Biyolojinin Tarihsel Gelişim Sürecine Katkı Sağlayan Bilim İnsanları

Biyolojinin Tarihsel Gelişim Sürecine Katkı Sağlayan Bilim İnsanları

Kategoriler: 9. Sınıf Biyoloji, Biyoloji, Yaşam Bilimi Biyoloji

Biyolojinin tarihi insanlık tarihi kadardır dersek yanlış olmaz. Çünkü insanlar var olduklarından itibaren vücutlarının sağlığı, doğma, büyüme ve ölüm olayları ile yakından ilgilendikleri gibi yiyecek ve giyecek elde etmek amacıyla da bitki ve hayvanları tanımaya çalışmışlardır. Biyolojinin tarihsel gelişimine katkı sağlayan birçok bilim insanı vardır. Bunların bazıları aşağıda verilmiştir.

Aristo (MÖ 384 – 322) fizik, gökbilim, felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eseri bulunan Yunan filozoftur. Aristo, canlıların oluşumlarını ve hayvanların davranışlarını incelediği gibi onları sınıflandırma yoluna da gitmiştir. Aristo hayvanların yaşam tarzları, organları, davranışları gibi kriterlerin dikkate alınmasıyla sınıflandırılması gerektiğini ileri sürmüştür.



İbn-i Miskeveyh (940 – 1030) İran’da yaşamış İslam filozofudur. Doğanın işleyişi ile ilgili düşünceleri “El fevz-el Asgar (Küçük başarı)” isimli eserinde belirgindir. Düşünür bu eserinde evrimle ilgili fikirlerini belirli bir çerçeve içinde açıklamıştır. Buna göre ruh, çeşitli dünya varlıklarında kendini göstere göstere gelişmiş ve sonunda insanlık aşamasına gelmiştir. Evrimleşmenin insanlık aşamasına bağlanma noktasında maymunlar ve benzeri gelişmiş hayvanlar bulunmaktadır.

İbn-i Heysem (965 – 1039) fizik, matematik ve felsefe alanlarında çalışmalar yapmış Arap-Müslüman bilginidir. İbn-i Heysem yayınladığı eserinde insan gözünün anatomi ve fizyolojisini açıklamıştır. Ona göre ışık önce cisme çarparak yansır ve gelen ışık gözümüze ulaşarak görme olayı meydana gelir. İbn-i Heysem`in optik alanındaki çalışmaları görüntü kaydı yapan kameranın icadına temel oluşturacaktır.

İbn-i Sina (980 – 1037) batılılar tarafından Orta Çağ modern biliminin kurucusu olarak kabul edilen Türk bilgini ve hekimidir. Yayınladığı “Tıbbın Kanunu” adlı kitabı Avrupa üniversitelerinde yedi asır boyunca temel eser olarak okutulmuştur. İbn-i Sina’nın eserlerinde bugünkü tıp için bile geçerli olan pek çok ileri görüş bulunmaktadır.

İbn-i Nefs (1210 – 1288) birçok alanda çalışmaları bulunan Arap-Müslüman bilginidir. İbn-i Nefs, küçük kan dolaşımı ile birlikte kılcal damar ve koroner dolaşımı da ilk keşfeden kişi olmasıyla tanınmıştır.



Louis Pasteur (1822 – 1895) çok sayıda buluşa imza atan kimyager ve bakteriyologtur. Pasteur, mayalanma olayı ve bulaşıcı hastalıklara mikroorganizmaların yol açtığını kanıtlamış; şarap, süt, meyve suyu gibi sıvıların uzun süre bozulmadan korunabilmesini sağlayan “pastörizasyon” yöntemini geliştirmiştir. Yaptığı deneylerle canlıların cansız maddelerden aniden oluştuğu şeklindeki görüşü çürütmüştür. Pasteur, kuduz aşısını da  bulan araştırıcıdır.

Gregor Mendel (1822 – 1884) genetik biliminin öncüsü olarak kabul edilen Avusturyalı bir rahiptir. Mendel, bezelyelerle yaptığı deneyler sonucunda kalıtsal özelliklerin dölden döle geçişiyle ilgili önemli bulgular elde etmiştir. MendeI’in öne sürdüğü kalıtım yasaları 20. yüzyılın başlarında doğrulandıktan sonra biyolojinin temel ilkelerinden biri haline gelmiştir.

Charles Darwin (1809 – 1882) evrim teorisini ortaya koyan İngiliz doğa bilimcidir. Darwin, evrimle ilgili görüşlerini 1859’da yayınladığı The Origin of Species (Türlerin kökeni) adlı eserinde kapsamlı olarak açıklamıştır. Darwin bu eserinde iki ana noktaya dikkat çekmiştir. Bunlardan birincisi günümüzde yaşayan türlerin birbirini izleyen atalardan köken almış olduğudur. Darwin, ikinci olarak değişerek türeme konusunda bir mekanizma ileri sürmüştür. Bu evrimsel mekanizmaya doğal seçilim adını vermiştir. (Doğal seçilim, belirli kalıtsal özelliklere sahip olan bireylerin, bu özelliklerinden dolayı diğer bireylere göre daha yüksek oranda yaşama ve üreme şansına sahip olmasıdır.)

Alfred Wallace (1823 – 1913), doğal seçilim yoluyla türlerin ortaya çıkışı konusunda Darwin’den bağımsız olarak çalışan İngiliz doğa bilimcidir. Darwin’le benzer bir yaklaşım geliştiren Wallace, daha sonra bazı noktalarda farklı görüşler ortaya koymuştur. İnsanın vücut yapısının doğal seçilim sonucu oluştuğunu ileri sürmesine rağmen zihinsel gücü bunun dışında tutmuştur. Wallace, Darwin’den farklı olarak zihinsel gücün gelişiminde doğal seçilimin değil, biyolojik olmayan etkenlerin rol oynadığını savunmuştur.

Rosalind Franklin (1920 – 1958) X ışınları kırınım yöntemini kullanarak DNA sarmal yapısını ve başka özelliklerini saptamıştır. Franklin’in ve diğer araştırıcılarının verilerini bir araya getiren James Watson (1928 -) ile Francis Crick (1916 – 2004), DNA’nın ikili sarmal modelini ortaya koymuşlardır. Bu model günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.

Aziz Sancar ABD Ulusal Bilimsel Akademisine seçilen ilk ABD’li Türk akademisyendir. Hücrelerin hasar gören DNA’Iarı nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Aziz Sancar, “Beni ödüle götüren, Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yarattığı eğitim devrimidir.” diyerek kazandığı Nobel Ödülü’nü Anıtkabir’e teslim etmiştir.



Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
13 Haziran 2020 Cumartesi