Sorunun Çözümü
Hazreti Muhammed'in Veda Hutbesi, tüm insanların eşit olduğunu, üstünlüğün soy, ırk veya ten renginde değil, yalnızca takvada (Allah'tan korkmakta ve emirlerine uymakta) olduğunu vurgular. Bu bağlamda, Emevilerin uygulamalarını değerlendirelim:
- I. Mevâli politikası: Emeviler döneminde Arap olmayan Müslümanlara (Mevâli) ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmış, onlara Araplardan daha fazla vergi yüklenmiş ve bazı hakları kısıtlanmıştır. Bu durum, Veda Hutbesi'nin ırk ve etnik köken ayrımı yapmaksızın tüm Müslümanların eşit olduğu ilkesine tamamen ters düşmektedir.
- II. Orta Asya'da Türklere baskı uygulanması: Emeviler, Orta Asya fetihleri sırasında ve sonrasında, bölgedeki Türklere karşı sert ve baskıcı politikalar uygulamış, hatta Müslüman olan Türklere bile ayrımcılık yapmıştır. Bu da Veda Hutbesi'nin eşitlik ve kardeşlik ruhuna aykırıdır.
- III. Endülüs'ün fethi için İspanyollarla savaşılması: Endülüs'ün fethi, İslam'ın yayılması ve toprakların genişletilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir askeri harekattır. Veda Hutbesi, insanlar arası eşitliği ve takvayı üstünlük ölçütü olarak belirlerken, meşru askeri fetihleri yasaklamaz. Bu nedenle, Endülüs'ün fethi için savaşılması doğrudan Veda Hutbesi'nin ruhuna ters düşen bir uygulama olarak kabul edilemez. Hutbe, savaşın kendisinden ziyade, savaş sonrası veya genel olarak insanlar arası ilişkilerdeki ayrımcılığı ve üstünlük iddialarını reddeder.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, Emevilerin Mevâli politikası ve Orta Asya'da Türklere uyguladığı baskı, Hazreti Muhammed'in Veda Hutbesi'nde vurgulanan eşitlik ve kardeşlik ruhuna ters düşmektedir.
Cevap C seçeneğidir.