Türkiye’de Suyun Sürdürülebilir Kullanımı 11. Sınıf Coğrafya

🪄 Test ve Çalışma Kağıdı Hazırla

Konunu yaz; MEB uyumlu test ve özetler saniyeler içinde hazırlansın. 🖨️ Ücretsiz PDF indir!

⚡ Hemen Hazırla

1. Su Güvenliği ve Sürdürülebilir Su Yönetimi Kavramı

  • Su Güvenliği: Bir toplumun içme, evsel kullanım, tarımsal sulama, sanayi üretimi ve ekosistemin devamlılığı için yeterli miktar ve kabul edilebilir kalitede tatlı suya kesintisiz erişebilmesi; aynı zamanda taşkın, kuraklık ve su kirliliği gibi olumsuz hidrolojik risklerden korunabilmesidir.

  • Sürdürülebilir Su Yönetimi: Mevcut su kaynaklarının bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin kullanım imkânlarını tehlikeye atmayacak şekilde verimli, adil, bilimsel ve ekosistem dengesini gözeten yaklaşımlarla planlanmasıdır.

2. Türkiye’nin Su Potansiyeli ve Su Stresi Gerçeği

Türkiye, yarı kurak bir iklim kuşağında yer almaktadır. Ülke geneline yılda ortalama 574 mm yağış düşmektedir.

  • Brüt Su: Yıllık yağış miktarı yaklaşık 450 milyar $\text{m}^3$ brüt su kütlesine karşılık gelir.

  • Buharlaşma Kaybı: Bu suyun 264 milyar $\text{m}^3$ü buharlaşarak atmosfere geri döner.

  • Yüzeysel Akış: Kalan 186 milyar $\text{m}^3$lük kısım akarsular, göller ve yer altı sularını besler.

  • Kullanılabilir Su Potansiyeli: Teknik ve ekonomik koşullar dahilinde değerlendirilebilen yıllık kullanılabilir tatlı su potansiyeli 112 milyar $\text{m}^3$tür.

    • Yüzey Suları: 94 milyar $\text{m}^3$

    • Yer Altı Suları: 18 milyar $\text{m}^3$

TÜRKİYE'NİN SU DÖNGÜSÜ BİLANÇOSU
 Brüt Yağış Hacmi: 450 Milyar m³/Yıl
  ├── Buharlaşma Kaybı: 264 Milyar m³/Yıl (%58,6)
  └── Yüzeysel ve Yer Altı Akışı: 186 Milyar m³/Yıl
       └── KULLANILABİLİR POTANSİYEL: 112 Milyar m³/Yıl
            ├── Yüzey Suları: 94 Milyar m³
            └── Yer Altı Suyu: 18 Milyar m³
  • Falkenmark Su Stresi İndeksi ve Türkiye:

    • Kişi başı yıllık su $> 1.700\text{ m}^3$: Su zengini

    • $1.000 – 1.700\text{ m}^3$: Su stresi

    • $500 – 1.000\text{ m}^3$: Su kıtlığı

    • $< 500\text{ m}^3$: Mutlak su kıtlığı

    • Türkiye’de 1927 yılında kişi başına düşen su $8.206\text{ m}^3$ iken; nüfus artışıyla bu oran günümüzde yaklaşık $1.300\text{ m}^3$e gerilemiştir. Türkiye su zengini değil, su stresi yaşayan bir ülkedir.

    • Nüfus projeksiyonlarına göre nüfusun tepe noktasına yaklaşacağı öngörülen dönemde bu değerin $1.192\text{ m}^3$ seviyesine kadar inmesi beklenmektedir.

3. Sektörel Su Tüketimi ve Su Ayak İzi

Türkiye’de fiilen tüketilen yaklaşık 58,4 milyar $\text{m}^3$ suyun sektörel dağılımı şu şekildedir:

  • Tarımsal Sulama (%77 – 45 milyar $\text{m}^3$): Açık kanal ve salma (vahşi) sulama yöntemleri sebebiyle en yüksek kayıp ve israf bu sektörde yaşanmaktadır.

  • İçme-Kullanma ve Sanayi (%23 – 13,4 milyar $\text{m}^3$): Hızlı kentleşme ve sanayileşmeye bağlı olarak payı giderek büyümektedir.

  • Su Ayak İzi Bileşenleri:

    • Yeşil Su Ayak İzi: Üretim sürecinde kullanılan toprakta depolanmış yağmur suyudur. Türkiye’nin tarımsal su ayak izinin %66’sını yeşil su oluşturur; bu durum tarımsal üretimin doğrudan iklim koşullarına ve yağış rejimine bağımlı olduğunu kanıtlar.

    • Mavi Su Ayak İzi: Yer altı ve yer üstü su kaynaklarından (akarsu, göl, baraj) çekilip tüketilen sudur.

    • Gri Su Ayak İzi: Üretim ve tüketim süreçlerinde kirlenen suyun çevre kalite standartlarına geri getirilmesi için gereken tatlı su miktarıdır. Türkiye’de evsel atık suların %87’sini, endüstriyel atık suların ise %92’sini gri su oluşturmaktadır; bu durum kaynaklar üzerindeki kirlilik baskısını gösterir.

  • Kişi Başına Su Ayak İzi: Türkiye’de doğrudan ve dolaylı tüketimi kapsayan kişi başı su ayak izi yıllık $1.635\text{ m}^3$ olup; dünya ortalaması olan $1.243\text{ m}^3$ün belirgin şekilde üzerindedir.

4. Hidrolojik Havzalar ve Bölgesel Su Dengesi

Türkiye, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 25 ana hidrolojik havzaya ayrılmıştır. Yağış ve yer şekillerinin dengesiz dağılımı sebebiyle havzaların su potansiyelleri birbirinden çok farklıdır:

  • Yüzeysel Akış Potansiyeli En Yüksek Havzalar: Fırat-Dicle, Doğu Karadeniz ve Antalya havzaları.

  • Su Stresi ve Kıtlık Yaşayan Havzalar: Marmara, Küçük Menderes, Gediz, Sakarya, Meriç-Ergene ve Konya Kapalı Havzası.

  • Havzalar Arası Su Transferi: Su fakiri havzaların ihtiyacını karşılamak için Melen Projesi (Marmara/İstanbul) veya Mavi Tünel Projesi (Göksu’dan Konya Kapalı Havzası’na) gibi transferler yapılmaktadır; ancak suyun çekildiği havzanın ekolojik dengesi korunmalıdır.

5. Su Kaynaklarını Tehdit Eden Sorunlar ve Çözüm Stratejileri

  • Şebekelerdeki Fiziki Kayıp ve Kaçaklar: Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin içme suyu dağıtım şebekelerindeki su kayıp-kaçak oranı ortalama %42 seviyesindedir.

  • Atık Su Deşarjı ve Kirlilik: Yılda yaklaşık 17,2 milyar $\text{m}^3$ atık su doğrudan alıcı ortamlara boşaltılmaktadır. Bu suların %75,9’u denizlere, %19,5’i akarsulara deşarj edilmektedir. İncelenen tatlı su noktalarının %56’sında suların kirlenmiş olduğu belirlenmiştir.

  • Yer Altı Suyunun Boşalması: Konya Havzası’nda aşırı yeraltı suyu çekimi karstik zemin çöküntülerine ve obruklara neden olmaktadır.

  • Sürdürülebilir Çözüm Politikaları:

    • Tarımda geleneksel salma sulamanın yasaklanarak kapalı borulu, basınçlı damla ve yağmurlama sulamaya geçilmesi.

    • Kentsel altyapıda kayıp-kaçak oranlarını %25’in altına düşürecek akıllı scada sistemlerinin kurulması.

    • Sanayide ve peyzaj sulamasında arıtılmış atık suların (gri su) yeniden kullanımı.

    • Yağmur suyu hasadı ve kentsel alanlarda “Sünger Şehir” yeşil drenaj modellerinin uygulanması.

    • Su kanunu düzenlemeleriyle suyun kademeli fiyatlandırılması ve toplumsal su tasarrufu bilincinin geliştirilmesi.

II. SINAVA HAZIRLIK BİLGİ NOTLARI

  • Hayati Not 1: Türkiye su zengini bir ülke değildir; kişi başına düşen yıllık yaklaşık $1.300\text{ m}^3$ su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler kategorisindedir.

  • Hayati Not 2: Türkiye’de su tüketiminin ezici çoğunluğu tarımsal sulamaya (%77) aittir. Bu nedenle en yüksek tasarruf potansiyeli tarımda damla sulamaya geçilerek sağlanabilir.

  • Hayati Not 3: Tarımsal su ayak izimizin %66’sının yeşil su (toprak nemi/yağmur) olması, tarımsal üretimimizin kuraklığa ve meteorolojik dalgalanmalara karşı aşırı kırılgan olduğunu gösterir.

  • Hayati Not 4: Büyükşehir şebekelerindeki kayıp-kaçak oranının ortalama %42 olması, su krizinin salt yağış azlığından değil yönetsel ve altyapısal eksikliklerden de kaynaklandığını kanıtlar.

  • Hayati Not 5: Deşarj edilen atık suların %75,9’unun denizlere, %19,5’inin akarsulara verilmesi; kıyılarda müsilaj ve iç sularda ötrofikasyon gibi ekolojik afetlerin ana kaynağıdır.

III. ETKİLEŞİMSİZ ÇÖZÜMLÜ TEST SORULARI

Soru 1

Türkiye’de toplam su ayak izinin sektörel bileşenleri incelendiğinde; tarımsal su ayak izinin %89, evsel kullanımın %7 ve endüstriyel kullanımın %4 paya sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tarımsal su ayak izinin %66’sını yeşil su, %19’unu mavi su ve %15’ini gri su oluşturmaktadır.

Tarımsal su ayak izinde “yeşil su” payının bu denli yüksek olması Türkiye tarımı açısından aşağıdakilerden hangisini doğrudan kanıtlar?

A) Tarımsal sulamanın tamamının arıtılmış atık sularla karşılandığını

B) Tarımsal üretimin ve rekoltenin doğrudan mevsimsel yağışlara ve iklim koşullarına bağımlı olduğunu

C) Türkiye’deki tüm tarım alanlarında topraksız (hidroponik) tarım yöntemine geçildiğini

D) Çiftçilerin yer altı sularını tamamen tüketerek tarımsal üretimi durdurduğunu

E) Türkiye’de yetiştirilen tüm ürünlerin kuraklığa tam dayanıklı olduğunu

Çözüm 1

Yeşil su ayak izi, toprakta depolanan ve bitkilerin kökleriyle emdiği yağmur suyunu temsil eder. Tarımsal su ayak izinde yeşil suyun %66 gibi yüksek bir paya sahip olması, üretimin büyük ölçüde doğal yağış rejimine bağımlı olduğunu; kurak geçen yıllarda veya yağış düzensizliklerinde rekoltenin doğrudan düşeceğini ve gıda güvencesinin kırılgan olduğunu kanıtlar.

Doğru Seçenek: B

Soru 2

Falkenmark Su Stresi İndeksi’ne göre yıllık kişi başına düşen tatlı su potansiyeli $1.700\text{ m}^3$ün üzerinde olan ülkeler su zengini, $1.000 – 1.700\text{ m}^3$ arasında olan ülkeler ise su stresi yaşayan ülke olarak nitelendirilir. Türkiye’de 1927 yılında kişi başına $8.200\text{ m}^3$ su düşerken, günümüzde bu değer yaklaşık $1.300\text{ m}^3$e gerilemiştir.

Türkiye’nin su zengini bir ülke olmaktan çıkıp “su stresi yaşayan ülke” konumuna gerilemesinde aşağıdakilerden hangisi en belirleyici faktör olmuştur?

A) Türkiye akarsularının tamamının kapalı havza özelliği kazanması

B) Yağışlarla gelen brüt su potansiyeli ana hatlarıyla sabit kalırken ülke nüfusunun katlanarak artması

C) Sanayi tesislerinin deniz kıyılarından tamamen iç kesimlere taşınması

D) Hidroelektrik santrallerin akarsulardaki suyu kimyasal olarak yok etmesi

E) Karadeniz Bölgesi’nde yıllık ortalama yağışın 100 milimetrenin altına düşmesi

Çözüm 2

Kişi başına düşen su miktarı formülünde pay (kullanılabilir su potansiyeli) iklimsel olarak uzun yıllar ortalamasında büyük bir değişim göstermezken; payda (nüfus) 1927’deki 13,6 milyondan 85 milyonun üzerine çıkmıştır. Sabit su kaynağının hızla artan nüfusa bölünmesi, kişi başına düşen yıllık payı hızla eriterek Türkiye’yi su stresi kuşağına sokmuştur.

Doğru Seçenek: B

Soru 3

Türkiye’de kentsel su yönetimi incelendiğinde; büyükşehir şebekelerinde dağıtılan içme suyunun ortalama %42’sinin nihai tüketiciye ulaşamadan borulardaki kırık ve çatlaklardan toprağa sızdığı (kayıp-kaçak) belirlenmiştir.

Buna göre, büyükşehirlerde su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı için yerel yönetimlerin atması gereken en rasyonel ve öncelikli adım aşağıdakilerden hangisidir?

A) Şebeke boru hatlarını yenileyerek akıllı basınç ve kaçak izleme sistemlerine (SCADA) geçmek

B) Şehirdeki tüm park ve bahçeleri sökerek yeşil alanları tamamen betonla kaplamak

C) Şehre su sağlayan barajların kapaklarını yaz aylarında sürekli açık tutmak

D) Konutlarda musluktan akan suyun kullanımını tamamen yasaklamak

E) Sanayi tesislerinin su arıtma filtrelerini devre dışı bırakmak

Çözüm 3

%42 seviyesindeki şebeke kayıp-kaçağı, barajlardan çekilen her 100 litre suyun 42 litresinin boru arızaları sebebiyle israf edildiğini gösterir[cite: 3]. Yeni barajlar inşa etmekten önce mevcut iletim hatlarının yenilenmesi, basınç odaları ve SCADA gibi dijital kaçak izleme teknolojileriyle altyapının onarılması en hızlı ve maliyetsiz su tasarrufu yöntemidir[cite: 3].

Doğru Seçenek: A

Soru 4

Aşağıdaki tabloda Türkiye’de üretilen atık suların doğrudan alıcı ortamlara deşarj edilme oranları verilmiştir:

Alıcı Ortam Deşarj Edilme Oranı (%)
Denizler

%75,9[cite: 3]

Akarsular

%19,5[cite: 3]

Barajlar, Göller ve Diğerleri

%4,6[cite: 3]

Atık suların ezici çoğunluğunun doğrudan denizlere ve akarsulara deşarj edilmesinin ortaya çıkarabileceği çevresel ve ekonomik riskler arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

A) Marmara Denizi’nde fitoplankton patlamasıyla görülen müsilaj (deniz salyası) krizinin tetiklenmesi

B) Akarsu boylarındaki sulak alanlarda yaşayan sucul canlı popülasyonlarının ve balık türlerinin yok olması

C) Arıtılmamış akarsulardan sulanan tarım arazilerinde ağır metal ve kimyasal birikimi oluşması[cite: 3]

D) Kıyı turizminin ve balıkçılık faaliyetlerinin kirlilik nedeniyle ekonomik kayba uğraması

E) Denizlerdeki tatlı su rezervinin artarak küresel okyanus tuzluluk oranının tamamen sıfırlanması

Çözüm 4

Atık suların denizlere dökülmesi deniz suyunu tatlılaştırmaz ya da küresel tuzluluk dengesini sıfırlamaz. Aksine yüksek miktarda organik madde, fosfor ve azot deşarjı; Marmara Denizi’ndeki müsilaj felaketinde görüldüğü gibi deniz ekosistemlerini boğar, oksijeni tüketir, balıkçılığı ve kıyı turizmini baltalar. E seçeneğindeki ifade bilimsel ve coğrafi açıdan olanaksızdır.

Doğru Seçenek: E

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Türkiye'de Suyun Sürdürülebilir Kullanımı 11. Sınıf Coğrafya