Coğrafya öğretmeni Yusuf Bey'in sorusuna verilen öğrenci yanıtlarını tek tek inceleyelim:
- Emir'in ifadesi: "Bulutlu havalarda güneşlenme az olduğu için yağış başlamamıştır."
- Semra'nın ifadesi: "Demek ki hava doyma noktasına tam ulaşamamıştır."
- Yıldız'ın ifadesi: "Havanın doyma noktasına ulaşması için alçalarak ısınması gerekir."
- Esma'nın ifadesi: "Havanın bağıl nemi %100'ü geçmediği için yağış oluşmamıştır."
Bulutluluk, güneşlenmeyi azaltır ancak yağışın başlamaması için doğrudan bir neden değildir. Aksine, bulutlar yağışın oluşumu için gerekli ön koşullardan biridir. Yağışın oluşmaması, bulutların varlığına rağmen havanın yeterince doymamış veya yoğuşma ve damlacık büyümesi için uygun koşulların oluşmamış olmasıyla ilgilidir. Bu nedenle Emir'in ifadesi yanlıştır.
Yağışın oluşabilmesi için havanın su buharı bakımından doygunluğa ulaşması (bağıl nemin %100 olması) ve ardından yoğuşma ile bulut damlacıklarının veya buz kristallerinin büyümesi gerekir. Eğer bulutlar olmasına rağmen yağış başlamamışsa, bu durum havanın henüz tam doygunluğa ulaşmadığını veya doygunluğa ulaşsa bile yağış oluşturacak büyüklükteki damlacıkların oluşmadığını gösterir. Bu nedenle Semra'nın ifadesi doğrudur.
Hava alçaldıkça sıkışır ve ısınır. Isınan havanın su buharı taşıma kapasitesi artar, bu da bağıl nemini düşürür ve havayı doyma noktasından uzaklaştırır. Havanın doyma noktasına ulaşması için genellikle yükselerek soğuması gerekir (adiyabatik soğuma). Bu nedenle Yıldız'ın ifadesi yanlıştır.
Yağışın başlaması için havanın bağıl neminin %100'e ulaşması ve hatta yoğuşma çekirdekleri üzerinde su buharının yoğuşarak damlacık veya kristal oluşturması gerekir. Eğer bağıl nem %100'ü geçmemişse (veya yeterli yoğuşma ve büyüme olmamışsa), yağış oluşmaz. Bu ifade, Semra'nın ifadesiyle aynı temel prensibi farklı bir şekilde dile getirmektedir ve doğrudur.
Yukarıdaki analizlere göre, Semra ve Esma'nın verdiği yanıtlar doğrudur.
Cevap E seçeneğidir.