Şiir ve Şair

Bir yapı, onu yapan ustasını, onun bu alandaki bilgisini, becerisini gösterir; yapıldığı dönemin imkânlarını ve zevk anlayışını ortaya koyar. Şiir, roman vb. edebî türlerde yazılan eserler de böyledir. Sanatçı ile eseri arasında sıkı bir bağ vardır. Fakat edebî bir eserde sanatçı kendi yaşamını değil, sanata konu olan ve olabilecek olayları, durumları anlatır.



Sanatçı ile eser arasında yoğun bir ilişki söz konusudur. Özellikle şiirle şair arasında bu ilişki daha da yoğundur. Şair, yazdığı şiire bilgisini, kültürünü, gelenekten gelen özellikleri, dönemin edebî zevkini en güzel şekilde yansıtmaya çalışır. Şiir; şairin hayatından, zevklerinden, o güne kadarki birikimlerinden, kültüründen süzülerek ortaya çıkar. Şiir, dış dünyanın değiştirilip dönüştürülmesiyle ortaya çıkan bir edebî anlatım yoludur. Bu yönüyle şairle şiiri bir bütündür. Bütün bunlar demek değildir ki şiir sanatçının psikolojisini, şahsiyetini bire bir yansıtan bir çeşit hayat hikâyesidir. Çünkü şair, kendine ve dış dünyaya ait gerçekliği değiştirerek aktarır.

Sosyal çevredeki her türlü olay, durum vb. şiir için bir malzeme deposudur. Şair bunları ve o güne kadar şiirde ün yapmış bütün sanatçıların birikimlerini şiirine yansıtır. Bu durum, şairin kendinden öncekileri taklit etme çabası değil, şiirde ele aldığı konuyu, temayı en güzel şekilde ifade etme, okuyucunun estetik duygularını geliştirme, şiirde iyi bir yapı oluşturma çabasıdır.

Bir şiir, onu kaleme alan şairin kişiliği, kültür birikimi, dünya görüşü, sanat ve hayat anlayışından izler taşır. Şairle ilgili bu özellikleri bilmek, şiiri yorumlamamıza yardımcı olur.



Bu dizelerden hareketle, Mehmet Akif Ersoy için görmediği şeyler hakkında konuşmadığı, başkalarının hoşuna gitmese de doğruyu söylediği, hayallerin gerçekleri çarpıtabildiğine inandığı, söylediklerinin gördüklerinden farklı şeyler olmadığı söylenebilir.

Temel Yeterlilik Sınavı (TYT)
30 Haziran 2018 Cumartesi