Sorunun Çözümü
Soruyu adım adım inceleyelim:
- I. Tımar sisteminde topraklar halka aittir.
- Tımar sistemi bölümünde "Dirlik sahipleri ne toprağın sahibi ne de halkın efendisi durumundaydı. Halk hürdü ve devletin kiracısıydı." ifadesi yer almaktadır. Ayrıca, dirlik sahiplerinin toprakları satamadığı, devredemediği ve miras bırakamadığı, kanuna aykırı durumlarda devlet tarafından el konulabildiği belirtilmiştir. Bu bilgiler, toprakların nihai sahibinin devlet olduğunu, halkın ise kiracı konumunda olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.
- II. Feodalite yönetiminde merkezi otoriteye önem verilmiştir.
- Feodalite yönetimi bölümünde "Krallar, senyörlerin topraklarına el koyamazdı." ve "Senyörler toprakları üzerindeki halkı kendi koydukları kurallara göre yönetir, gerektiğinde yargılar ve cezalandırabilirlerdi." ifadeleri bulunmaktadır. Bu durum, senyörlerin geniş yetkilere sahip olduğunu ve merkezi otoritenin (kralların) gücünün sınırlı olduğunu, yani merkezi otoriteye önem verilmediğini göstermektedir. Dolayısıyla bu yargı yanlıştır.
- III. Toprak yönetiminde çeşitli yöntemler uygulanmıştır.
- Tablonun kendisi, "Feodalite Yönetimi" ve "Tımar Sistemi" olmak üzere iki farklı toprak yönetim sistemini karşılaştırmaktadır. Bu iki sistemin kendine özgü kuralları, sahiplik yapıları ve işleyişleri olması, toprak yönetiminde farklı yöntemlerin uygulandığını açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu yargı doğrudur.
Yukarıdaki analizlere göre, sadece III. yargıya ulaşılabilir.
Cevap A seçeneğidir.