Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Genel Özellikleri

Tanzimat Dönemi’nden Cumhuriyet’e kadar devam eden “sade dil” çalışmaları başarıya ulaşmıştır.



Yazı dili, konuşma diline yaklaştırılmış, halkın kolaylıkla anlayabileceği bir dil kullanılmıştır.

Türetilen ve canlandırılan sözcüklerin yanında, bölge ağızlarından sözcükler ve ifadeler edebiyata girmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında memleketçilik sanat anlayışı hâkimdir.

Memleketçilik anlayışında; Milli edebiyat geleneğinden yararlanmak, edebiyatı İstanbul dışına çıkarmak, konuşma dilinin doğallığını ve canlılığını yansıtmak, tarihimizin ve halkımızın gerçeklerini yansıtmak ilkeleri benimsenmiştir.

Türk halkının her kesimi ve Anadolu edebiyata girmiş, Milli edebiyat ile başlayan Anadolu’ya açılma ve halka açılma ilkesi, bu dönemde ana ilke olmuştur.

Atatürk, Atatürk devrimleri, Türk tarihi, memleket, millet, halk, çağdaş uygarlık, adalet, Anadolu, gurbet, yalnızlık, bunalım, bireyin iç dünyası başta olmak üzere hemen her konu işlenmiştir.

Anadolu coğrafyasında yaşayan efsane, masal ve mitolojiden yararlanılmıştır.

Sanatçılar Türkiye’nin gerçeklerini; kentlerdeki, köylerdeki yaşamı ve insan ilişkilerini, yurt dışına göçen işçiler, Cumhuriyet’in kuruluşunu ele alan eserler yazmışlardır.



Roman ve hikâyelerde olaylar İstanbul dışına çıkarılmış, Anadolu’nun çeşitli yerleri “gerçekçi” biçimde eserlerde işlenmiştir.

Edebiyat belli bir kesimin ilgi alanı olmaktan çıkmış, sadece İstanbul’dan değil, Anadolu’nun hemen her yerinden yazarlar ve şairler çıkmıştır.

3 Kasım 1928’de Arap alfabesinden Latin kökenli yeni Türk alfabesine geçilmiş, “Harf İnkılâbı” yapılmıştır.

12 Temmuz 1932 yılında Atatürk’ün direktifleriyle Türk Dil Kurumu (TDK) kurulmuştur.

TDK’nin amacı Türk dili üzerine araştırmalar yaparak Türk diliyle ilgili sorunların ortadan kaldırılması ve dilin zenginleştirilmesi ve millette ortak bir dil anlayışı oluşturulmasıdır.

Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Dil Kurumu, bizzat Atatürk tarafından kurdurulan Türkiyat Enstitüsü, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, dille ilgili çalışmalar yapmışlardır.

Türk dili üzerine derleme, tarama, gramer (dil bilgisi) ve sözlük çalışmaları yapılmıştır.

Türk Dil Kurumunun merkezinde 1960—1980 yılları arasında “Öz Türkçecilik” yapılmıştır. Öz Türkçecilik, zamanla “tasfiyecilik”e dönüşmüş, Türkçedeki bütün Arapça ve Farsça sözcükleri atıp yerine Türkçe sözcükler türetmeyi amaçlamıştır.

1960’tan sonra Türkçeye Batı dillerinden —özellikle Fransızca ve İngilizceden- pek çok sözcük girmiştir. Radyo, televizyon, gazete, dergi ve internet gibi kitle iletişim araçlarının Türkçeye yabancı sözcüklerin girmesinde çok etkisi olmuştur.

Batı edebiyatı, Batı’daki edebi yenilikler, akımlar yakından takip edilmiş, bunlar uygulanmaya çalışılmıştır.



Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi