Deniz ekosistemi, birçok canlı türünü barındıran karmaşık bir yapıdır. Bu ekosistemin sağlığı ve biyoçeşitliliği, çeşitli faktörlerden etkilenir. Verilen yargıları adım adım inceleyelim:
- I. Denize atık suların bırakılması biyoçeşitliliği olumsuz etkiler.
Atık sular, deniz ekosistemine zararlı kimyasallar, ağır metaller ve aşırı besin maddeleri (ötrofikasyona yol açarak oksijen azalmasına neden olabilir) taşır. Bu durum, deniz canlılarının yaşam alanlarını bozar, üreme döngülerini etkiler ve doğrudan ölümlere yol açarak biyoçeşitliliği ciddi şekilde azaltır. Bu yargı doğrudur.
- II. Denizin tuzluluk oranı, balık türü sayısı ve bitki türü sayısını etkiler.
Tuzluluk, deniz ekosistemlerinde yaşayan canlıların adaptasyon yeteneklerini doğrudan etkileyen önemli bir abiyotik faktördür. Her tür, belirli bir tuzluluk aralığında yaşamaya adapte olmuştur. Tuzluluktaki değişimler (örneğin, nehir ağızlarında veya kapalı denizlerde), türlerin osmotik dengesini bozarak hayatta kalma, büyüme ve üreme başarılarını etkiler. Bu da belirli bir bölgedeki balık ve bitki türlerinin çeşitliliğini ve sayısını belirler. Bu yargı doğrudur.
- III. Balıklarla beslenen bir türün sayısının hızla artması biyoçeşitliliği azaltabilir.
Bu durum, bir avcı-av ilişkisini ifade eder. Eğer balıklarla beslenen bir avcı türünün (örneğin, bazı kuşlar, büyük balıklar veya deniz memelileri) popülasyonu kontrolsüz bir şekilde artarsa, av konumundaki balık popülasyonları üzerinde aşırı avlanma baskısı oluşur. Bu durum, balık türlerinin sayısının azalmasına, hatta bazı türlerin yok olmasına neden olabilir. Bu da genel deniz biyoçeşitliliğini olumsuz etkiler. Bu yargı doğrudur.
Yukarıdaki analizlere göre, verilen üç yargı da deniz ekosistemleri için geçerli ve doğrudur.
Cevap D seçeneğidir.