Sorunun Çözümü
1876 yılında Kanun-i Esasi'nin kabul edilmesiyle mutlak monarşiden meşruti rejime geçilmesi ve padişahın yetkilerinin kısıtlanması, yönetim anlayışında önemli bir değişikliği ifade eder.
- Mutlak monarşide tüm yetki padişahta toplanırken, meşruti rejimde padişahın yetkileri anayasa ile sınırlandırılır ve genellikle halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis (parlamento) yönetime katılır.
- Padişahın yetkilerinin kısıtlanması, artık tek başına karar veremeyeceği, kararlarında başka bir gücün (halkın temsilcilerinin) de söz sahibi olacağı anlamına gelir.
- Bu durum, halkın doğrudan veya dolaylı olarak (temsilcileri aracılığıyla) yönetimde yer almaya başladığının bir göstergesidir.
- Diğer seçenekler incelendiğinde:
- B) Merkezi yönetim mutlak monarşide de mevcuttu, bu bir değişiklik değildir.
- C) "Egemenlik Milletindir" ilkesi tam anlamıyla Cumhuriyet döneminde benimsenmiştir. Meşruti monarşi bu ilkeye doğru bir adımdır ancak tam olarak benimsendiğini göstermez.
- D) Metinde padişahın yetkilerinin "kısıtlandığı" belirtilmiştir, "tamamen ortadan kalktığı" değil.
Bu nedenle, padişahın yetkilerinin kısıtlanması ve meşruti rejime geçilmesi, halkın da yönetime katılmasının sağlandığının en açık göstergesidir.
Cevap A seçeneğidir.