🎓 8. Sınıf Lgs Siyasal Alanda Yapılan İnkılaplar Test 4 - Ders Notu ve İpuçları
Bu ders notu, 8. sınıf LGS müfredatının önemli bir bölümünü oluşturan siyasal alanda yapılan inkılapları kapsamaktadır. Özellikle Saltanatın Kaldırılması, Ankara'nın Başkent Oluşu, Cumhuriyetin İlanı, Halifeliğin Kaldırılması ve 1924 Anayasası gibi kritik konulara odaklanarak, ulusal egemenlik ve demokrasi yolunda atılan adımları derinlemesine inceleyeceğiz. Bu notlar, sınav öncesi son tekrarınızı yaparken size rehberlik edecek ve konuları daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. İyi çalışmalar! 🚀
🏛️ Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Osmanlı Devleti'nin yönetim biçimi olan saltanat, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte tarihe karışan ilk büyük siyasal inkılaptır.
- Nedenleri:
- Ulusal egemenlik ilkesine aykırı olması. Milletin kendi kendini yönetme hakkı, padişahlık sistemiyle çelişiyordu.
- Lozan Barış Konferansı'na İstanbul Hükümeti ile TBMM Hükümeti'nin birlikte davet edilmesi, itilaf devletlerinin ikilik çıkarma amacını ortaya koydu. Bu durum, milli birliğin sağlanması ve uluslararası alanda tek temsilci olunması gerekliliğini doğurdu.
- Vahdettin'in Milli Mücadele'ye karşı tutumu ve işgalcilerle iş birliği yapması, halkın saltanata olan güvenini sarsmıştı.
- Sonuçları:
- Ulusal egemenlik yolunda atılan en önemli adımdır. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi pekişmiştir.
- Laik devlet olma yolunda ilk adımdır, çünkü din ve devlet işleri birbirinden ayrılmaya başlanmıştır (Halifelik henüz kaldırılmamıştır ama saltanatın kaldırılmasıyla dini ve siyasi otorite ayrılmıştır).
- Osmanlı Devleti resmen sona ermiş, yeni Türk Devleti'nin kuruluşu hızlanmıştır.
- Devlet başkanlığı sorunu ortaya çıkmıştır (Padişahlık kalktığı için devletin başında kimin olacağı belirsizleşmiştir).
💡 İpucu: Saltanatın kaldırılması, Lozan Konferansı öncesinde atılan stratejik bir adımdır. Bu sayede TBMM, Türk milletinin tek temsilcisi olarak konferansa katılmıştır. 🇹🇷
📍 Ankara'nın Başkent Oluşu (13 Ekim 1923)
Milli Mücadele'nin merkezi olan Ankara, Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre önce başkent ilan edilmiştir.
- Nedenleri:
- Siyasi Nedenler: Milli Mücadele'nin merkezi olması, TBMM'nin burada açılması ve tüm önemli kararların burada alınması, Ankara'yı fiilen başkent yapmıştı.
- Coğrafi Nedenler: Anadolu'nun ortasında yer alması, ülkenin her yerine hizmet götürmeye elverişli olması ve ulaşım yollarının kesişim noktasında bulunması.
- Askeri Nedenler: İşgal güçlerinden uzak ve savunmaya elverişli bir konumda olması, güvenlik açısından stratejik öneme sahipti.
- İstanbul'un işgal altında olması ve eski rejimi temsil etmesi, yeni devletin başkenti olmasını engelliyordu.
- Önemi:
- Yeni Türk Devleti'nin bağımsızlık ve milliyetçilik ruhunu simgelemiştir.
- Anadolu'nun kalkınması ve gelişmesi için bir sembol olmuştur.
🌍 Günlük Hayattan Örnek: Bir ailenin yeni bir eve taşınması gibi düşünebilirsiniz. Eski ev (İstanbul) artık ihtiyaçları karşılamıyor veya güvenli değil, bu yüzden aile yeni, daha uygun bir yere (Ankara) taşınarak yeni bir başlangıç yapıyor.
🇹🇷 Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
Türk milletinin egemenliğini perçinleyen ve devletin yönetim şeklini kesinleştiren en büyük adımdır.
- Nedenleri:
- Devlet Başkanlığı Sorunu: Saltanatın kaldırılmasıyla devlet başkanı belirsizleşmişti. Bu durumun çözülmesi gerekiyordu.
- Hükümet Bunalımı: Meclis Hükümeti Sistemi'nde bakanlar tek tek seçildiği için hükümet kurmak zorlaşıyor, sık sık hükümet bunalımları yaşanıyordu. Yeni bir hükümet sistemine ihtiyaç vardı.
- Devletin adının ve rejiminin henüz belirlenmemiş olması, uluslararası alanda belirsizlik yaratıyordu.
- Ulusal egemenliğin tam olarak yerleşmesi ve demokrasinin güçlenmesi isteği.
- Sonuçları:
- Devletin adı "Türkiye Cumhuriyeti", yönetim şekli ise "cumhuriyet" olarak kesinleşti.
- Devlet başkanlığı sorunu çözüldü; cumhurbaşkanı devletin başkanı oldu. Mustafa Kemal Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi.
- Kabine Sistemi'ne geçildi. Bu sistemle hükümetin kurulması kolaylaştı ve yürütme daha etkili hale geldi. (Başbakan ve bakanlar, cumhurbaşkanı tarafından atanır ve meclisten güvenoyu alır.)
- Ulusal egemenlik ve demokrasi ilkesi güçlendi.
- İnkılapların önündeki hukuki engeller ortadan kalktı, çağdaşlaşma süreci hızlandı.
⚠️ Dikkat: Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında cumhuriyeti hemen ilan etmemiştir. Bunun nedenleri arasında Kurtuluş Savaşı'nın devam etmesi, halkın henüz cumhuriyet fikrine tam olarak hazır olmaması ve birlik beraberliği bozacak tartışmalardan kaçınma isteği yer alır. Atatürk, inkılapları zamana yayma ve uygun koşulları bekleme taraftarıydı.
☪️ Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
Saltanatın kaldırılmasından sonra, Osmanlı hanedanından Abdülmecid Efendi halife olarak kalmıştı. Ancak halifelik makamı, yeni Türk Devleti için bir engel haline gelmeye başlamıştı.
- Halifeliğin Tarihi ve İşlevi:
- Halifelik, İslam dünyasının dini liderliği makamıdır. Osmanlılara Yavuz Sultan Selim döneminde geçmiştir.
- I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı padişahının cihat çağrısı Müslümanlar arasında yeterli karşılığı bulamamış, bu da halifeliğin siyasi ve dini gücünün zayıfladığını göstermiştir.
- Saltanat kaldırıldıktan sonra bazı çevreler, halifeyi padişah gibi görmeye devam etmiş, bu da yeni rejime karşı potansiyel bir tehdit oluşturmuştur.
- Nedenleri:
- Laiklik İlkesi: Laik bir devlet yapısı oluşturmak için din ve devlet işlerinin tamamen ayrılması gerekiyordu. Halifelik, dini ve siyasi otoriteyi birleştiren bir makamdı.
- Ulusal Egemenlik: Halifelik, egemenliğin millete ait olduğu ilkesiyle bağdaşmıyordu. Halifenin varlığı, ulusal iradenin üstünde bir güç algısı yaratıyordu.
- Çağdaşlaşma ve İnkılapların Önündeki Engel: Halifelik, çağdaşlaşma ve modernleşme yolundaki inkılapların önünde bir engel olarak görülüyordu. Geriye dönüş yanlılarının dayanağı olabilirdi.
- Ümmetçilik anlayışının sona erdirilerek, milliyetçilik ve ulus devlet bilincinin pekiştirilmesi.
- Sonuçları:
- Laik devlet düzenine geçişin en önemli adımıdır. Türkiye Cumhuriyeti, laik bir devlet olma yolunda büyük bir mesafe katetmiştir.
- Çağdaşlaşma ve modernleşme yolundaki inkılaplar hızlanmıştır. Eğitim, hukuk ve sosyal alandaki yeniliklerin önü açılmıştır.
- Ulusal egemenlik pekiştirilmiş, eski rejime geri dönüş yolları tamamen kapatılmıştır.
- Ümmetçilik anlayışı sona ermiş, ulusal kimlik ve milliyetçilik bilinci güçlenmiştir.
⚠️ Dikkat: Halifeliğin kaldırılması, siyasal ve sosyal alanda büyük etkiler yaratmıştır. Ancak, ekonomik gelişmeleri engelleyen tüm engellerin doğrudan ortadan kalktığı söylenemez. Ekonomik sorunlar, farklı inkılaplarla ve politikalarla çözülmeye çalışılmıştır. 💰
📜 1924 Anayasası
Cumhuriyetin ilanından sonra, yeni devletin temel hukuk belgesi olarak 1924 Anayasası kabul edilmiştir. Bu anayasa, uzun yıllar yürürlükte kalarak Türkiye'nin siyasal yaşamına yön vermiştir.
- Temel Özellikleri ve İlkeleriyle İlişkisi:
- "Türkiye Devleti bir cumhuriyettir." maddesiyle Cumhuriyetçilik ilkesi açıkça belirtilmiştir.
- "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir." maddesiyle ulusal egemenlik vurgulanmış, Halkçılık ve Cumhuriyetçilik ilkeleri pekiştirilmiştir.
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve gerçek temsilcisi olup millet adına egemenlik hakkını kullanır." ifadesi, TBMM'nin gücünü ve Halkçılık ilkesini gösterir.
- "Türkiye Devleti'nin dini İslam'dır, resmî dili Türkçedir, başkenti Ankara şehridir." maddeleri yer almıştır. (Din maddesi 1928'de çıkarılarak laiklik yolunda önemli bir adım atılmıştır.)
- Milli Mücadele ruhu ve ulusal bağımsızlık vurgusuyla Milliyetçilik ilkesi ön plandadır.
- Seçme ve seçilme hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri güvence altına almasıyla özgürlükçü bir nitelik taşır.
⚖️ Örnek: 1924 Anayasası'nı, bir binanın sağlam temelleri gibi düşünebilirsiniz. Bu temeller üzerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin modern ve çağdaş yapısı inşa edilmiştir.
🌟 Siyasal Alandaki Diğer Önemli Gelişmeler
Cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi büyük inkılapların yanı sıra, siyasal alanda demokrasiyi ve ulusal egemenliği güçlendiren başka önemli adımlar da atılmıştır:
- Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri: Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan çok partili siyasi hayata geçiş için denemeler yapılmıştır (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası). Bu denemeler, demokrasiye olan inancın bir göstergesidir.
- Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi: Kadınlara belediye seçimlerinde (1930), muhtarlık seçimlerinde (1933) ve milletvekili seçimlerinde (1934) seçme ve seçilme hakkı verilmesi, demokrasinin gelişimi ve toplumsal eşitlik açısından devrim niteliğindedir. Bu, Türk kadınının siyasal hayatta aktif rol almasını sağlamıştır. 👩⚖️
- Laiklik İlkesinin Anayasaya Girmesi: 1928'de "Devletin dini İslam'dır" maddesinin anayasadan çıkarılması, 1937'de laiklik ilkesinin anayasaya girmesi, Türkiye'nin çağdaş ve laik bir devlet olma yolundaki kararlılığını göstermiştir.
💡 İpucu: Bu inkılapların her biri, birbirini tamamlayan ve Türkiye'yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarma amacı güden adımlardır. Özellikle ulusal egemenlik, laiklik ve demokrasi kavramlarını iyi anlamak, soruları doğru çözmenizi sağlayacaktır. 👍