16. yy Divan Edebiyatı Sanatçıları AYT


Kategoriler: Türk Dili ve Edebiyatı

FUZU LÎ (1483-1556) (Azeri Sahası)

Asıl adı Mehmed’dir. Başkalarının tercih etmeyeceğini düşündüğü ve olumlu anlamıyla (erdemli) kendisini tanımlayıcı bulduğu için “fuzülî” sözcüğünü mahlas olarak almıştır.



Bütün ömrünü Bağdat ve çevresinde geçirmesine rağmen Anadolu ve Rumeli şairleri tarafından tanınmıştır.

Her şeyden önce bir aşk şairidir, bütün şiirlerinde aşkını anlatmıştır. Bu aşk, maddî ve beşerî aşktan başlayarak tasavvufî aşka ulaşmıştır. Anlattığı sevgili soyuttur, ilahî sevgilidir, yani Allah’tır; platonik aşkı anlatır. Tasavvuf onda bir gaye değildir, mutasavvıf değildir.

Bir ızdırap şairidir. Aşkı hep hüzün, keder ve acı yönüyle görür. Ayrılık, dert ve üzüntüyü arar; kavuşmayı, neşeyi, mutluluğu istemez; acı çekmekten hoşlanır. Her kavuşmanın sonunda dayanılmaz bir ayrılık olduğu için kavuşmayı istemez. Aşkını anlatırken heyecanını, lirizmini hemen hissettirir. Divan şiirinin en lirik şairlerinden biridir.

Mazmun bulma ve kullanmada, söz ve ses sanatlarını kullanmakta çok ustadır.

Bir gazel şairi olan Fuzülî, divan şiirindegazel nazım biçiminin en önemli şairlerinden biridir.

Fuzülî’nin şiirleri Azeri Türkçesinin dil özelliklerini taşır, dili dönemine göre oldukça sadedir.

Şiirleri içten ve samimidir; kolayca söylenmiş izlenimi verir, ancak çok katmanlıdır, yani derin anlamlıdır, dolayısıyla şiirleri birer “sehlimümteni” (kolay söylenmiş görünen ama derin anlamlar içeren) örneğidir.

Şiirde ilimin değerine inanan Fuzülî, “ilimsiz şiir temelsiz duvara benzer” düşüncesini savunur.



Eserleri

a) Türkçe Eserleri

Türkçe Divan: Divan’da yer alan “Su Kasidesi” edebiyatımızdaki en ünlü naat örneklerindendir.

Leyla vü Mecnun: Türk edebiyatında bu konuda yazılmış eserlerin en ünlüsüdür. Mesnevi biçiminde olan eser, beşerî aşktan ilahî aşka geçişi anlatılır. Şair, Leyla’nın şahsında Allah’ın sıfatlarını, Mecnun’un şahsında Allah’a ulaşma yolunda her güçlüğe katlanan saliki anlatmayı amaçlamıştır.

Şikâyetname: Edebiyatımızda ilk edebî mektup örneği sayılır. Kendisine bağlanan 9 akçelik maaşı alamadığını Nişancı Celal-zade Mustafa Çelebi’ye yazmıştır.

Beng ü Bade: Şah İsmail’e sunduğu 444 beyitlik alegorik ve sembolik bir mesnevidir. Afyonla (afyon) şarabın (bade) karşılaştırılıp şarabın üstünlüğü ortaya konmuştur. “Beng”in Sultan II. Bayezid’i “bade”nin Şah İsmail’i temsil ettiği söylenir. Şah İsmail’i temsil eden bade üstün gelir.

Hadikatü’s-süeda: Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini anlatan düzyazı biçiminde (mensur) bir eserdir.

Sohbetü’l-Esmar: “Meyvelerin sohbeti” anlamına gelir. Meyvelerin birbiriyle münazarasından oluşur.

b) Farsça Eserleri

Farsça Divan



Saki-name (Heft-cam): Saki, “içki sunan kişi” anlamına gelir. Bir içki ve musiki toplantısını anlatan 327 beyitlik bir mesnevidir. Baştan sona tasavvufî bir anlam taşıyan mistik bir eserdir.

Enisü’l-Kalb: Farsça Divan’ında yer alan 134 beyitlik bir kasidedir.

Rind ü Zahid: İçinde manzum parçaları da olan düzyazı türündeki eseridir.

Sıhhat u Maraz: Eser, ‘“sağlık ve hastalık” anlamına gelir Eserin adı, bir nüshada “Hüsn ü Aşk”, bir nüshada ise “ Ruhname” olarak da bilinir. Farsça mensur (düzyazı) bir risaledir. Eserde ruhun beden ülkesine yaptığı seyahat anlatılır.

c) Arapça Eserleri

Arapça Divan: Arapça şiirleri yer alır.

Matla’üI-İtikad: Ele geçmeyen mensur eseridir.

BAKİ (1526-1600) (Osmanlı Sahası)

Asıl adı Mahmut Abdülbaki’dir. Çok istediği şeyhülislamlık makamına kavuşmadan ölmüştür.

Döneminde kendisine verilen sultanü’ş— şuara” (şairler sultanı) ünvanını asırlar boyu korumuştur.

Şiirlerinde kendisine özgü bir üslubu olan ve biçim mükemmelliğini arayan Bakî, aruz veznindeki imale ve zihaf gibi kusurları en aza indirgemiştir.

Mazmunları, hayalleri inceden inceye düşünüp tartarak söylemiştir.



Aruz ölçüsünü ve söz sanatlarını kullanmada çok başarılıdır.

Şiirlerinde genellikle din dışı konuları işleyen Bakî, rint bir şairdir. Zevke, eğlenceye düşkün yaradılışı ve rintçe yaşama isteği şiirlerine yansımıştır. Dünyayı kısa, geçici bir hayal âlemi olarak görmüştür.

Bakî, birçok açıdan Nedim’in habercisidir. Şiirlerinde tasavvufî izler az da olsa vardır. Şiirlerinde tabiat önemli yer tutar. Bakî’nin şiirlerinde yer yer, İstanbul’da gördüğü; baharını, yazını, kışını yaşadığı gerçek tabiatı anlatma çabası da vardır. İstanbul hayatından sahnelere yer verir. Baki’nin şiirlerinde Kanuni devrini, bu devrin yaşamını, zenginliğini bulmak mümkündür.

Şiire temiz ve pürüzsüz İstanbul Türkçesini getirmiştir; dili dönemine göre oldukça sadedir. Şiirlerinde İstanbul halkının konuşma kalıplarından, günlük dildeki kullanımlardan yararlanarak yaptığı tasvirlerle yeni bir atmosfer oluşturmuştur.

Bakî’nin şiirlerinde dil ve söyleyiş mükemmelliği vardır. Sözün çağrışım gücüne ve büyüsüne önem verir.

Gazel şairi olan Bakî’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üzerine terkibibent nazım şekliyle yazdığı “Kanuni Mersiyesi” ünlüdür.

Eserleri

Divan: Asıl ününü sağlayan eseridir.

Fezailü’l-Cihad: Arapçadan çevirdiği mensur bir eserdir.

Fezail-i Mekke: Arapçadan çevirdiği mensur bir eserdir.

BAĞDATLI RUHİ (Azeri Sahası)

Asıl adı Osman’dır. Divan şiirinde düşünce ve toplumsal konulu şiirler yazmıştır.

Bütün hayatı sıkıntı içinde geçen Ruhi, yaşadığı ortamın kötülüklerini, yolsuzluklarını yakından görmüş ve bunun acısını derinden duymuştur.



Çektiği acılar onu kötümser yapmış ve şiirlerinde toplumu eleştirmeye ve hicvetmeye itmiştir.

Terkibibendiyle tanınan sanatçı, bu şiirinde dönemin olumsuzluklarını, ahlaksızlıklarını dile getirmiştir.

TAŞLICALI YAHYA (?-1582) (Osmanlı Sahası)

Mesnevileriyle tanınan sanatçı, divan edebiyatında hamse sahibi sanatçılardandır.

Nahcivan Seferi sırasında, Kanunî’nin, büyük oğlu Şehzade Mustafa’yı idam ettirmesi üzerine hem padişahı hem de Rüstem Paşa’yı usta bir dille hicveden mersiyesi ünlüdür. Taşlıcalı Yahya, mersiyesini terkibibent biçiminde yazmıştır.

Divan, Şah u Geda, Yusuf u Züleyha, Gencine—i Raz, Usulname (Kitab-ı Usul), Gülşen—i Envar, Edirne Şehrengizi ve İstanbul Şehrengizi sanatçının eserleri arasındadır.

ZATİ (1471 -1 546) (Osmanlı Sahası)

Döneminde üstat olarak kabul edilmiş, birçok şaire hocalık yapmıştır.

En çok gazel yazan sanatçı olarak bilinir.

Şiirlerinde daha çok rintliği ön plana çıkarmıştır.

Gazellerinin konusu gündelik hayattaki tiplerden devrin âdet, inanış ve davranış biçimlerine kadar oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır.

Divan, Edirne Şehrengizi, Şem ü Pervane-i Letaif sanatçının eserleri arasındadır.

HAYALİ BEY (1497-1556-57) (Osmanlı Sahası)

Asıl adı Mehmed, lakabı Bekâr Memi’dir.

Devrinin bütün tezkire yazarları Hayali’nin büyük bir şair olduğu görüşünde birleşir ve onu “diyar-ı Rum’un sultanü’ş-şuarası, meşhur, maruf Hayali Bey” diye anarlar.



Atasözü, deyim ve halk tabirleriyle şehirli Türkçesini kullanma yolunda Necati Bey’in takipçisi olduğunu da ifade etmektedir.

Şiirlerinde tasavvufî düşünceyi işlemiştir.

Divan edebiyatında gazel şairi olarak tanınmıştır.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
20 Haziran 2020 Cumartesi