Hz. Muhammed (sav.) Medine'ye hicret ettiğinde, şehrin sosyal yapısı kabileler arası çatışmalarla (özellikle Evs ve Hazrec kabileleri arasında) ve farklı inanç gruplarının (Müslümanlar, Yahudiler, müşrikler) varlığıyla oldukça karışıktı. Bu durum, toplumsal birliğin ve barışın sağlanmasını acil bir ihtiyaç haline getiriyordu.
- A) Medine'nin liderliğini ele geçirmek: Peygamberimizin öncelikli amacı kişisel liderlik değil, ilahi mesajı yaymak ve adil bir toplum düzeni kurmaktı. Liderlik, bu düzenin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
- B) İslam'ı kabul etmeyenleri Medine'den çıkarmak: Bu, Peygamberimizin hoşgörü ve birlikte yaşama prensiplerine aykırıdır. Medine Sözleşmesi (Anayasası), farklı inanç gruplarının bir arada barış içinde yaşamasını güvence altına almıştır.
- C) Medine'de toplumsal barışı sağlamak: Bu, Peygamberimizin Medine'deki ilk ve en önemli hedeflerinden biriydi. Medine Sözleşmesi ile kabileler arası düşmanlıklar sona erdirilmiş, Müslümanlar, Yahudiler ve diğer gruplar arasında bir arada yaşama prensipleri belirlenerek toplumsal barış ve düzen tesis edilmiştir. Bu, yeni kurulan İslam devletinin temelini oluşturmuştur.
- D) Medine'yi ticaret merkezi hâline getirmek: Ticaret ve ekonomik kalkınma önemli olsa da, toplumsal barış ve istikrar sağlanmadan sürdürülebilir bir ekonomik gelişme mümkün değildir. Bu nedenle, barışın tesisi öncelikliydi.
Bu bağlamda, Medine'de var olan kabile çatışmalarına son vermek, farklı inanç ve etnik grupları bir arada yaşatacak bir düzen kurmak, yani toplumsal barışı sağlamak, Hz. Muhammed'in (sav.) Medine'ye geldiğinde üzerinde durduğu en önemli husustur.
Cevap C seçeneğidir.