🎓 Milli Uyanış: Bağımsızlık Yolunda Atılan Adımlar Ünite Değerlendirme Test 5 - Ders Notu ve İpuçları
Bu ders notu, Milli Uyanış ünitesinin kritik konularını, özellikle I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı üzerindeki etkilerini, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın sonuçlarını, Milli Mücadele'nin başlangıcını, Mustafa Kemal Atatürk'ün liderlik özelliklerini, Milli Mücadele'ye karşı çıkan iç ve dış unsurları, Amasya Genelgesi gibi önemli belgeleri ve Misakımillî'nin temel ilkelerini kapsamaktadır. Sınavda başarılı olmak için bu konuları derinlemesine anlamak büyük önem taşımaktadır. Haydi, bağımsızlık yolculuğumuzun önemli duraklarına birlikte göz atalım! 🇹🇷
1. I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti'nin Savaşa Giriş Nedenleri 🌍
- Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'na girerken birçok iç ve dış etkenin baskısı altındaydı.
- Siyasi Yalnızlıktan Kurtulma İsteği: Savaş öncesinde Avrupa devletleri arasında yalnız kalan Osmanlı, güçlü bir müttefik arayışındaydı. Almanya ile yakınlaşma bu yalnızlığı giderme amacı taşıyordu.
- Kaybedilen Toprakları Geri Alma Arzusu: Balkan Savaşları ve Trablusgarp Savaşı gibi süreçlerde kaybedilen toprakların, Almanya'nın savaşı kazanması durumunda geri alınabileceği umudu vardı. Özellikle İttihat ve Terakki yöneticileri bu konuda hevesliydi.
- Ekonomik Çıkarlar ve Kapitülasyonlar: Almanya'nın ekonomik gücüne güvenilmesi ve kapitülasyonlar gibi ekonomik kısıtlamalardan kurtulma beklentisi de savaşa girişte etkili oldu.
- Alman Hayranlığı: Özellikle askeri alanda Almanya'nın gücüne duyulan hayranlık ve Almanların savaşı kazanacağına olan inanç da bir faktördü.
- Propaganda Faaliyetleri: Savaş döneminde halkın savaşa katılımını sağlamak, milli duyguları harekete geçirmek ve düşmana karşı mücadele azmini artırmak için çeşitli propaganda afişleri ve yayınlar kullanıldı. Bu afişler, askeri güç kazanma ve milli duygulara hitap etme amaçlıydı.
⚠️ Dikkat: Osmanlı'nın savaşa girme nedenleri genellikle tek bir faktöre bağlı değildir; siyasi, askeri, ekonomik ve ideolojik birçok sebebin birleşimiyle oluşmuştur. "Siyasi yalnızlıktan kurtulma" ve "kaybedilen toprakları geri alma" temel motivasyonlardandır.
2. Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ve Sonuçları 💔
- I. Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlı Devleti'nin imzaladığı, ağır maddeler içeren bir antlaşmadır.
- Antlaşmanın Maddeleri: Özellikle 7. ve 24. maddeleri, Anadolu'nun işgaline zemin hazırlamıştır.
- 7. Madde: İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekti. Bu madde, işgallere hukuki zemin hazırladı.
- 24. Madde: Doğu Anadolu'daki altı ilde (Vilayet-i Sitte) karışıklık çıkarsa, İtilaf Devletleri bu illeri işgal edebilecekti. Bu madde, bir Ermeni devleti kurma amacını taşıyordu.
- Osmanlı Ordusunun Terhisi: Antlaşma ile Osmanlı ordusu terhis edildi, silah ve cephaneleri İtilaf Devletleri'ne bırakıldı. Bu durum, ülkeyi savunmasız bıraktı.
- İşgallerin Başlaması: Mondros'un ardından İtilaf Devletleri, Anadolu'nun çeşitli bölgelerini işgal etmeye başladı. Bu işgaller, Türk milletinde büyük bir tepkiye yol açtı.
- Mustafa Kemal'in Tutumu: Mustafa Kemal Paşa, Mondros'un maddelerinin net olmadığını, Türk topraklarını işgale açık hale getirdiğini ve ordunun terhis edilmemesi gerektiğini savunmuştur. İşgallere karşı protesto mitingleri düzenlenmesini ve milli bilincin uyandırılmasını teşvik etmiştir. Onun tutumu vatanseverlik, mücadelecilik ve milli birlik ve beraberlik ruhunu yansıtır; asla uzlaşmacı değildir.
- İstanbul Hükümeti'nin Tutumu: Dönemin İstanbul Hükümeti ve Damat Ferit Paşa gibi isimler, Mondros'un uygulanması karşısında genellikle teslimiyetçi ve uzlaşmacı bir tavır sergilemiş, halktan sakin olmalarını ve hükümetin kararlarına uymalarını istemiştir. Milli bağımsızlık ve milliyetçilikten uzak bir duruş sergilemişlerdir.
💡 İpucu: Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin fiilen sona erdiğinin ve işgallere açık hale geldiğinin belgesidir. Mustafa Kemal'in "Geldikleri gibi giderler" sözü, onun bu teslimiyetçi ortama rağmen bağımsızlık inancını ve kararlılığını gösterir. Bu söz, onun kararlılık, vatanseverlik ve cesaret gibi özelliklerini vurgular. Çok yönlülük gibi genel bir kişilik özelliği bu sözle doğrudan ilişkilendirilemez.
3. Milli Mücadele'nin İlk Adımları ve Mustafa Kemal'in Liderliği 🌟
- Mustafa Kemal, Mondros sonrası başlayan işgallere karşı milli bir direniş başlatma kararı almıştır.
- Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919): Milli Mücadele'nin yol haritasını çizen önemli bir belgedir.
- "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir." (Mücadelenin gerekçesi)
- "İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok saymaktadır." (İstanbul Hükümeti'ne ilk açık eleştiri)
- "Milletin azim ve kararı, yine milletin bağımsızlığını kurtaracaktır." (Mücadelenin yöntemi ve amacı: Milli egemenlik ve bağımsızlık vurgusu)
- "Her türlü etki ve denetimden uzak ulusal bir kurul oluşturulmalıdır." (Temsil Heyeti'nin kurulması fikri)
- Mustafa Kemal'in Askerlikten İstifası (8-9 Temmuz 1919): Amasya Genelgesi'nin ardından Erzurum'da iken, İstanbul Hükümeti tarafından görevinden alınan Mustafa Kemal, aynı gece resmi göreviyle birlikte askerlik görevinden de istifa etti. Bu durum, onun sivil bir lider olarak mücadeleye devam etme kararlılığını gösterir. Bu adımı, onun vatanseverlik, millete güven ve umutsuzluğa yer vermeme gibi özelliklerini ortaya koyar. İstanbul Hükümeti ile iş birliği yapmadığının açık bir göstergesidir.
- Mustafa Kemal'in Bağımsızlık Anlayışı: O, düşmanın sadece silah gücüne değil, aynı zamanda ideal ve inanç gücüne sahip bir milletle karşılaşacağını vurgulamıştır. Onun için "ideal ve inanç", vatanın tam bağımsızlığını sağlamak ve milli iradeye dayanmaktır. Maddi güçten çok, manevi güce ve milli azme inanmıştır.
⚠️ Dikkat: Amasya Genelgesi, Milli Mücadele'nin hem gerekçesini, hem amacını hem de yöntemini belirleyen ilk önemli adımdır. Özellikle "Milletin azim ve kararı..." maddesi, milli egemenlik ilkesinin ilk kez açıkça dile getirildiği yerdir.
4. Milli Mücadele'ye Karşı Oluşumlar ve Zararlı Cemiyetler ⚔️
- Milli Mücadele döneminde, bağımsızlık hareketine karşı çıkan veya ülkeyi bölmeyi amaçlayan çeşitli cemiyetler ortaya çıkmıştır.
- Azınlık Cemiyetleri:
- Pontus Rum Cemiyeti: Karadeniz bölgesinde bağımsız bir Pontus Rum Devleti kurmayı amaçlamıştır. Trabzon, Samsun gibi şehirlerde faaliyet göstermiş, Rum ve Ermeni göçmenleri bölgeye getirerek nüfuslarını artırmaya çalışmışlardır. Bu cemiyetler, Osmanlı topraklarını bölme ve dış güçlerden destek alma amacı gütmüşlerdir. Ancak Batı Anadolu'da teokratik bir devlet kurma gibi bir amaçları yoktur; faaliyetleri Karadeniz bölgesindedir ve etnik/milliyetçi temellidir.
- Ermeni Cemiyetleri: Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurmayı hedeflemişlerdir.
- Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:
- İngiliz Muhipleri Cemiyeti (İngiliz Dostları Derneği): Kurtuluşun İngiliz mandaterliği altına girmekle mümkün olacağını savunmuştur. Gizli faaliyetlerinde ülke içinde karışıklık çıkarmayı, ulusal bilinci zayıflatmayı ve yabancı müdahaleye zemin hazırlamayı amaçlamışlardır. Bu cemiyetin çalışmaları bölgesel değil, ulusal çapta kargaşa yaratma hedefliydi. Milli Mücadele'ye karşı faaliyetlerde bulunmuşlardır.
- Wilson Prensipleri Cemiyeti: ABD mandaterliğini savunmuştur.
- Teali İslam Cemiyeti: Halifeliği ve saltanatı güçlendirmeyi amaçlamış, Milli Mücadele'ye karşı çıkmıştır.
💡 İpucu: Zararlı cemiyetler, genellikle ya azınlıkların kendi devletlerini kurma hevesiyle ya da Türkler arasında manda ve himayeyi savunan veya saltanat/hilafet yanlısı gruplar tarafından kurulmuştur. Ortak özellikleri, ülkenin bütünlüğünü bozma veya bağımsızlık ruhuna ters düşen fikirleri savunmalarıdır.
5. Misakımillî (Milli Yemin) ve TBMM'nin Önemi 📜
- Misakımillî (Milli Yemin): Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Milli Mücadele'nin temel hedeflerini belirleyen bir ulusal antlaşmadır. Mustafa Kemal'e göre Misakımillî, tam bağımsızlığı sağlamak ve barış şartlarını belirlemek için en uygun programdır.
- Misakımillî'nin Temel İlkeleri:
- Tam Bağımsızlık: Hiçbir devletin himayesi veya mandası kabul edilemez. Kapitülasyonlar gibi ekonomik ve siyasi kısıtlamalar reddedilmelidir. Bu, Misakımillî'nin en temel ve vazgeçilmez amacıdır.
- Milli Sınırlar: Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada düşman işgalinde olmayan ve Türk nüfusunun çoğunlukta olduğu bölgeler bir bütündür, parçalanamaz.
- Halk Oylaması (Referandum): Kars, Ardahan, Batum (Elviye-i Selase) ve Batı Trakya gibi bölgelerin geleceği, halkın özgür iradesiyle belirlenmelidir. Ayrıca, Mondros Ateşkesi imzalandığında İtilaf Devletleri ordularının elinde kalan bölgelerin geleceği de halkın oylarıyla belirlenecektir.
- Azınlık Hakları: Komşu ülkelerdeki Müslüman halka tanınan haklar kadar azınlıklara hak tanınacaktır.
- Boğazlar: İstanbul ve Marmara'nın güvenliği sağlandıktan sonra, Boğazlar'ın dünya ticaretine açılması kabul edilebilir.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM): Milli iradenin temsilcisi olarak Ankara'da açılmıştır. Mustafa Kemal'e göre, her şey TBMM'nin elindedir ve bu meclisin amacı milli sınırlar içinde milli bağımsızlığı sağlamaktır.
- TBMM'nin Amaçları:
- Anadolu'daki düşman işgalini sona erdirmek.
- Misakımillî'yi hayata geçirmek (yani tam bağımsızlığı ve milli sınırları korumak).
- Bağımsızlığın uluslararası alanda tanınmasını sağlamak.
- Milli egemenliği sağlamak ve korumak.
⚠️ Dikkat: Misakımillî, Milli Mücadele'nin siyasi manifestosudur. Tam bağımsızlık, milli sınırlar ve halk oylaması gibi kavramlar, bu belgenin anahtar kelimeleridir. TBMM ise bu hedefleri gerçekleştirecek milli iradenin temsilcisidir.
6. Bağımsızlık ve Milli Egemenlik Ruhu 🇹🇷
- Milli Mücadele'nin temelinde yatan en önemli değerler bağımsızlık ve milli egemenliktir.
- Bağımsızlık: Bir milletin kendi kaderini tayin etme, dış güçlerin etkisi altında kalmadan kendi kararlarını alma hakkıdır. Mustafa Kemal, bağımsızlığı "hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvveti" olarak tanımlamıştır.
- Milli Egemenlik: Yönetme yetkisinin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır. Amasya Genelgesi'nde "Milletin azim ve kararı..." ifadesiyle, TBMM'nin açılmasıyla ve Misakımillî'de halk oylaması vurgusuyla milli egemenlik ilkesi ön plana çıkarılmıştır.
- Manda ve Himaye Reddi: Sivas Kongresi'nde kesin olarak reddedilen manda ve himaye fikri, bağımsızlık ilkesinin bir sonucudur. Hiçbir devletin koruyuculuğu altına girilmeyeceği vurgulanmıştır.
💡 İpucu: Sınav sorularında "bağımsızlık", "milli egemenlik", "milli irade", "vatanın bütünlüğü" gibi kavramlar sıkça karşınıza çıkacaktır. Bu kavramların Milli Mücadele'deki yerini ve önemini iyi anlamak, doğru cevaplara ulaşmanızı sağlayacaktır.
Unutmayın ki Milli Mücadele, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve hürriyet aşkının, azim ve kararlılığının destanıdır. Bu notlar, bu destanın önemli duraklarını tekrar etmenize yardımcı olacaktır. Başarılar dilerim! 💪