Bilim ve Bilim İnsanı Arasındaki Etkileşim

Bilim ve Bilim İnsanı Arasındaki Etkileşim

Bilim insanları sistemli çalışan, mantığa dayalı akıl yürütmeler yapan, bunun yanı sıra hayal gücü geniş, yenilikçi ve özgün düşünebilen insanlardır. Bilim, bilim insanlarının kişisel özelliklerinin yok olduğu bir süreç değildir. Bu nedenle bilim, öznel ve insani bir akıl yürütme sürecidir. Örneğin; gözlem (duyu organları veya araçlar kullanılarak, incelenen problem ile ilgili veri toplama sürecidir) ve çıkarım (toplanan verilerin yorumlanması) aşamalarına bakılarak bu konu daha iyi anlaşılabilir. Aynı gözlemleri yapıp, aynı verileri inceleyen iki farklı bilim insanı, birbirinden farklı çıkarımlar yapabilir ve bu çıkarımlar doğrultusunda çalışmalarını sürdürür. Bilim insanlarının eğitimleri, tecrübeleri, çalıştıkları alan, beklentileri gibi faktörler gözlemlerini ve çıkarımlarını etkiler.



Bütün bu farklılıklara rağmen bilim nesnelliği hedefler. Bilimde öznelliği en aza indirecek en önemli şey bilim toplumu kavramıdır. Bilim toplumu, bilimsel çalışmalardaki delil ve yorumlardan nelerin uygun olup kabul edilebileceğini yargılayan bir kültür mekanizmasıdır. Burada bahsedilen seçkin bilim insanlarından oluşmuş bir kuruldan ibaret olmayıp daha geniş düşünülmelidir. Öznelliği en aza indirgemeyi başarmış çalışmalar, bilimsel dergilerde yayınlansa da süreç burada bitmez. Yayınlanan çalışmalar bilim toplumu İçinde sorgulanmaya devam eder. Bilim toplumu tarafından kabul görenler ileride başka çalışmalarda da bilgi kaynağı olarak kullanılmaya devam eder.

Not: Bilimin ortaya koyduğu bilgiler güvenilir olmakla beraber değişimlere de açıktır. Bilimsel bilgiler; teknolojik ilerlemeler ve buna bağlı olarak eski bulguların yeniden yorumlanmasıyla değişebilir. Sosyokültürel faktörler de bilimsel bilginin değişmesine neden olabilir. Örneğin eskiden bitki olarak sınıflandırılan mantarlar, günümüzde bitkilerden ayrı bir alem olarak sınıflandırılmaktadır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz