din, tasavvuf, kardeşlik duygusu en çok işlediği temalarıdır. Topluma yönelik batıl inanışların bir yana bırakılması, boşa zaman geçirmeyip çalışma, her yere fabrika açılması isteği gibi konuları işlemiştir. Şiirlerinde köyüne ve insanına karşı duyduğu sevgi ve özlemi de anlatmıştır.

“Dost dost diye nicesine sarıldım/ Benim sadık yârim kara topraktır” dizelerin yer aldığı “Toprak” şiiriyle tanınmıştır.

Aşık Veysel’in bütün şiirlerini Ümit Yaşar Oğuzcan ”Dostlar Beni Hatırlasın” (1970) adlı kitapta toplamıştır. Kitapta 159 şiir vardır. 117’si 11’li heceli koşma tipi, 42’si 8 heceli semai tipi şiirlerdir. Şiirleri türkü formundadır.

Eserleri

Şiir: Dostlar Beni Hatırlasın, Deyişler, Sazımdan Sesler

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF (1939-2002)

Kahramanmaraş-Afşin’nin Berçenek (Tarlacık) köyünde doğdu. Asıl adı, Şerif Cırık’tır. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasına karşı “Erim Erim Eriyesin” türküsünü söylediği için tutuklandı ve dört ay hapis yattı. Aşıklar Deneği’nin kuruluşuna katkıda bulunmuştur.



Siyasal içerikli şiirler ve türküleri ile tanınmıştır. 400’e yakın plak, 50’den fazla kaset ve birkaç tane de yayımlanmış kitabı vardır.

İşte Gidiyorum, Bu Mezarda Garip Var, Bizden Geri/er (Gam Kasvet) şiirleri ünlüdür.

Eserleri

Şiir: Dom Dom Kurşunu (Der. Battal Pehlivan, 1985), Gümüş Yelek—Seçme Şiirler (Der. İhsan Çankaya, 1994), Berçenekli Mahsuni, Dolunaya Tül Düştü (1995), 2000 Mahsuni (2000)

AŞIK MURAT ÇOBANOĞLU (1940—2005)

Karslı âşıklardandır. Babası Kars’ın usta âşıklarından “Gülistan”dır. 11 yaşında saza başlayan Çobanoğlu’nun güçlü bir irticali (doğaçlaması) vardır. Bütün yaşamını sazına ve şiirine adayan Çobanoğlu, Kars’ta “Çobanoğlu Halk Ozanları Kahvesi”ni kurmuştur. Yörenin âşıkları hâlâ kahvede toplanmakta ve âşıklık geleneğini yaşatmaktadır.

1966’dan 2004’e kadar Konya’da aralıksız yapılan Türkiye Aşıklar Bayramlarına katıldı. “Atışma, taşlama, dudak değmez, muamma, memleket türküsü” dallarında sürekli birincilik kazanmıştır. Cumhuriyet’in 50. yıldönümü ile
Atatürk’ün 100. doğum yılı anısına düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanmıştır.

Kendi âşıklığı yanı sıra usta malı eserleri de yayan, yaşatan ve koruyan bir sanatçıdır.

Folklor alanında çalışmış, birçok halk hikâyesini sazıyla dile getirmiştir. Kasetler ve plaklar doldurmuş, çeşitli ülkelerde konserler vermiştir.

Cumhuriyet Destanı, Öğretmen (Ana Baba Gibi), Dertli Bülbül (Kerem Güzellemesi), Yaradan şiirleri ünlüdür.

“Kiziroğlu Mustafa Bey” şiiri Ayna grubu tarafından söylenmiştir.

AŞIK ŞEREF TAŞLIOVA (1933-2014)



Karslı güçlü bir âşıktır. Aşık makamları konusundaki  birikimiyle dikkat çeken ozan, iki yüzün üzerinde
âşık makamı bilir. Aşık karşılaşmalarında güçlü bir isimdir. Saza hâkimiyeti ve güçlü irticalı (doğaçlaması)
ile dikkat çeken ozan, Türkiye’de katıldığı birçok festival ve yarışmada birincilik kazanmıştır.

1981 yılında Atatürk’ün doğumunun 100. yılında TRT yarışmasında Türkiye birincisi olmuştur.

Binin üzerinde şiiri olan Şeref Taşlıova, birçok halk hikâyesini tasnif etmiştir (sınıflandırmıştır). Tasnif ettiği halk hikâyeleri Fikret Türkmen, Nail Tan ve M. Mete Taşlıova tarafından “Aşık Şeref Taşlıova’dan Derlenen Halk Hikâyeleri” (2005) adlı yapıtta toplanmıştır.

Şiirlerinin bir bölümünü Kültür Bakanlığı “Gönül Bahçesi” (1990) adıyla yayımlamıştır.

Kültür Bakanlığı Sivas Devlet Türk Halk Müziği Korosu Sanatçısı olarak 1990 yılında başladığı görevinden 2003 yılında emekliye ayrılmıştır.

AŞIK REYHANİ (1932-2006)

Asıl adı Yaşar Yılmaz’dır. Erzurum’un Hasankale ilçesinin Alvar köyünde doğmuştur. Mahlasını Aşık Hicranî vermiştir. Konya’da yapılan “Aşıklar Bayramı”na 1991 ’e kadar aralıksız katılmıştır.

Türkü, atışma, hikâyeli türkü, taşlama ve şiir dallarında art arda birincilikler kazanmış, altın madalyalar kazanmıştır. Aşık şölenlerinde İlhami Demir, Murat Çobanoğlu ve Şeref Taşlıova ile beraber büyük ilgi toplamıştır. 1972’de İstanbul Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada birinci olmuş, “Altın Saz Ödül nü almıştır.

Birçok halk hikâyesini tasnif etmiştir. Başarılı bir muamma çözme ve askı indirme ustasıdır.

Şiirlerinde toplumsal yergi ağır basar. Köydeki ağır koşulları, yoksulluk içinde geçen yaşamı, sosyal tabaka uyumsuzluklarını işlemiş; ayrıca aşk, tabiat, din ve millî konuları işlemiştir.

Şiirlerinin bir bölümünün toplandığı “Alvarlı Reyhani”, “Böyle Bağlar”, “Kervan” ve bazı düşünce ve şiirlerinden oluşan “Şu Tepenin Arkasında” adlı kitapları Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan “Aşık Yaşar Reyhanî” adlı kitapta toplanmıştır.

AŞIK FEYMANİ (1942—…)

Kadirli’nin Azaplı köyünde doğmuştur. Asıl adı Osman Taşkaya’dır. 20 yaşına kadar çobanlık yapmıştır. Şiirlerinde Çoban Osman, Osman, Çoban gibi isimler kullanmıştır. Usta—çırak geleneği içerinde yetişmemiştir. 1964-1965’te rüyasında kendisine ”nuranî yüzlü” bir zat görünmüş, ona ”Feymanî” mahlasını vermiştir. Ondan sonra “Feymani” mahlasıyla şiirler söylemiştir.



Şiirlerinde daha çok 8’li ve 11’li hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerinde tasavvufî bir eda hâkimdir. Osmaniye’de her yıl Aşık Feymani adına şenlik düzenlenmektedir.

Adana insanının duygusunu, düşüncesini, sevincini, özlemini; aşk, özlem, ölüm, zamandan ve dünyadan yakınma, gurbet, nasihat, Allah’ın birliği, peygamber, din ulularını işlemiştir.

Eserleri

Şiir: Ahu Gözlüm, Gönül Sarayı

ABDÜRRAHİM KARAKOÇ (1932-2012)

Kahramanmaraş’ın Elbistan’ın Ekinözü köyünde doğmuştur. Günümüz âşık tarzı şiirinin önemli temsilcilerindendir. Şiirlerini halk şiiri geleneği doğrultusunda yazmış, kendisine özgü bir şiir tarzı oluşturmuştur. Saz çalmayıp yalnızca yazan bir şairdir.

Taşlama/hiciv alanında tanınmış; toplumsal olayları, kimlik erozyonuna uğramış kişileri kırıp dökmeden eleştirmiştir. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde aşk, gurbet, din-inanç, ayrılık, vatan, yoksulluk, yabancılaşma, adalet gibi konuları işlemiştir.

Türkü formunda bestelenen ”Mihriban” adlı ünlü şiir ona aittir.

Şiirlerinin yanında çeşitli günlük gazetelerde ironik yazılar da yazmıştır.

Eserleri

Şiir: Hasan’a Mektuplar, Haberler Bülteni, El Kulakta, Kan Yazısı, Vur Emri, Suları Islatamadım, Dosta Doğru, Gökçekimi, Akıl Karaya Vurdu, Beşinci Mevsim, Yasaklı Rüyalar, Gerdanlık I, Gerdanlık II, Parmak İzi, Gerdanlık III

Deneme: Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar

NEŞET ERTAŞ (1938-2012)

Babası, saz ustası Muharrem Ertaş’ın geleneğini devam ettirmiştir.

“Bozkır’ın Tezenesi” olarak tanınmıştır.



“Zahidem”, “Mühür Gözlüm”, “Gönül Dağı”, “Neredesin Sen”, “Yalan Dünya”, “Niye Çattın Kaşlarını” ünlü şiirleri arasındadır.

Genellikle bozlak türküleri seslendirmiştir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi